Askeri arazilerde rant ve talan endişesi

Askeri Alandaki Arazinin Yüksek Değeri

Birilerinin İştihasını Kabartıyor; Ama Alet Olanlar Kimler?

15 Temmuz FETÖ kalkışmasını izleyen süreçte OHAL kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile askeri okulların kapatılması, askeri kışlaların kent dışına çıkarılması kamuoyunun zihninde kuşku akrebinin sarı küt kuyruğunu sağa sola sallayarak dolaşmasına neden oldu. Hemen hemen bütün askeri araziler rant peşinde koşanların iştihasını kabartacak kadar kentlerin en değerli ve gözde yerlerinde bulunmaktadır. Askeri arazilerin ve okulların emlak değeri yüksek bölgelerde olması büyük şirketlerin iştahını kabartıyor.

GENELLİKLE YEŞİL ALANLARLA KAPLI; YAPILAŞMAYA AÇILMAMIŞ DEĞERİ YÜKSEK ALANLAR

Örneğin İstanbul’un arazi mülkiyetinin yüzde 10’u askeri alanlara ait olduğu belirtiliyor. Bu alanların büyük kısmı ise orman niteliğini koruyan yapılaşmaya açılmamış alanlar olduğuna dikkat çekiliyor. Bu alanlar yapılaşmamış olmaları ve bitki örtüsünü korumaları kentler için çok önemli olduğu ifade ediliyor.  (TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar)

BİNBAŞI MARUF KIŞLASI RANT PEŞİNDE KOŞANLARIN İŞTİHASINI KABARTIYOR

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimini izleyen günlerde ilimizde de askeri arazilerin iştah uyandırdığının işaretleri ortaya çıktı. Binbaşı Maruf Kışlasının bulunduğu geniş arazi konusunda biri sosyal medya üzerinden diğeri de BUTSO’daki ikinci toplantısını yapan Burdur Eleele Birliği’nde dillendirildi. “Tam zamanı” diye fırsatçılığını da ilan ediyordu. Nasıl olsa ordunun kolu kanadı kırılmış, FETÖ’cü darbe girişiminin ezikliği altındaydı. İtibarı dip yapmıştı. Ses çıkaramazdı. Bu konudaki beceriklilik konusunda, orduya ve milli kuvvetlere yapılan Amerikancı Ergenekon, Balyoz operasyonlarında AKP’li Belediye Başkanlığı döneminde askeri gazinonun bir anda İstasyon Çay Bahçesine dönüşüvermesi fikir veriyordu.

FİKİR, KENDİNİ SOLDA TANIMLAYAN BİRİLERİNDEN GELİRSE!

Ancak bu kez fikrin, kendini solda tanımlayan çevrelerden gelmesi çok manidardı. Hele hele adında Atatürk’ün ismini taşıyan bir derneğin şube başkanının Mustafa Kemal’in askerlerinden oluşan bir ordunun soluk alıp verdiği alanlarına göz diken fikir üretmesinin, rant peşinde koşan çevrelerin ağzının suyunu akıttığı bir ortamda çok büyük bir gaflet ve dalalet olduğu belirtiliyor.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir