200 yıl sonra değişen adresler

Olmak ya da Olmamak

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Ordusu ile İstanbul üzerine yürüdüğü zaman Osmanlı devleti Avrupalı devletlerden yardım istemiş, Avrupalı devletlerin müdahil olmaları sonucu oğul İbrahim Paşa Kütahya’dan geri dönmüştü.

Sonrasında bölgede meydana gelen bütün gelişmelerin öncesinde ve sonrasında mutlaka Batılı başkentlerden birinde toplantı yapıldı. Kararlar alındı ve uygulandı.

1854 Kırım Savaşı ve ardından Paris Antlaşması. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı ve Berlin Antlaşması.

Birinci Dünya Savaşına doğru gittiğimiz yıllarda Rusya, İngiltere, Fransa arasında gerçekleşen Ravel Buluşması ve Osmanlı topraklarını kendi aralarında bölüşmeleri…

Batı dünyasının öylesine baskın olduğu bir çağda yaşıyorduk ki emperyalizme karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşımızın antlaşması bile Lozan’da imzalanmıştı.

Kısacası Berlin, Paris, Lozan, Londra Cenevre ve nihayet 20. yüzyılda Vaşington, dünyanın dört bir yanında yaşanan sorunların çözümü için toplanılan adresler oldu.

Astana, Soçi, Ankara, Tahran….

Yaklaşık bir yıl öncesinden başlayan Astana görüşmeleri ile tarihi bir eşikten geçiyoruz.

Astana’da, Batılı ülkeleri dışlayarak önce Dışişleri Bakanlarının bir araya gelmesi ile başlayan süreç, daha sonra liderlerin bir araya gelmesi ile devam etti.

Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin Astana’daki ilk buluşmalarını, daha sonra Soçi ve nihayet önceki günkü Ankara buluşması takip etti.

Astana süreci Suriye’deki iç savaş sürecini köklü bir şekilde değiştirdi. Şimdi artık Astana’da, Soçi’de Ankara’da kararlar alınmakta ve alınan kararlar hayata geçirilmektedir.

Liderlerin bundan sonraki buluşma adresi ise Tahran olacaktır.

Tekrar edelim; bu buluşmalarda ABD başta, hiçbir Batılı ülke yoktur.

Yani artık 200 yıldan bu yana ilk defa bölgemizde meydana gelen gelişmelerin kaderi Batılı merkezlerde değil, Bölge merkezlerinde ve bölge ülkeleri tarafından belirlenmektedir.

Dünyamız artık yeni bir çağa adım atmıştır. Astana buluşmaları, işte bu çağın en önemli kanıtlarından biridir.

Ekonomik güç

Bu durumu açıklayan nedenler üzerinde kısaca duracak olursak;

  1. Ekonomik bakımdan dünyanın ağırlık merkezi artık Atlantik değil, Asyadır. IMF’nin açıkladığı rakamlara göre 2017 yılında, satın alma gücü paritesi üzerinden yapılan hesaplamalara göre Çin’in ekonomik büyüklüğü 23 Trilyon dolar, ABD’nin ise 19 trilyon dolardır.

Bütün veriler Hindistan’ın önümüzdeki 15-20 yıl içinde dünyanın dördüncü veya beşinci büyük ekonomik gücü olacağını gösteriyor.

Bir bütün olarak Asya bugün dünyanın üretim merkezidir, ekonomik motorudur.

En basit gerçektir: Ekonomik güç neredeyse söz de oradadır.

Bölgesel birliklerin askeri gücü

  1. Artık bölgesel Birlikler çağındayız. Bölge ülkelerinin dünyanın her tarafında bir araya gelmeleri yeni güç merkezleri yaratmıştır.

Türkiye, Rusya, İran, Irak ve Suriye’nin fiilen bir araya gelmesi; dünyanın en büyük askeri gücünü çaresiz bırakmıştır. ABD’nin Kerkük’ten tek kurşun atmadan geri çekilmesi tarihi bir dönüm noktasına işaret eder.

Trump’ın son olarak yaptığı“Suriye çıkacağız” açıklaması da, aslında Bölge ülkelerinin bir araya gelmeleri ile oluşan askeri güç karşısında çaresizliğin itirafından başka bir şey değildir.

Türkiye’nin kamp değiştirmesi

Bir zamanlar “Çin Uyanınca Yer Yerinden Oynar” sözü çokça edilmişti. Yazar Alain Peyrefitte’nin kitabının adıydı.

Gerçekten öyle oldu. Çin uyandı ve yer yerinden oynadı. Çin’in uyanmasının sonucunda Dünyamız artık başka bir Dünya’dır.

Günümüz gelişmelerini anlatmak için ise cümleyi şöyle kurmak gerekiyor. “Türkiye Kamp değiştirince yer yerinden oynar!”

Şimdilerde yaşadığımız olay tam da budur.

Ergenekon Balyoz duvarlarının yıkılması, ABD’nin “sahadaki kara gücü”ne karşı Vatan Savaşı’nın başlaması, Gladyonun (FETÖ) devlet içinden temizlenmesi, 15 Temmuz ABD darbesinin ezilmesi, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları; bütün bunlar Türkiye’nin ABD ile karşı karşıya geldiğini gösteriyor.

Ekonomik olarak zaten uzun süredir Avrasya’da nefes alıp veriyoruz. Çin, Rusya ve Almanya en büyük ticaret ortaklarımız.

Halkımızın yüzde doksanından fazlası ABD’yi dost olarak görmüyor, NATO’dan çıkmayı savunuyor.

Kısacası Türkiye kamp değiştirmektedir. Ve Türkiye’nin kamp değiştirmesi dünya çapında nemli bir olaydır. Gerçekten de yer yerinden oynamaktadır.

Türkiye’nin rolü

Türkiye, herhangi bir ülke değildir. İslam Dünyasının ekonomik ve siyasi bakımdan en önemli ülkesidir. Yani Türkiye kamp değiştirdiği zaman İslam Dünyasının bütününü etkiler ve harekete geçirir.

Jeostratejik konum bakımından herhalde Türkiye ile kıyaslanabilecek ikinci bir ülke yoktur. Türkiye’nin içinde yer aldığı taraf, dünya çapında rekabette büyük avantaj kazanır.

Onun için Atlantik Sistemi’nin Türkiye’yi kaybetmesi, aynı zamanda Atlantik çağının da bittiği anlamına geliyor.

İşte bütün bunlardan dolayı Dünyanın kaderi 200 yıldır Batılı merkezlerde belirleniyordu.

Ama artık değil….

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir