“AZERİ” Mİ…? “AZERBAYCAN TÜRK’Ü” MÜ…?,

Osman Erenalp yazdı…

“TRT Avaz” kanalında “Azerin’le Tek-Yürek” programının konukları Emel TAŞÇIOĞLU ve Vedat Kaptan YURDAKUL.

Azerin, Emel TAŞÇIOĞLU’nu “türkülerin anası” diye takdim ediyor. O bunu fazlasıyla hak ediyor. Okuduğu her türküye can katan bir hanım sanatçımız. Türküler onun dilinde başka hal alıyor. İlk türküsü Celal GÜZELSES’ten alınma bir Diyarbakır türkümüz. “Bahçede yeşil çınar”. Türkünün aslında “hıyar” diye geçer, ama TRT repertuarında “çınara” çevrilmiş. “Çınar” ve “boy” o da yakışmış ancak, türkünün aslı bu. Video kaydı var dileyen bakabilir.

 İkinci türkünün sözleri Karacaoğlan’a ait:

“Girebilsen bu sinemde neler var

Gülüp oynadığım ele karşıdır

Sabahın seheri günden ileri

Ben kimi sevmişim senden ileri

Ziyaret olmuşsun kurban istersin

Kurban bulamadım candan ileri”

Bir duygu ancak bu kadar güzel söze dökülebilir. İyi ki Karacaoğlan gibi değerlerimiz var.

Vedat Kaptan YURDAKUL da ayrı bir değer. Ondan dinlediklerimiz de Türk Sanat Müziğimizin özlemini çektiğimiz parçaları. O konuda konuşmak bizi aşar. O erbabının işi. Zaten de sözünü edeceklerim bunlar değil.

Programın sohbet bölümünde bu iki sanatçıya “Türk Dünyası hakkında neler demek isterdiniz? Buna dair ne sözünüz var” diye soruluyor.

Vedat kaptan YURDAKUL Türkmenistan seyahatlerinden bahisle “Ayrı devlet ama aynı milletiz” diye bağlıyor.

Emel TAŞÇIOĞLU da; “Siz Azeriler konuşuyorsunuz, dinlemekten çok keyif alıyorum. Köklerimiz orada” diyor. Cümlesinin içinde “Azeri” , “Azeriler” geçti diyerek Azerin sözü alıyor. Bilerek bilmeyerek düştüğümüz bir hataya dikkat çekiyor. Herkese ders olacak bir hususa açıklık getiriyor, diyor ki;

“Bir şeyi rica ediyorum sizden. Bu tek menim ricam değil, inanıyorum ki tüm Azerbaycan’ın arzusudur. Biz “Azeri” değiliz, “Türk’üz”. “Azerbaycan Türk’üyüz”. Ayrı olan lehçemizdir. “Erzurum lehçesi”, “İstanbul lehçesi” gibi. Bize “Azeri” demeyin. “Azeri” dedikleri İran’da balaca bir aşirete verilen addır. Oradaki kardeşlerimiz de zaten kendine Türk diyorlar” (Sizce de farklı yapmıyor mu bu duyarlılık bu programı diğerlerinden)

Ardından iki “mahnı” daha okuyor, sırayı yeniden Emel TAŞÇIOĞLU’na veriyor. O da tarzının dışına çıkıp “ilk kez” dediği bir Azerbaycan “mahnısını” seslendiriyor. Azerin, onu çok başarılı bulduğunu belirtince de; “Siz bir Azerbaycan Türkü olarak beğendiyseniz mesele yok” diyor. Bu kez “Azeri” değil, “Azerbaycan Türk’ü” diyor. Maksat da hasıl oluyor. Yerinde bir müdahale daha sahnede iken karşılık görüyor.

Çöplüğe dönüşen müzik piyasasında, repertuar kurulu halk olan, elemeden geçmiş, türkülerimizi ve Türk Sanat Müziğini dinleme keyfini yaşatıyorlar bize. Birlikte okunan “Erkilet güzeli” türküsüyle program son buluyor. Azerbaycan’ın devlet sanatçısı da olan Azerin sözü; “Allah Teâlâ Türk Dünyasını korusun” diye bağlıyor. Yürekten katılıyoruz onun bu dileklerine.

Kanalların birbirine benzediği, aynı sözlerin, aynı yüzlerin kanal kanal dolaştırıldıkları bir zamanda “Azerin’le tek yürek” programıyla ferahlıyor yüreklerimiz.

Dersimizi de alıyoruz eğlenirken.

“Azerbaycan Türk’ü” bir Hanım sanatçımız bizi düşündürüyor.

“Türkistan” dururken “Orta Asya”, “Atatürk” yerine “Mustafa Kemal” diyenin bilinçli şekilde bu iki değerin içinden neyi ayıkladıklarına bakmalı. Şüphe yok ki orada ayıklanan “Türk” sözcüğüdür ,“Türklüktür”.

O yanlışa düşmemek lazım.

“Sezar’ın hakkını Sezar’a” ise…,

Türk’ün hakkını da Türk’e…

“Osmanlı” derken de unutmayalım.

Devlet varsa onun öznesi de vardır.

“Osmanlı”nın öznesi Türk’tür.

Mayası, omurgası Türk’tür.

Adı da imparatorluk değildir.

“Osmanlı Türk Cihan devletidir” .

Ayrı bedenlerde atsalar da, Kazak Türk’ü-Kırgız Türk’ü-Özbek Özbek Türk’ü-Türkmen Türk’ü-Tatar Türk’ü-Başkurt Türk’ü-Uygur Türk’ü, tüm “Türk Dünyası” “tek yürektir”.

Bunu işaret etmiştir bu program bize.

Umarız yeni sezonda yayından kaldırılmaz, devam eder.

Hayırlı Ramazanlar…

 

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir