Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tek Çıkış Yolu Olarak Atatürk’e Sarıldı

Tek Çıkış Yolu Olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,

Atatürk’ün Bölge Merkezli Dış Politika Uygulamalarından Sadabad’a Sarılması

İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani’nin resmi daveti üzerine İran’a giden ve kamuoyunda büyük ve devrimci Atatürk’ün, çok sert bir şekilde 2’ncü Dünya Savaşı rüzgârlarının estiği şartlarda Türkiye’nin çevresini koruyucu zırhlarla çevirmek için uyguladığı bölge merkezli dış politika ilkelerine sarıldığı şeklinde yorumlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ruhani tarafından Sadabad Sarayı önünde karşılandı.  Cumhurbaşkanlığı resmi sitesinde de yer alan habere göre, Dördüncü Yüksek İşbirliği Konseyi Toplantısı’nın düzenlendiği ve bakanlararası ikili görüşmelerin yapıldığı ve ekonomik, askeri, siyasi, ticari ve kültürel konuların ele alındığı buluşmada, 4 anlaşma imzalandı.

– İki ülke arasındaki ticarette milli para kullanılacak

– 3 sınır kapısı 24 saat açık olacak

– Merkez bankaları işbirliği yapacak

– Türkiye daha fazla doğalgaz alacak.

– İki ülke arasındaki ortak altyapı yatırımları hızlandırılacak

– Yıllık ticaret hacmi 30 milyar dolar olacak

– Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak

SADABAD PAKTI, ATATÜRK’ÜN BÖLGE

MERKEZLİ DIŞ POLİTİKA İLKELERİNİN BİR ÖRNEĞİ

Dünyada savaş tamtamları çalınıyordu. Mustafa Kemal Atatürk, daha 1930’larda Hitler’in savaş çizmelerini giydiğini ve savaşa hazırlandığını görmüştü. Yurtta Barış, Dünyada Barış ilkesini yükseltti ve Ortadoğu bölgesinde ayaklarının üzerinde dik durabilmek için Türkiye’nin çevresini bölge merkezli dış politika ilkelerinin zırhıyla çevreledi.

8 Temmuz 1937 günü İran’ın başkenti Tahran’da Sadabad Sarayı’nda Türkiye, Afganistan, İran ve Irak arasında Sadabad Paktı imzalandı. Balkan Antantı ve diğer uygulamalar gibi Sadabad Paktı da Atatürk’ün bölge merkezli dış siyasetine önemli bir örnek teşkil etti. Sadabad Paktı Antlaşması 14 Ocak 1938 günü TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Antlaşmanın önemli maddeleri şöyledir:

– Birbirlerinin içişlerine karışmama

– Ortak menfaatleri ilgilendiren mevzularda dayanışma içinde olma

– Birbirlerine karşı saldırmazlık

– Bir üçüncü devlete karşı saldırıya geçmemek

– Birbirlerine karşı kışkırtma ve gizli örgütlere imkân bırakmamak

– Savaştan vazgeçmeyi öngören 27 Ağustos 1928 tarihli Kelogg Briand Paktı’na uyma

– Milletler Cemiyeti’yle uyum içinde çalışma

YENİDEN BATI BÖLÜCÜLÜĞÜNE

KARŞI ATATÜRKÇÜ POLİTİKALARA SARILMA ZAMANI

Savaştan sonra, Türkiye Atatürk’ün vasiyetini terk ederek Batı’yla işbirliğine gidince ve NATO’ya girince Atatürkçü dış politika ilkelerinden yavaş yavaş uzaklaşılmaya başlandı ve bölge ülkeleriyle imzalanan anlaşmalar terk edildi. Bunun sonucu olarak Türkiye bugünkü geldiğimiz noktada vatan bütünlüğünü de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Şimdi Türkiye Batı’nın bölücü saldırısına karşı yeniden bölge ülkeleriyle işbirliğine gitme ve Atatürk’ün dış politika ilkelerine dönme “mecburiyeti”yle karşı karşıyadır. Türkiye’nin mecburiyetleri, istemeseler de herkesi önüne katıp sürüklemeyi sürdürüyor.

Türkiye, Atlantik’ten uzaklaşıp Avrasya’ya doğru yelken açarken yeniden Sadabad’ın keşfedilmesi de kaçınılmaz olarak gündemdedir ve Türkiye’nin “mecburiyet”lerindendir.

Önümüzdeki süreçte gerçekleşmesi kaçınılmaz olan milli bir hükümetin, “bölgeye yabancı müdahalelerini ve terörü önlemek, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü savunmak, güvenliğini ve kalkınmasını sağlamak ve barışı korumak için, Suriye, İran, Irak, Azerbaycan ve KKTC ile bölge ittifakı gerçekleştirmek” şeklinde ifade edilen ve Suriye lideri Beşşâr Esad tarafından da dillendirilen 5 Ülke, 5 Deniz projesine sarılmasının tek seçenek olduğu belirtiliyor.

 

 

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir