Barış Ayten’in kurultay değerlendirmesinin tahlili/ 2

Önceki yazımızda barış Ayten’in içi boş, içeriği delik, aynı zamanda PKK ve Öcalan’ın da kullandığı uydurma kavramları ile milletimizin 150 yıldır 4 büyük krize cevap olarak verdiği 4 devrim hakkında görüşlerimizi ilettik kamuoyuna.

Bu yazımızda 35’nci Kurultay’ın mahiyeti ve tarihsel süreçteki ve CHP tarihindeki yıkıcı rolünü göreceğiz.

***

Gelelim Kurultay’ın değerlendirilmesine:

CHP’NİN35’NCİ KURULTAY’INDAN YILAN ÇIKTI

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. 35’nci Kurultay’la CHP kendi tabanında bile umut olmaktan çıkma sürecine girmiş sayılabilir. Bütün alayiş ve sitayişle sahneye fırlayan muhalif genel başkan adaylarının kurultayın arifesinde havlu atmaları, hele hele özel bir uzlaşmayla çıkabildiği Silivri toplama kampını ve Ergenekon “kahramanlığı” halesini kullanmaya çalışan Balbay’ın, 126 yeterlilik imzasını bile bulamayarak hayallerinin bir avuç sabun köpüğü gibi uçup gitmesini seyretmesi tam bir rezalet durumu ortaya çıkardı. Kılıçdaroğlu’nun seçime rakipsiz girmesi, yeni CHP’nin ne kadar kısırlaştığının ve gelecek-umut vadetmediğinin bir tezahürüdür.

6’ncı ve 11’nci maddeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin altına konan bir dinamit olmasına rağmen 21 maddelik sonuç bildirisine hiçbir delegenin itiraz etmemesi, trajikomik ve ağlanası bir gelişmedir. “Silopi’de kaybeden PKK’nin 35’nci Kurultay’da kazanması durumu” olarak değerlendirilmesinde hiçbir haksızlık yoktur. Nitekim hemen akabinde PKK önderlerinden övücü sözler sökün etmiştir. Hatta Heze Pozat, ulusalcılar tasfiyesi talimatı bile vermektedir.

İşte o 2 madde!

6) Merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk paylaşımı, halkın ihtiyaçlarını gözeterek, en üst düzeyde katılım sağlanabilecek şekilde belirlenmelidir. Yerel yönetimler güçlendirilmeli, bu doğrultuda ilk adım olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhler kaldırılmalıdır.

11) Kürt sorunu salt güvenlikçi politikalarla çözülemez. Toplumsal barış, yalancı çözüm süreçleri ile inşa edilemez. Etnik köken ve inanç temelinde siyaset kıskacına alınmış olan sorun, barışın toplumsallaştırılmasını hedefleyen Üçüncü Yol Perspektifi ile aşılmalıdır. Kürt sorunu eşit yurttaşlık temelinde, milletin temsil edildiği TBMM zemininde toplumsal uzlaşma ve ortak akıl ekseninde çözülmelidir.

Görüldüğü gibi, Kurultay’dan yılan çıktı diye başlık atarken doğru söylemişiz; çıkan özerklik yılanı…

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki muhalefet şerhinin kaldırılacağı ve Kürt sorununun eşit vatandaşlık temelinde toplumsal uzlaşma ile çözüleceği vaadedildi. Amerika ve PKK’den de hemen aferin geldi.

İKİZ İHANET YASALARI SOYUNDAN…

Peki, vatansever CHP’liler “özerklik” kararını savunacak mı?

Barış Ayten’in, eminim dikkatlice okuyup üzerinde düşünmediği bildirinin bu 2 maddesinin bu kadar ağır vahamet taşıdığını algılasaydı o kadar coşkulu ve heyecanlı bir şekilde savunmaz; reddederdi. Ayten’in bu kadar vatansever ve Atatürkçü olduğuna eminim.

Peki, bu “özerklik şart denen neyin nesidir? İlk başlangıçta özgürlükten geliyor izlenimi vermektedir. Bir de açılımı düşünülürse ilerici ve devrimcilerin beynini ateşlemektedir: “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı…”

Nedir bu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı denen sözleşme?

AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI, KÜRESELLEŞME

SÜRECİNDE MİLLİ DEVLETLERİ TASFİYE AMAÇLI EMPERYALİST BİR SÖZLEŞMEDİR

15 Ekim 1985 tarihinde imzaya açıldı. Türkiye anlaşmayı 21 Kasım 1988’de imzaladı. Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi bölme ve Sevr uygulama hayallerinin, milli devletleri yok etme küreselleşmeciliğinin bir uygulaması olarak gündeme gelmiş emperyalist bir sözleşmedir.

(ŞART’IN ORİJİNALİ İÇİN TIKLAYINIZ/  Şart’ın çekince konan maddeleri siyah puntolarla yazılmıştır.)

“Yerinden yönetim” gibi kulağa ve ilerici zihniyet ve vicdana hoş gelen bir söylemle “özerklik” ve “özyönetim” isteği HDP önderlerinin ağzından Birgül Ayman Güler’in kaleminden şöyle ifade ediliyor:

(HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ)

Silah ve hendekle “demokratikleşme mücadelesi” verenlerin, “yerinden yönetim modeli” istediklerinin satırbaşları şöyle ifade ediliyor Ayman tarafından:

-Bir veya birkaç komşu şehri kapsayacak biçimde Özerk Bölgeler oluşturulsun.

-Özerk bölgelerin meclisleri ve meclisler içinden seçilmiş özyönetim organları olsun.

-Özerk Bölgeler TBMM ve merkezi yönetimde de temsil edilsin.

-Özerk bölgeler üzerinde merkezi yönetimin hiçbir vesayet denetimi olmasın.

-Özerk bölgelerde farklı halklar ve inanç toplulukları meclisleri kurulsun, bunlar özerk bölge yönetimine doğrudan katılsın.

-Her kademedeki eğitim bunlara bırakılsın.

-Yerel diller de resmi dil olarak kabul edilsin.

-Bütün anadiller, Türkçe’nin yanı sıra eğitim ve öğretim dili olsun.

-Özerk bölgeler dil, tarih, kültür alanında her türlü çalışmayı yapabilsin.

-İnanç ve ibadet hizmetleri özerk kurumlara devredilsin.

-Özerk bölgeler sağlık ve tedavi hizmetleri sunabilsin.

-Yargı sistemi ve adalet hizmetleri buna uygun olarak yeniden düzenlensin.

-Özerk bölgeler toprak, su, enerji kaynaklarının işletilmesini üstlensin, bu üretimden pay alsın.

-Özerk bölgeler tarım, hayvancılık, sanayi ve ticaret dâhil her alanda genel yetkili olsun.

-Özerk bölge her türlü kara, hava, deniz ulaşım hizmetlerini sunsun ve denetimini sağlasın.

-Bütçeleme Özerk Bölge Yönetimine devredilsin.

-Bazı vergiler özyönetim birimleri tarafından toplansın.

-Özerk bölgede resmi yerel güvenlik birimleri kurulsun.

DİYARBAKIR/ SUR-SİLOPİ-CİZRE HENDEKLERİYLE AYNI DÖNEMDE CHP’DE DE HENDEKLER KAZILDI

PKK’nın Doğu Anadolu’nun bazı il ve ilçelerinde özerk bölgeler ilan ettiği ve bunları savunmak için hendekler kazdığı ve güvenlik güçleri ile günlerce süren çatışmalara girdiği bir dönemde, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”nı hedefleri arasında alarak bildirgesinde yer vermesi ve “Kürt sorunun çözümünün için eşit vatandaşlık temelinde toplumsal uzlaşma ile çözüleceği” ifadelerine yer verilmesi dikkat çekti.

PKK’NIN TALEPLERİ

PKK taleplerinin başında gelen “özerklik şartı”nı genel kurultay kararı olarak oy birliğiyle aldı.

Kurultay bildirgesinde yer alan Kürt sorununun “eşit vatandaşlık” temelinde çözüleceği vurgusuna da delegelerden itiraz gelmedi. Türk milleti yerine önerilen “eşit vatandaşlık” tanımını Öcalan, İmralı pazarlıkları sırasında ön koşul olarak gündeme getirmişti.

CHP kurultay bildirgesine giren ve muhaliflerin de itiraz etmediği, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” ve “Eşit vatandaşlık” konusu PKK’nın ve Öcalan’ın talepleri arasında da yer alıyor. Bu konu HDP milletvekilleri ile Öcalan arasında İmralı’da yapılan görüşmelerde de gündeme gelmişti. Basına sızan görüşme tutanaklarında Öcalan, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konan çekincelerin kaldırılması şimdilik yeter” ifadesini kullanıyordu.

ESKİ VATANSEVER/ ATATÜRKÇÜ CHP’LİLER NE DİYOR?

Eski CHP Milletvekili Şahin Mengü: “CHP tarihinde bu kadar tehlikeli bu kadar yanlış bir kurultay kararı yoktur. CHP’nin başında Kılıçdaroğlu kaldığı sürece ülkenin bölünmesine hizmet ediliyor. Kılıçdaroğlu’nun tekrar seçilmesinden sonra AKP’den yeni hamleler başladı. Örneğin uçaklarda Kürtçe anons yapılacakmış. Bu ihanettir.”

Eski CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol: “Anlaşılıyor ki bu yolla 66. madde kaldırılacak. CHP yönetimi sıkışınca CHP’nin geçmişinden bahsediyor. Nedense bu kurultaylara yakın zamanda ivme kazanıyor. Kurultaydan sonra da gündemden düşüyor.”

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: “Avrupa Özerklik Şartı’nın bazı maddelerinin kabulü anayasa değişikliği gerektirir. Eşit vatandaşlık denildiği zaman sanki eşit değilmiş gibi anlaşılıyor. Biz Osmanlıyı yıkıp ulus devleti kurduk. Bunu mu değiştirecek CHP? Ulus devleti mi değiştirecek?”

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir