Bölgemizde neler oluyor?

Bölgemizdeki olayları nasıl anlamalı, nasıl okumalı?

Türk ordusu başındaki çuvalı çıkarırken şehit vermeye devam ediyor.

Mehmetçik, Süleymaniye’de başına geçirilen çuvalı hiç unutmadı.

Atatürk gençliği, bunun intikamını zaman zaman Amerikan askerlerinin başına un çuvalları geçirerek almaya çalıştı ama esasen bizzat Mehmetçik’in kendisi, 24 Temmuz taarruzuyla ABD “kara gücü” bölücü terör örgütü PKK’nın kazdığı hendeklere gömülmesiyle başlayan süreçte almaya başladı.

Ancak verilen vatan savaşı, vatanın bütünlüğü savaşı sıcak geçiyor.

Bugün Fırat Kalkanı harekâtıyla Amerikan-İsrail (Kürt) koridoruna kama gibi giren Türk ordusu, bölgemize çullanan Amerika’yı hem şaşkınlığa uğrattı, hem de çaresizliğe uğratarak öfkelendirdi.

Açıkça PKK’nin Suriye kolu olan PYD/ YPG terör örgütüne ağır silahlar vermeye başladı. Güvenlik uzmanlarınca bunların içinde manpad gibi ısıya hassas silahlar da (füzelerin de) bulunduğu söyleniyor.

Derdi ne?

PKK/ YPG’yi Sincar ve Karaçok’ta dümdüz ettik ya!

Türk savaş uçak ve helikopterlerini uçamaz hale sokmak!

Böylece Türkiye’nin hava operasyonlarını yürütemez hale getirmek!

Böylece ABD-İsrail (Kürt) koridorunun temel amacı olan İkinci İsrail’i Türkiye’yi kabul ettirmek; mecbur ve mahkûm etmek!

***

Önümüzdeki kısa süreç çok sıcak geçecek.

Ülkemizde ve bölgemizde; özellikle hemen güneyimizde; Irak ve Suriye sahasında…

Kuzeyde, kantonlar sahasında ve güneyde, özellikle Lübnan sınırında büyük hareketlilik var.

Kuzeyde Kürt koridoru, güneyde Sünni koridoru hayali…

Oyunu bozar diye Türkiye ile hareket etmeyen ABD, Rakka operasyonunu Suriye PKK’sı PYD ile yapıyor.

Ayrıca acelesi de var.

Çünkü Şam Halep’i kurtardı. Sırada Hama ve Deyrzzor var. Deyrezzor’a doğru hamle yapan Suriye birliklerini ABD, uluslararası hukuku çiğneme pahasına bombalayıp duruyor.

“Deyrezzor’un önemi ise şuradan kaynaklanıyor; ABD ve hempaları, Suriye ile Irak’ın bağlantısını kuzeyde PKK’yla, güneyde ise bir Sünni Arap devleti ile kesmeyi planlıyor.

Deyrezzor, Irak ve Suriye bağlantısının en stratejik yerinde.” (Hüseyin Vodinalı)

Rakka, Suriye’nin tam kalbinde bulunmaktadır. Vodinalı’nın dediği gibi “Deyrozzor’u alan Rakka’yı da alır (…) ABD ve SDG kılıklı PKK’lılar, Rakka’yı onun için istiyor. Rakka’dan Deyrezzor’a uzanan bir bariyer ile Suriye’nin bölünmesini garanti altına almaya çalışıyorlar. Hatta güneyden de Ürdün üzerinden Suriye’ye saldırı planları yapılıyor.

Ortadoğu Uzmanı Serhat Erkmen olayı şöyle özetliyor: ‘Şu anda çatışmanın dört ana yönü var: Palmira’dan güneye ve doğuya doğru ilerlemeye çalışan rejime bağlı birlikler; güneyden kuzeybatıya doğru ilerlemeye çalışan ABD, İngiltere ve Ürdün destekli Yeni Suriye Ordusu (YSO) (eski ÖSO) birlikleri, Rakka’yı kuşatırken Kubar üzerinden Deyrezzor’a iniş kapısı açan YPG ve Irak’tan Suriye sınırına giren Haşdi Şabi milisleri.’”

***

BOP’un özü, kuzey Irak ve Suriye’de 2’nci İsrail’in kurulmasıdır.

Uzunca bir süredir İsrail devletine bir kardeş kukla devlet, yani 2’nci İsrail, bir Amerikan düşüdür.

40-50 yıllık bir ABD düşü…

Amerikan emperyalizmi, Musul meselesini -Tarih bilinci olanlar bilir -1960’lardan beri Türkiye’nin önüne koyar durur. 1990’larda bu Özal’ın dilinde “1 koyup 2 alma” şeklinde formüle edilmişti.

O zamanlar da bir düştü.

Şimdi “tek dişi kalmış canavar” şartlarında, çöküşe gittiği şartlarda daha fazla düş!

***

2’nci İsrail ise İran, Türkiye, Irak ve Suriye’nin

parçalanması sayesinde kurulabilir. Bu amaca

Irak’ta nispeten ulaştılar.

Irak’ı fiilen 3 parçaya ayırarak ve kuzeyde kukla bir Kürt devleti örgütlemeye çalışarak: Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi…

Yani Barzanistan…

***

Şimdi Suriye’yi bir anda yangın yerine çevirerek kuzeyinde bir koridorla Barzanistan’ı Doğu Akdeniz’de denizle buluşturma amacı peşinde koşuyorlar.

Kukla Kürt devleti başka türlü hayat bulamaz.

YPG kantonlarının birleştirilmesi yoluyla bir ara bu amaca ulaştıklarını sanmışlardı.

Ancak Türk ordusunun Fırat Kalkanı harekâtı Münbiç’te kama gibi araya giriverdi.

ABD’yi şaşkınlığa düşüren ve bir an için leylek görmüş yılan gibi donup kalmıştı.

***

Rüya başka realite başka…

Aralarındaki mesafe çok açık…

Bölgesel sahada dengeleri oluşturan dinamikler büyük hareketlilik içinde görülüyor.

Türk ordusunun YPG/ PYD’ye zarar vermesini önlemek için ABD araya girdi.

Tanklarının namlularını Türkiye’ye döndürdü.

Türkiye kararlılığını Sincar ve Karaçok’u Türk savaş uçaklarının bombalayarak yerle bir etmesiyle gösterdi.

Bu harekât da ABD ve Batı için beklenmedik bir gelişmeydi.

ABD, gene şaşkına döndü.

Tanımıyorlar çılgın Türkleri…

Coğrafyanın jeopolitik ve tarihsel özelliklerini ve derinliğini algılayamıyorlar.

Coğrafya kaderimizdir; kaderimizi belirlemiştir.

Bin yıllar içinde kavimler kapısı olan bu coğrafyayla bütünleşen, etle kemik olan Türkler, o kavimleri aynı potada biraraya getiren ve insanlığın gidişatına yön veren imparatorluklar, insanlık tarihini yönlendiren büyük devletler örgütlemişlerdir.

Haçlı savaşlarından beri ardardına denediler.

Bu coğrafyadan biz çıkarmak ve geldiğimiz yere, Orta Asya bozkırlarını sürmek için.

Ama her seferinde yanıldıklarını anlayıp geri çekildiler.

***

100 yıl önce de denendi.

1699’dan beri geri çekilen ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde, konusu kendisinin parçalanılması ve bölüşülmesi olan bir büyük savaşta yenik sayılan Osmanlı’nın işgaliyle hedeflerine vardıklarını sandıkları bir andı. Ama kısa sürdü.

Rüyadan uyandıklarında Türk milleti, büyük Atatürk’ün önderliğinde Büyük Taarruz’u yapmış, işgalcileri Akdeniz’in mavi sularına gömüyordu. İşgalci askerlerle birlikte sulara gömülen Batı’nın 3 asırlık rüyasıydı.

İşte bu rüya görülürken bir parçasını da biçare Ermeni halkına teşmil ettiler.

Büyük Ermenistan hayali…

Türkler vatanlarını savundular.

Ermeniler, tebası oldukları Osmanlı’ya karşı İngiliz, Rus ve Fransız emperyalistlerinin uşaklığını yaptılar; milli ihanete saplandılar.

Her iki tarafta da kırım oldu.

Müteakiben, geçen yıla kadar –AİHM’de Perinçek tarafından Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır iddiasının tesciline kadar- “soykırım”, “soykırım” diye ciyaklayıp durdular.

Şimdi Amerikan’ın kucağında Kürt halk kitleleri kanlı maceralara doğru gidiyorlar. Tıpkı 100 yıl önce Ermeni halkı gibi.

Amerikan çıkarları için kanlarını akıtacaklar. ABD onları limon gibi sıkıp atacak; işi bittiğinde çekip gidecek. Bu coğrafyada biz bize kalacağız gene.

***

ABD’nin kuzey Suriye’de Kürt kantonlarını birleştirerek kuracağı İsrail-ABD (Kürt) koridorunun Türk ordusunca Fırat’ın batısında Münbiç’te Fırat kalkanı harekâtıyla kesilmesi, onu yeni arayışlara soktu.

PKK/YPG’yi “kara gücü” ilan etti.

Fırat’ın doğusunda Haseke ve Ayn el Arap (Kobani) kantonlarını pekiştirme sürecine girdi.

Türk Hava Kuvvetleri, 25 Nisan 2017 gecesi bir terör hattı oluşturulmaya çalışılan Irak kuzeyinde Sincar dağlarını ve Suriye kuzeydoğusunda Karaçok dağlarında PKK/YPG üslerini bombalayarak yerle bir etti.

ABD, Fırat kalkanı harekâtından sonra gene şaşkınlığa uğradı ve ters köşeye yattı.

***

Şimdi ABD, yerinden oynayan taşları oturtmak için yeniden kuzeyde ve güneyde iki koridorun peşine düştü.

Şu andaki hareketliliği temel amacı, kuzeyde iki Kürt kantonu arazisinde Kürt koridoru ve güneyde Lübnan-Irak sınır hattında Tenf ve Dera’da (Mehmet Kıvaç/ Aydınlık-4 Haziran 2017) Sünni koridoru oluşturmak ve pekiştirmek olduğu belirtiliyor.

ABD, ne yapıp edip İsrail’i teminat altına almayı düşünüyor. İki koridora destek amacıyla Suudi öncülüğünde İslam NATO’sunu kuruyor.

Ne kadar İslam’sa?!

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir