Ceyhun Bozkurt’un söyleşisi: Kriptoyla aranan bakan

Eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, CHP’nin tekrar sahaya sürdüğü Kemal Derviş gerçeğini Aydınlık’a anlattı. Okuyan, Derviş’in 14 gün boyunca ortadan kaybolduğunu, dönüşünde de AKP’yi iktidara taşıyan erken seçimi gündeme getirdiğini vurguladı

DSP-MHP-ANAP’ın kurduğu 57’nci Hükümet’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidara gelirse bakanlık teklif ettiği Kemal Derviş gerçeğini anlattı. Derviş’in Türkiye’ye gönderilişi, yapılan algı operasyonunu, o dönemin bakanı olarak yaşadıklarını değerlendiren Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Okuyan, Derviş’in erken seçim tarihini ortaya attığını, 57’nci hükümetin koalisyon ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin 3 Kasım tarihini gündeme getirerek, bu operasyona ortak olduğunu vurguladı.

– Sizin hükümet olduğunuz dönem bir IMF gerçeği vardı. Esnaf eylemleri, büyük provokasyonlar da yaşandı. Mesela Cottarelli vardı. Bunlar oyunun bir parçası mıydı?

E tabi. Sizi stand-by anlaşmasında sıkıştırdılar. Ve sonra size bir isim fısıldadırlar. O kurtarıcı bir isim, o geliyor stand-by anlaşmasını imzalıyor, büyük kurtarıcı. Kemal Derviş bu operasyon yapıldığında hükümetin önünde seçim için daha bir buçuk sene var. Tam o sıralarda Kemal Derviş birden ortadan kayboldu.

– Nasıl ortadan kayboldu?

Kayboldu. 14 gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Devlet Bakanını, Başbakan arıyor ve bulamıyor. Gizli kriptolu mesajlarla bütün dünyadaki büyükelçiliklere Kemal Derviş aranıyor deniyor.

– O kriptolar şu an devletin kayıtlarında var mı?

Hepsi var. Ve adama ulaşılamadı. Amerika’daki büyükelçiye söylüyoruz, Japonya’daki büyükelçiye söylüyoruz. Nerdeyse İnterpole vereceğiz. 14 gün bu Kemal Derviş denilen adam Türkiye ile irtibatı kesti. 14 gün sonra adam geldi. Başbakan Ecevit bunu çağırdı. Dedi ki Sayın Derviş, neredeydiniz?

– Bakanlar Kurulu toplantısında mı?

Hayır, başbaşa. ‘Efendim, çok önemli, acil bir ailevi meselem çıktı. Onun için size de haber veremedim” diyor. Sonradan öğrendik ki adam Amerika’ya gitmiş. Ve Amerika dönüşü seçimlere bir buçuk yıl varken, birdenbire yine kimsenin haberi yokken küt diye ‘Türkiye erken seçime gitmeli’ beyanatı verdi. Ben o zaman İzmir’deydim ve gazeteciler bana bu açıklamayı söylediklerinde şaşırdım. Bir Bakan erken seçime girmeye kendi karar verebilir mi?  ‘Ne anlar dedim o seçimden. Mahalle muhtarlığı seçimini bile bilmez ki onun haddine mi erken seçim demek’ dedim. Bir müddet sonra devreye Sayın Devlet Bahçeli girdi. Bursa’dayken, kimsenin haberi yokken 3 Kasım 2002 tarihini söyledi. Şimdi Kemal Derviş 57’nci Hükümeti yıktı, DSP’yi böldü. DSP’yi bölerken İsmail Cem’e gaz verdi, Yeni Türkiye Partisi’ni kurdurdu.Sonra onları ortada bıraktı ve CHP’ye girdi. Ben iddia ediyorum CHP’ye girişi partinin en az 3-4 puanına mal oldu. Zaten Dünya Bankası ve IMF ile uğraşıyorsun ve sosyal demokrat bir parti seçmeni bunu kabul etmez.

– Zaten Dünya Bankası’nda çalışıyordu değil mi?

Tabii… Ve dolayısıyla oradan milletvekili seçildi. Sonra benim canım sıkıldı, ben milletvekilliğini benimseyemedim ben Amerika’ya dönüyorum. Çıktı gitti Amerika’ya. Şimdi burada önemli bir nokta, Kemal Derviş ekonomik sıkıntıların sonucu itibariyle deprem, şu, bu nedenle stand-by anlaşmasını yapamazken birdenbire kulaklara fıslanıyor ve Amerika’dan geliyor, bir şeyler yapar gibi gözüküyor. Hükümeti yıkıyor, DSP’yi bölüyor, Yeni Türkiye Partisi’ni kuruyor, CHP’ye oy kaybettiriyor ve gidiyor. Görev tamamlandı.

– ‘Görev’ dediğiniz AKP’yi iktidara taşıyan süreç mi?

2000 yılında bunlar CIA ve MOSSAD ajanları ama yakalarında yazmıyor ajan oldukları. Amerikan bilmem ne enstitüsü, Dünya bilmem barış konseyi gibi ama Yahudiler ve Amerikalıların oluşturduğu 3-5 araştırma kuruluşu. Bunlar bir çalışma başlattılar. İslamcı diye bilinen yazarlarla sohbetler yaptılar. Fikir alışverişlerinde bulundular. Sonra ikinci perdede onların bazılarıyla daha yakın bir temas içerisinde hazırladıkları öneriyi Erbakan’a götürdüler. Şimdi anlatacaklarımızın canlı tanıkları var. Biri Abdurrahman Dilipak, diğeri Ali Bulaç. Daha 4-5 ay önce Merkez Partisi Genel Başkanı Abdürrahim Karslı, Dilipak kendisine anlatınca ‘AKP’nin kuruluşunda Amerika ve Yahudiler var’ diye gazetecilerle konuştu. Ve Abdurrahman Dilipak orada diyor ki ‘biz baştan beri bu işin içindeydik fakat sonradan bizim itiraz ettiğimiz bazı şeyler oldu sonra bir baktık ki bizi itelemişler’. Ali Bulaç aynı şekilde ‘biz de bu çalışmanın içindeydik ama sonra baktım ki bu başka bir tarafa doğru dönüşüyor ben bu çalışmalara katılmama kararı aldım’ diyor. İkinci belge, Nasuhi Güngör’ün 2001 yılında yayınladığı ‘Yenilikçi Hareket’ adlı kitap. Güngör, o zamanlar Erbakan’ın yanındaydı. Bu kitapta, hangi tarihte, kimler, hangi yerde anlatılıyor. CIA ve MOSSAD ajanları. 3 tane talep getiriliyor bunun karşısında 3 konuda yardım taahhüt ediliyor. Erbakan’a ve Muhsin Yazıcıoğlu’na gidiyorlar onlar reddediyor. Arkasından Abdullah Gül ile konuşuyorlar. Abdullah Gül prensip olarak ‘tamam’ diyor. Yalnız diyor benim bunu Tayyip Erdoğan ile görüşmem lazım. Tayyip Erdoğan’a anlatıyor. Erdoğan telaşa kapılıyor. ‘Ya tamam güzel de diyor bunu millet duyarsa biz bunun altında eziliriz’ diyor. Abdullah Gül’ün söylediği laf aynen şu: ‘Nolacak reddederiz, bize mi inanacaklar, elin gavuruna mı?’ Ve Tayyip Erdoğan’ı da ikna ediyor, orada düğmeye basılıyor. Abdullah Gül, Recai Kutan’ın karşısına aday oluyor. Erbakan’ın yasağı filan var ve çok az bir oyla kaybediyor. Birdenbire yenilikçi hareket diye o kongrede medyanın olağanüstü bir pohpohlaması.

– 3 talep dediğiniz nedir?

3 tane talep şu: İsrail’in güvenliğine titizlik gösterin, Amerikan aleyhtarlığından vazgeçin, ılımlı islam modelini geliştirin. Bunun karşılığında 3 konuda destek verildi: Uluslararası camiada destek, Türkiye içinde medya ve finans desteği, engellemeye çalışan oluşumları

bertaraf etmek. Yani Balyoz, Ergenekon. Ergenekon, ilk Tuncay Güney 2000 Ergenekon şeması… Ve Tayyip Erodağan ile Abdullah Gül ‘aynen tamam’ diyor. Fazilet Partisi yönetimi ele geçirilemeyince kapatıldıktan sonra hemen akabinde AKP kuruluyor.

ECEVİT HÜKÜMETİ NEDEN ABD’NİN HEDEFİ OLDU?

Derviş, ‘Emekliye maaş ödemeyelim’ dedi

  1. Hükümet’in Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, ABD’nin Irak saldırısına onay vermedikleri için ABD operasyonuna hedef olduklarını, Derviş’in bu operasyonun parçası olarak gönderildiğini açıkladı

ECEVİT Hükümeti’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan ile söyleşimizde bugün, “Kemal Derviş’in neden Türkiye’ye gönderildiği” sorusuna yanıt aradık. Dün Derviş’in siyasi operasyonları ile AKP’nin iktidara hazırlanma sürecinin paralel yürüdüğünü aktaran Yaşar Okuyan, operasyonunun perde arkasında ABD’nin Irak operasyonu olduğunu, bu süreçte Kemal Derviş’in de Düyun-i Umumiye kanunlarını uyguladığını söyledi.

– 57. Hükümet neden Amerika’nın hedefi haline geldi?

Irak ile ilgili Amerika’nın bir operasyon hedefi vardı ve bunu da bizim hükümetle paylaştılar. Bizden destek istediler. Fakat Amerika’nın Irak’a yapacağı operasyona ne rahmetli Ecevit ne Sayın Mesut Yılmaz ne de Devlet Bahçeli onay verdi. Tabii Sayın Ecevit’in hassasiyeti çok esaslıydı. ‘Irak bizim komşumuz, Müslüman ülke. Böyle bir şeye aktif destek veremeyiz’ demişti.

– Çekinceleriniz neydi?

Amerika’nın Irak’a girmesi halinde hem Irak hem de bizim içinde bulunduğumuz coğrafya ve dünya için daha büyük belaların geleceğini görmemek mümkün değildi. Dolayısıyla böyle bir saldırıya olumlu yaklaşmadık. Öyle olunca bizim hükümeti tasfiye ederek onun yerine ABD’ye destek verecek bir hükümet için düğmeye basıldı.

– Kemal Derviş bu işin neresinde?

  1. Hükümet mayıs sonunda göreve başladı. 3 ay sonra, 17 Ağustos’ta Gölcük depremi, 12 Kasım’da da Düzce depremi oldu. Bu depremlerde 18 bin 860 vatandaşımızı kaybettik, 54 bin küsür vatandaşımız yaralandı. 254 bin küsur ev harap oldu. Bunlardan 52 bin 800’ü yıkıldı. Bu yıkımın bir de 18 milyar dolarlık ekonomik maliyeti oldu. Hükümet kuruldu ve önüne böyle bir şey çıktı. Hükümet bununla uğraşırken önce Rusya’da, 6-7 ay sonra da Latin Amerika ülkelerinden Brezilya, Şili ve Arjantin’de ekonomik kriz çıktı. Krizler bizi çok sarstı çünkü bankacılık sistemiyle ilgiliydi bu krizler… Stand-by anlaşması görüşmeleri sürerken IMF tabiri caizse ipe un seriyordu. Sonunda bir isim hükümetin gündemine düşürüldü: Kemal Derviş… Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli tanımaz. Ama geçmişte Bülent Ecevit’e belli konularda danışmanlık yapmış. Liderler müzakere etti, kabul edildi ve Merkez Bankası Başkanı olarak davet edildi. Adam havaalanına indiğinde en az 20 kamera onu bekliyordu. Tuvalete girecek olsa 20 tane kamera takip ediyordu.

– Algı operasyonu mu yapıldı?

Evet, bir kurtarıcı, Mesih geldi havası oluşturuldu. Kemal Derviş gelir gelmez ‘Ben Merkez Bankası Başkanı olmam, ekonomiyi bana bağlayacaksınız, devlet bakanı olacağım’ dedi. Çaresizlik içersinde hükümet de liderler de onayladı. Burada detaya giriyorum, Kemal Derviş’e mal edilen birçok uygulama da ondan önce planlanmıştı.

– Yani öncesinde yapılanlar Kemal Derviş’e mi mal edildi?

Tabii, bir algı operasyonu yapıldı. Kemal Derviş geldikten sonra yine en az 10 tanesi bizim dönemimizde hazırlanmış olan kanun tasarıları, belki bir iki maddeleri revize edildi. Onun dışında Kemal Derviş’in önerdiği 4-5 kanun vardı. Fakat o kanunlar adeta Düyun-i Umumiye’nin tahsilat kanunları gibiydi.

Yani Osmanlı’nın son döneminde Düyun-i Umumiye neydi? Almışız İngilizlerden, Fransızlardan borç ödeyemiyoruz. Adam tahsilat için adamı gönderiyor.

‘EMEKLİ MAAŞLARINI ÖDEMEYELİM’ DEMİŞ

– Kemal Derviş ile Bakanlar Kurulu’nda tartışmalarınız oldu mu?

Tarihini tam hatırlamıyorum, devletin arşivinde var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na Derviş imzasıyla bir yazı geldi. Yazıda “Önümüzdeki aydan itibaren SSK ve Bağkur emekli maaşlarına Hazine katkı yapmakta zorlanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak siz kendi olanaklarınızla emekli maaşlarını ödemeyi gündeminize alın” deniyor. Şimdi buradan Kemal Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum: Senin Ekonomiden Sorumlu Yardımcı yapacağını söylediğin Kemal Derviş ‘Emekli maaşlarını vermeyeceğim’ diyen adamdır. Bildirgenizdeki çalışanlarla ilgili şeyleri Derviş’le yapamazsınız. Ya Kemal Derviş’ten vazgeçeceksiniz ya seçim bildirgenizden. Takdir sizin.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir