ABD, artık Türkiye’de etkili olamıyor; sonuç alıcı oyun kuramıyor

Rıza Zelyut, Aydınlık’taki köşesinde 4 Ağustos 2014 tarihli “Fethullahçılar, Başbakan Erdoğan’ı nasıl teslim aldılar?” başlıklı yazısında, geçmiş dönemde Gülen cemaatinin Erdoğan üzerindeki hâkimiyetinin kaynağını tartışıyor; Erdoğan’ın cemaat tarafından teslim alınması ve “her istediğini vermesi”ni iki sebebe bağlıyor.

ULUSALCI DARBEYLE KORKUTARAK YÖNLENDİRME

Birinci etkenin korkutma olduğunu, “ulusalcıların darbe yapacağı” yalanıyla korkuttuklarını belirterek, Taraf Gazetesi’nin bu yalanı gerçekmiş gibi göstermek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla kurulduğunu vurguluyor. Taraf’taki kadronun, “FETÖ’nün operasyon ayağı” olduğunu belirtiyor.

FETÖ’CÜ POLİS ŞEFLERİNİN “SENİ ÖLDÜRMEK İSTİYORLAR” YALANI

Diğer yolun ise, “seni öldürmek istiyorlar!” tuzağı olduğunun altını çizerek, burada temel aktörlerin FETÖ’cü polis şefleri olduğunu belirtiyor. Zelyut bunu şöyle ifade etti: “FETÖ’cü polis müdürleri Erdoğan’ın huzuruna çıkıyorlar, suikast planları sunuyorlardı. Fethullahçı istihbarat polisleri, bu tuzağı arkalarında duran ABD’li ajanlarla birlikte kotardılar. Erdoğan’ı kandırmak için belgeler uydurdular. Hatta sesleri kesip biçerek yalandan kanıt imal ettiler. Görsel malzemeler düzenlediler. FETÖ’cü polisin bu oyununda sanıyorum ki MİT içindeki ve asker içindeki uzantılar da kullanıldı (…) İki de bir basına bu türden uyduruk haber sızdırdılar. Kamuoyunu ve özellikle AKP’lileri de buna inandırdılar. Böylece kuşatılan ve korkutulan Erdoğan, kurtuluşu Fethullahçılara teslim olmakta gördü. Sadece kendisini değil devleti bile onlara teslim etti.”

Zihinlerde o günler canlandırılırsa bu anlatılanların gerçek olduğu, sadece Erdoğan’a değil, Parlamento’da “ağlamaktan sorumlu Devlet Bakanı”nın evinin çevresinden geçen subayların suikast düzenleyecekleri iddiasıyla yaka paça alındığını falan hatırlayacaklardır.

Geçmişte işe yaradı ya; şimdi yeniden piyasaya sürüldü eski taktikler.

GENE AYNI OYUN; GENE AYNI

KAYNAK: ABD VE CİA; ULUSALCILAR DARBE YAPACAĞI YALANI

Erdoğan gene darbe ile korkutulmaya çalışılıyor.

Psikolojik savaş kaynağı gene aynı: ABD ve CİA…

İlk girişim ise Pensilvanya’dan geldiği belirtiliyor. Fethullah Gülen, “15 Temmuz darbe girişimi ulusalcıların işi olabilir!” açıklaması yaptı.

Zelyut açıklamalarını sürdürdü:

Anlamı ise “ulusalcılar sana darbe yapacak!” sözünün başka bir biçimde söylenmesidir.

Ardından ABD’nin İsrail etkisindeki kesiminin sözcüsü, CİA’nın psikolojik savaş uzmanı Micheal Rubin, Doğu Perinçek’in ve emrindeki ulusalcıların darbe yapabileceğini ileri sürdü.

Bu arada sahneye Türkiye gazetesi çıktı; ulusalcıların darbe yapabileceğini manşete taşıyan bir yayın yaptı.

Sonra çeşitli gazetelerde kripto FETÖ’cü yazarlar sahne aldı; ulusalcıların darbe yapabileceği yalanını dillendirmeye başladı.

Cumhuriyet Gazetesi’nde Nuray Mert, Erdoğan’ı Kemalistlerle mücadeleye çağırdı.

Kripto FETÖ’cüler ve ABD/CİA elemanları makaraları geriye sararak 2004’lerde şartlara uygun bir ortam hazırlamaya çalışıyorlar.

Zelyut, bunun mümkün olup olamayacağı konusunda ise şöyle ifadeler kullanıyor:

“Geçmişte yaşananlara bakınca, bu olanaksız diyemeyiz. Çünkü Erdoğan bunca gürlemesine karşın kendine tam güvenemiyor. Sadece askerle ilişkisinde değil devletin diğer kurumlarıyla olan ilişkisinde de kuşkulu, ürkek… Her an oralardan bir tehlike gelecekmiş havasında. Bu yüzden de devleti kuran temel değerlerle el altından bir savaş yürütüyor. Laiklik, bilimsel ve akılcı eğitim, çağdaş hukuk onun gözünde darbe güçleri gibi. Fethullahçıların yerine başka tarikat gruplarının beslenmesi; eğitim işinin inatla Ensar Vakfı gibi iğrenç suçların işlendiği bir vakfa verilmeye çalışılması; Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk’e saldırıların görmezden gelinerek özendirilmesi; kadınların mahalle baskısıyla kapatılması vb… Bunlar gösteriyor ki en azından Cumhurbaşkanı, başında olduğu devlet ile barışık değil. İnsan olarak, bu kaldırılması kolay bir yük değil.”

Son olarak da Zelyut, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “eski alışkanlıklarından kopabilen bir esneklikte olmadığı”nı, “o yüzden kripto FETÖ’cüleri tercih edeceği”ni iddia ederek yazısını noktalıyor.

AMA KAZIN AYAĞI ARTIK AYNI VE ÖYLE DEĞİL; YANİ YEMİYOR!

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanlışları olsa da bu konudaki pratik Zelyut’u tekzip ediyor.

YAŞ kararlarıyla Jandarma Genel Komutanlığındaki son kararlar bu görüşümüzü destekler boyuttadır.

Emekli generallerden ve amirallerden Yaş kararlarının yorumlarını basında okuduk. Örneğin emekli Amiral Soner Polat, YAŞ’ta Balyoz-Casusluk kumpas mağdurlarının terfi ettirildiğini, atamalarda bir dengenin gözetildiğini, -ABD kaynaklı Kemalistlerin darbe yapacağı söylentileri, CİA psikolojik savaş uzmanı Rubin’in darbe Twitterları, ABD/ FETÖ elebaşısı Gülen’in “15 Temmuz’u ordudaki ulusalcılar yapmış olabilir” mealindeki demeçleri kapsamında- YAŞ’ta fitne fesadın boşa çıkarıldığını, YAŞ’ın ilk amacının ordunun savaş gücünün arttırılması olduğunu vurguladı. (İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ 

YAŞ KARARLARINDA ABD’NİN

BEKLENTİLERİNİN TERSİNE ORDUNUN BİRLİĞİ ESAS ALINDI

Öte yandan eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin ve emekli Tuğgeneral Babüroğlu YAŞ kararlarının, ABD’ye bir yanıt olduğuna dikkat çekti. Ayrıca bu iki eski komutan, YAŞ kararlarının ABD’nin lehine olmadığı ve ordunun birliğinin esas alındığını vurguladılar.

HEM SİYASİ İKTİDAR HEM DE YAŞ ABD TUZAĞINA DÜŞMEDİ

Pekin “ABD, TSK’daki ulusalcıların, milliyetçilerin temizlenmesini istiyordu. Bildiğiniz üzere ‘ulusalcılar darbe yapacak’ söylentisi yaydılar. Buradaki tabir, demokrasiye bağlı, ülkesini seven, liyakat sahibi askerleri kastediyor; bunların emekli edilmesini düşünüyorlardı” şeklinde saptamada bulunarak, “olmadı. Hem siyasi iktidar hem de YAŞ üyeleri bu tuzağa düşmediler” dedi.

Ayrıca “Türk Silahlı Kuvvetleri milli bir ordu olma, halkın, milletin ordusu olma yönünde bu YAŞ ile birlikte önemli bir adım attı diye söyleyebilirim” diyen Pekin, 2007’den beridir kumpaslara ve tasfiyelere uğrayan ordunun bu YAŞ ile yeniden güçleneceğine dikkat çekti. Terfi ettirilen 68 albayın, önümüzdeki süreçte ordunun açığını telafi edecek isimler olduğunun altını çizen Pekin, “2007’den beridir tasfiyeye uğrayan TSK’nın ihtiyacı bu isimlerle sağlanacak. Birkaç sene içinde FETÖ’nün yol açtığı tahribat da ortadan kaldırılacak. Şu anda TSK içinde kripto veya değil, FETÖ’cü isimler var. Bunların da tasfiye edilmesi gerekiyor. Bu yeni gelen komuta kademesi bunları yapacak. Bunun adı yeniden inşadır. Türkiye’nin TSK’ya önümüzdeki 10 senede çok büyük ihtiyacı var. Çünkü önümüzdeki 10 senede Türkiye gerek karşılaştığı sıcak çatışmalarda gerekse caydırıcı güç olarak kullanmak zorundadır” şeklinde değerlendirmede bulundu. (İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ)

ABD, bugün dünyada gerileyen, çöken bir emperyalist devlettir. Dünya jandarmalığını sürdürmesi için ne ekonomisi elverişlidir ne de dünya dengeleri. ABD artık eskisi gibi dünyada oyun kurucu olamamaktadır. Son dönemde girdiği bütün savaşları kaybetmiş bir kuvvettir. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de kaybetmiş, yenilmiş ve kaybetme sürecine girmiş bir devlettir. Bölgemizdeki emperyalist projesi olan Büyük Ortadoğu projesi (BOP), ilerletilemeyen, yer yer parçalanan, yer yer bizzat vaktiyle başına oturtulanlar tarafından Fırat Kalkanı gibi harekâtlarla darbe vurulan bir kuvvettir. 15 Temmuz CİA casusluk örgütü FETÖ’cü darbe kalkışmasının bastırılması ABD’nin artık dünyada ve bölgemizde her istediğini yapabilen ali kıran baş kesenlikten çıktığının kanıtıdır. En önemli projelerinden biri olan Açılımın sona erdirilmesi ve “kara gücüm” dediği bölücü terör örgütü PKK’nin hendeklere gömülmesi bir başka kanıttır. Küçücük ama dik duruşlu, demir yürekli lidere sahip Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) karşısında bile ezik büzük durmaktadır. En son olarak 25 Eylül 2017 tarihinde Barzani’nin ilan ettiği Kürdistan’ın bağımsızlığı referandumundan bile bölgesel güçbirliği sebebiyle ertelenme girişimleri başlamış durumdadır.

O nedenle Erdoğan da bilmektedir ki; Türkiye’yi FETÖ’ye ve ABD’ye teslim olarak ne yönetebilir ne de ayakta kalabilir; tam tersine rahmetli Menderes’in akıbetini paylaşır. Avrasya yolculuğundan geri dönme ve Kemalistler-ulusalcılarla- başlattığı ittifaktan vazgeçme şansı bulunmamaktadır.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir