darbeci general öldü; darbeciye devlet töreni

Belgelerle 12 Eylül’ün faturası

12 Eylül darbesinin başındaki, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren 98 yaşında yaşamını yitirdi. Evren, CIA’nın istasyon şefi Paul Henze’nin ‘Bizim oğlanlar başardı’ dediği Amerikancı iktidarların oluşturulmasının mimarıydı

KENAN Evren, CIA’nın istasyon şefi Paul Henze’nin “Bizim oğlanlar başardı” dediği 12 Eylül darbesinin mimarıydı. Evren’in darbesi sadece 12 Eylül karanlığında kalmadı, kendi iktidarlarını da yarattı. 12 Eylül Amerikancı rejiminin üretiminden Özallar, Çillerler ve son olarak da AKP hükümetleri doğdu. Ancak 12 Eylül’ün devamı olan AKP hükümeti 2012 yılında “darbecileri yargılıyoruz” adı altında göstermelik bir 12 Eylül Davası başlatmış ve dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya ‘yı yargıladığını iddia etmişti. 12 Eylül iddianamesine ne idamlar ne faali meçhuller, ne de Kenan Evren’in esas suçları girmişti. Tam da bu süreçte Aydınlık ses getirecek bir yazı dizisine imza attı. “12 Eylül iddianamesini yazıyoruz” adlı bir yazı dizisi başlatarak o döneme ışık tuttu ve 12 Eylül darbecilerinin gerçek suçlarını belgeleriyle yazdı. İşte o yazı dizisindeki Kenan Evren’e ilişkin bazı bölümler;

12 EYLÜL İDEOLOJİSİ: TÜRK-İSLAM SENTEZİ

27 Mayıs İhtilalinin yarattığı özgürlükçü ortamla serpilen ve gelişen Kemalist-Sosyalist gençlik hareketi, 12 Mart muhtıracılarının “Sosyal gelişme, ekonomik gelişmeyi aştı” sözüyle tırpanlanmaya çalışıldı. Kontrgerillacılar tarafından ‘Balyoz’ hareketleriyle öncüler, bireysel teröre itildi ve kırıldı. Bununla da yatinmeyen 12 Martçılar, kısıtlı da olsa Anayasa değişikliği ve yasalardaki kısıtlamalarla gelişmenin önüne geçmeye çalıştı. Ancak önleyemediler ve toplumsal uyanış giderek arttı. Öyle ki, Bülent Ecevit’in CHP’si 1977 seçimlerinde yüzde 41 oy aldı. Bu oya rağmen Ecevit, hükümet kuramaz oldu. 1977 sonrası Türkiye, tertiplerle 12 Eylül 1980 darbesine sürüklendi.12 Eylül’ün amacı Türkiye’yi, ABD ve Avrupa’nın isteği doğrultusunda yapı değişikliğine götürmekti. Ekonomisi bugüne göre ‘aşırı devletçi’ olan Türkiye’nin, iç piyasasını 24 Ocak kararlarıyla küresel piyasalara açacaklar ve Kemalist ideoloji yerine de -ABD’nin uzun süredir Sovyetlere karşı uygulamaya çalıştığı ‘Yeşil Kuşak Projesi’ çerçevesinde- ‘Ilımlı İslâm’ olan ‘Türk-İslâm Sentezi’ni koyacaklardı. Bu paket pragramı uygulamak için de ‘sopa’ lazımdı. O ‘sopa’ da Kenan Evrenler üzerinden, darbe ortamında toplumun kafasına uygulamalarla bir bir indi!

FETHULLAH GÜLEN ÖVGÜYLE KARŞILADI

12 Eylül’ü Fethullah Gülen büyük sevinçle karşıladı. Sızıntı dergisinin ilk sayısında Gülen şu ifadeleri kullanır: “Karakol sükûnetin, huzurun ve emniyetin remzidir. Orada düzen, orada huzur ve onda gözlerin uyanık oluşu, umumi emniyet ve muvazenenin en büyük teminatıdır. (…) Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.”

KEMALİZM OLDU KENANİZM!

Evren’in uyguladığı politikalar Fethullah Gülen hareketini yarattı. Başta polis olmak üzere birçok kuruma sızmasına ve ‘resmi kabul’ görmesine neden oldu. Bu, durumdan ‘yararlanma’ değil politikanın ta kendisiydi. Evren’in, devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni her tarafa donattığı heykellerle, ‘laiklik’ çağrısı yapan ayetlerle, Arabistan’a yapılan toplu Hacc ziyaretleriyle dönüştürmesi; Kemalizm adına Kenanizm yapması 12 Eylül’ün felsefesi gereğiydi.12 Eylülcüler, Atatürk’ün mirasını yok ederek ‘Atatürkçülük’ yaptı.

HER TARAFTA ŞERİAT DERSLERİ

12 Eylül yönetimi liselerde din dersini seçmeli hale getirdi. Sıralarda namaz kılma o günlerde başladı. Öğrenciler ilk günler garipsedi ancak zamanla alıştılar. Öyle ki bu uygulama okullardan kışlalara, oradan da cezaevlerine kadar; hatta köy- kasaba meydanlarına kadar sürdü.

12 EYLÜL’ÜN AĞIR FATURASI

12 Eylül dönemini anlamak için şu rakamları mutlaka göz önünde tutmak gerekiyor: 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi, 50 kişi infaz edildi, idamı istenen 259 kişinin idam kararı TBMM’ye gönderildi, 71 bin kişi TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi ‘örgüt üyesi olmak’ suçundan yargılandı, 388 bin kişiye pasaport verilmedi, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi, 300 kişi kuşkulu şekilde öldü, cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi, 14 kişi açlık grevinde öldü, 16 kişi ‘kaçarken’ vuruldu, 95 kişi ‘çatışmada’ öldürüldü, 73 kişiye ‘doğal ölüm’ raporu verildi, 43 kişinin ‘intihar ettiği’ açıklandı, 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı,?14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi yurt dışına çıkmak zorunda kaldı, 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu, 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi, 400 gazeteci için 4 bin yıl hapis cezası istendi, 31 gazeteci cezaevine girdi, 300 gazeteci saldırıya uğradı, 3 gazeteci silahla öldürüldü…

HÜCRE PENCERESİNDEN ERDAL’A GÜLÜMSEMEK…

Mamak’taki işkencelere şahit olanlardan birisi de Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’tir. Perinçek, Erdal Eren’le komşu koğuşlarda kalır. Havalandırmada göz göze gelirler ancak bir defa konuşma nasip olur. O da izinle. Perinçek onu yıllar sonra şu ifadelerle anlatır: “Havalandırmada göz göze geldiğimizde gördüğüm temiz çocuk yüzü de gözlerimde hâlâ.” Erdal Eren ölümü güleç yüzüyle bekler havalandırmada. Bu aslında mesajdır. “İdam kararı, Askeri Yargıtay’da onaylanınca, bizim hücreler bölümünden alıp götürdüler Erdal’ı. Lambası dışarıda, karanlık bir hücreye koydular. Gazeteci Savaş Ay orada onun fotoğraflarını çekti. (…) Erdal Eren’le göz göze gelmek, ona gülerek de olsa bir merhaba demek; işte o anların tarif edilmez mutluluğu da buydu. Bir insana gülümsemek, her zaman güzeldir. Ama hücre penceresindeki Erdal’a gülümsemek kadar güzelini yaşamadım.” (2000’e Doğru, 20 Eylül 1987)

‘ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?’

Kenan Evren’in yurt gezilerinde yaptığı konuşmalar meşhurdu. Bunlardan birisi de 3 Ekim 1984 günü Muş gezisi sırasında yaptığı “Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım. Bu vatan için kanını akıtan bu Mehmetçiklere silah çeken o haini ben senelerce besleyeceğim. Buna siz razı olur musunuz?” şeklindeki tarihi konuşmaydı…. Evren’in bu açıklamaları işkencecilere güç verdi. İşte bundan cesaret alanlar Mamak ve Diyarbakır’da daha bir cesaretle işlerini görüyorlardı!

EVREN’İN DAİRELERİ

Kenan Evren, 12 Eylül döneminde sadece işkenceler, baskılar ve veciz (!) açıklamalarıyla gündeme gelmedi. 2000’e Doğru Dergisi, 18 Ocak 1987 tarihli sayısında Evren’in kızlarına -o günün bir dairenin kira fiyatına- alınan iki daireyi gündeme getirdi. Tapu kayıtlarına göre Evren’in kızları Şenay Gürvit, Miray Göksu ve Gülay Alpaslan ile Mehmet Ali Alpaslan, 2 yıl önce İstanbul Etiler Ulus semtinde müteahhit Tekin Günver’den Boğaz manzaralı, 2 süper lüks daireyi 750 bin ve 1 milyon 350 bin lira karşılığı, toplam 2 milyon 100 bin liraya satın aldı. Emlâkçılar, aynı semtte benzer dairelerin o gün için değerinin 400 milyon lirayı bulduğunu belirtiyor. Aylık kira ise 2 milyona kadar yükseliyor.  Haberimiz üzerine İstanbul Basın Savcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına ima yoluyla hakarette bulunulduğu” ileri sürülerek soruşturma açıldı. Dergimizin emektar Yazıişleri Müdürü Fatma Yazıcı’ya ‘Evren’e ima yoluyla hakaret’ gerekçesiyle 1 yıl 4 ay ceza verildi.

AYDINLIK

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir