Devlet yeniden söğüşlenmek mi isteniyor?

Bugünlerde özellikle iktidar partisi milletvekili Bayram Özçelik kanadından vurgulanarak ve ısrarla kamuoyuna pompalanan, kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan yeni devlet hastanesi meselesi ve onun mekânı konusuna Burdur Sivil toplum Platformu da müdahil oldu. Arslan, “şehir dışındaki otogardan şehre 24 saat boyunca toplu taşımayı sağlayamayan bir anlayıştan, şehir dışındaki hastaneye ulaşımı sağlamak gibi yaşamsal öneme sahip bir hizmeti bekleme”nin gerçekçi olamayacağını ileri sürdü.

KENT DIŞINDA BÖLGE HASTANESİNE EVET; DEVLET HASTANESİNE HAYIR!

Tıpkı yıllar önce Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ’nün) mekânı konusunda gerçekleştirilen oldubittiye benzer bir faaliyet de devlet hastanesinin yeri konusunda gösterilmektedir. Hatırlanacağı üzere Kredi Yurtlar Kurumu aşağısında sahile doğru ayrılan üniversite sahasına bin bir gerekçe üreterek bir anda MAKÜ inşaatlarını Örtülü’ye taşıtan irade gene sahneye fırlamış, devlet hastanesini kent dışına taşımanın hesabını yapmaktadır. Bir süredir iktidar milletvekili Bayram Özçelik tarafından kamuoyuna enjekte edilen ve algı yaratılmak istenen yeni devlet hastanesinin yeri konusu kamuoyunda yoğun olarak tartışılmaktadır. Devlet hastanesinin kent dışına taşınması konusunda Burdur Sivil Toplum Platformu Başkanı Kemal Arslan yaptığı yazılı açıklamada, “bir bölge hastanesi, sağlık turizmini yaratacak yeni bir sağlık kompleksi öneriliyorsa kabul ama kent halkının elini uzattığında ulaşabildiği tek sağlık merkezini, ulaşmakta zorlanacağı bir yere taşımaya kalkılıyorsa o zaman dur demesini bilir Burdur halkı! Çünkü hastane hayat demektir, yaşam demektir, can demektir. Hastaneler, kentlerin gelişmesi-güzelleşmesi için oluşturulmuş yapılar değildir. Halkın sağlığını sürdürebilmesi için ona en yakın mesafede var edilmesi gereken kurumlardır! Özellikle kalp rahatsızlıklarında ölümlerin büyük çoğunluğunun hastaneye ulaşımda geç kalındığı gerçeği ortada iken; hangi bir anlayış kalkıp da Burdur’un gelişmesi adına hastaneyi şehrin dışına çıkarmaya cesaret edebilir!” dedi.

İşte Arslan’ın açıklama metni!

Daha dün halka sormadan MAKÜ’yü şehir dışına çıkaranların Burdur’a ne büyük zarar verdiklerinin yeni anlaşıldığı günümüzde;

Yeni bir hastane yapacağız iddiasıyla Burdur Devlet Hastanesinin şehir merkezi dışında bir bölgeye götürülmeye çalışıldığını görmekteyiz. Bu çaba içinde olanların verilmeyen yetkileri kullanmaya kalkışmaktan çekinmeyecek denli cüretkâr davrandıklarını görmekteyiz.

Burdur Belediyesine ait araziyi hastane yeri olarak vermeye, takas etmeye Belediye Meclisi yetkili iken, Burdur Belediye Meclisi henüz bu yönde bir karar vermeyip, Belediye Başkanını yetkilendirmemiş iken Burdur Belediye Başkanı 08.9.2015 tarihinde yürürlüğe giren bir Protokolü imzalayarak, Meclisi paslayıp oldubittiye getirip, geri dönülemeyerek mecbur bırakılan fiili bir durum yaratmıştır ki yapılan Meclis üyelerine ve Burdur halkına karşı bir saygısızlık ve hatta suçtur!

Bir bölge hastanesi, sağlık turizmini yaratacak yeni bir sağlık kompleksi öneriliyorsa kabul ama kent halkının elini uzattığında ulaşabildiği tek sağlık merkezini, ulaşmakta zorlanacağı bir yere taşımaya kalkılıyorsa o zaman dur demesini bilir Burdur halkı! Çünkü hastane hayat demektir, yaşam demektir, can demektir. Hastaneler, kentlerin gelişmesi-güzelleşmesi için oluşturulmuş yapılar değildir. Halkın sağlığını sürdürebilmesi için ona en yakın mesafede var edilmesi gereken kurumlardır! Özellikle kalp rahatsızlıklarında ölümlerin büyük çoğunluğunun hastaneye ulaşımda geç kalındığı gerçeği ortada iken; hangi bir anlayış kalkıp da Burdur’un gelişmesi adına hastaneyi şehrin dışına çıkarmaya cesaret edebilir!

Şehir dışındaki otogardan şehre 24 saat boyunca toplu taşımayı sağlayamayan bir anlayıştan şehir dışındaki hastaneye ulaşımı sağlamak gibi yaşamsal öneme sahip bir hizmeti beklemek gerçekçi olamaz!

Gecede 500 kişinin başvurup hizmet beklediğini dikkate aldığımızda, merkezden uzaklaştırıldığında özellikle aracı olmayan yoksulları ne büyük bir sıkıntının beklediğine işaret etmek isteriz.

Hastaneyi taşımak isteyenler, mevcut hastane arazisinin 300 yataklı hastane için yeterli gelmediğini gerekçe göstermektedirler. Oysa hastanenin doğusunda araç park alanı olarak kullanılan arsa ihtiyacı karşılayacak miktarda olup, kamulaştırılması suretiyle ihtiyaç duyulan 45.000 m2 arazi temin edilmiş olacaktır. Anlaşılacağı üzere yer yetersizliği gerekçesi doğru değildir! Zira önceki Sağlık Müdürünün mevcut hastane kompleksi içinde bir bina inşası ile 300 yataklı hastanenin yaratılabileceği teklifinin Bakanlıkça da kabul edilir bulunduğu dikkate alındığında, bu işten birilerinin bir şeyler kazanmaya çalıştığı endişesini gündeme getirmektedir.

Bu haklı itirazımız karşısında malum çevreler, kentin gelişmesini önlediğimiz suçlamasında bulunacaklardır. Ama o çevrelere öncelikle sormak isteriz;

– Dayanıksız olduğu sebebiyle milyonlarca TL harcayarak güçlendirildiği iddia olunan eski hastane binasının güçlendirme sonrası “çürük” çıktığı iddiaları doğruysa şayet, hastanenin değil de müteahhit ile bunlara göz yumanların “güçlendirilmiş” olduğu ortaya çıkmıyor mu?

– Terk etmeye kalktığınız Burdur Devlet Hastanesi yeni binasına yakın bir geçmişte 7-8 milyon TL gibi paraları ödeyerek neden hastane yaptınız? Devletin böylesine aleni söğüşlenmesini sorgulayacak bir mercii kalmadı mı? Sormak gerekiyor.

Aracılığınızla Burdur Halkını ayağa kalkıp, geleceğine ve hastanesine  sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir