Dün Atatürk ile Lenin yaptı, bugün Esad ile Putin yapıyor

Başta Amerika olmak üzere Batı Ortadoğu’ya abandıkça, “demokrasi”, “insan hakları”, “barış” adına Irak’ı, Suriye’yi vurdukça, bu ülkeleri parçaladıkça, milyonlarca insanı katlettikçe hiç sesi çıkmayanlar sağda ve solda şimdi Rusya Suriye’de terörist kamplarını vurmaya başlayınca feryadı bastılar.

Peki, bu yaman çelişki nasıl açıklanır?

Amerika vurursa iyidir ama Rusya müdahale ederse kötüdür anlayışının gerçeğini nasıl ayırdedeceğiz?

Tarihsel bir zeminde bu gelişmeyi tahlil eden bir yazıyı Mehmet Ali Güller yazdı.

KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin ilgisi ve bilgisine sunulur.

Rusya’nın Suriye’de hava operasyonları başlatması, önce Suriye’de, sonra bölgede ve hatta geniş ölçekte Avrupa’da önemli sonuçlar yaratmaya başladı. Bu sonuçları bir haftadır inceliyoruz.

Ancak Rusya’nın Suriye’de hava operasyonları başlatması, iç siyasette de yararlı sonuçlar doğurdu. Bugün de o sonuçları inceleyelim:

MİLLİCİLİKLERİ NATO’YA KADAR!

Örneğin Erdoğan ve AKP konusundaki “millilik” tartışması bitti. “Milli ve yerli” diyen Erdoğan’ın aslında ne kadar NATO’cu, Batı’cı, Atlantikçi olduğu görüldü. “Türkiye’nin hava sahası NATO’nun hava sahasıdır” diyen ve NATO’yu göreve ve bölgeye çağıran Erdoğan ile Davutoğlu’nun “milliciliği” NATO’ya kadardır!

Örneğin “siyasal İslamcılarımızın” antiemperyalist olmadığı görüldü. Konu bir tek türban olduğunda alanlara çıkan ama ABD Afganistan’da, Irak’ta ve Libya’da milyonlarca Müslümanı katlederken susanlar, yine alanlardalar ve “Katil Rusya” pankartının arkasında toplanmaktalar.

Örneğin “Türk-İslam sentezcilerimizin” millici olmadıkları görüldü. NATO-Türkçülüklerinden kalma argümanlarla topa girdiler: “Rusya sıcak denizlere iniyor.”

Dün bu söylemler Türkiye’de Sol’u ezmekte ve ABD’yi Türk devletinin içine yerleştirmekte kullanılıyordu, bugün de Türkiye’yi ABD projelerine eklemlemekte ve Washington’un Ortadoğu’yu sömürmesini desteklemekte…

Kuşkusuz bunlar bizi şaşırtmadı. BOP Eşbaşkanlığı’nın gerçek yüzünü de biliyoruz, “Komünizmle mücadele” geleneğinden gelmiş İslamcılarımızın anti-emperyalist olamaycağını da, NATO-Türkçülerimizin “milliciliğinin” Atlantik’e çıpalı olduğunu da…

SİYASET YOKSA KOMPLA DOĞAR

Ancak şaşırdığımız değerlendirmeler var. Üstelik Sağ’dan değil, Sol’dan:

Örneğin Putin’e bakıp Çar görüyorlar, Moskova’nın Washington’a karşı Şam’a destek vermesine, “Çarlık sömürgeciliği” kulpu takıyorlar.

Örneğin ABD ile Rusya’nın anlaştığını, işbirliği yaptığını, Suriye’yi, hatta bölgeyi paylaştıklarını, karşılıklı hamlelerinin oyundan ibaret olduğunu savunuyorlar.

Örneğin doğrudan öznesi olunmayan konularda taraf olunmaması gerektiğini tavsiye ediyorlar.

Uyaralım: Bunları Türkiye’de yazmak ve söylemek kolay da, 5 yıldır ABD emperyalizmine direnen Şam yönetimine ve Suriye halkına anlatmak mümkün değildir!

Emperyalizme karşı elde silah savaşanlar için “Putin Rus Çarı’dır”, “Rusya Suriye’yi sömürüyor”, “ABD ile Rusya anlaştı, Suriye’yi paylaşacak” sözleri, söz bile değildir.

Zira hayat başka türlü akmaktadır ve o hayatta Suriye devleti ve Şam yönetimi emperyalizme karşı vatan savunması yapabilmek için Rusya’dan her türlü askeri desteği istemektedir; topraklarını ABD’ye çiğnetmemek için Rus silahı, tankı, topu, tüfeği, uçağı hatta askeri istemektedir.

MUSTAFA KEMAL VE LENİN BİRLİĞİ

Elbette Rusya bu desteği Suriyelilerin kara kaşı, kara gözü için yapmamaktadır, elbette Moskova’nın da bu destekte çıkarları vardır. Çıkarların örtüşmesi ve Rusya’nın çıkarının Suriye’yi savunmaktan geçmesi başkadır, buna “sömürgecilik” demek başkadır.

Kaldı ki benzer durum bizim tarihimizde de vardır. Bolşevik Lenin ile Kuvvayı Milliyeci Mustafa Kemal’i birleştiren de çıkarlar örtüşmesidir. Üstelik basit ve sadedir:

Lenin sosyalizmi inşa edebilmek için emperyalist devletleri güneyinden uzak tutmak istemektedir; Kafkasya’dan, Boğazlar’dan, Karadeniz’den gelebilecek tehditlere karşı müttefik aramaktadır.

Mustafa Kemal de bir ülke inşa edebilmek için o emperyalist devletleri yenmek zorundadır, Batı’da onları yenebilmek için de, Doğu’daki cephenin kapanmasını istemektedir.

Kısacası Lenin ve Mustafa Kemal birbirine mecburdur. Mustafa Kemal o nedenle istemiştir ve Lenin de o nedenle vermiştir topu, tüfeği…

ESAD VE PUTİN BİRLİĞİ

Aynı durum bugün de geçerlidir. Rusya, ABD’nin kendisini Baltık’tan başlayarak Afganistan’a uzanan geniş bir yay boyunca kuşatmasına engel olmaya çalışmaktadır. Moskova, Washington’un bu yay boyunca yaptığı kuşatmaya arkasından dolanarak yanıt vermektedir. Moskova bilmektedir ki, ABD Suriye’de hedefe ulaşırsa, Karadeniz Savunma Hattı’na bağlı güvenliği stratejisi büyük yara alacaktır.

Rusya ile Suriye’yi birleştiren bu çıkar birliğidir.

ABD ile Rusya Ukrayna’da ve Suriye’de somut olarak karşı karşıyadır, çarpışmaktadır; buna rağmen “anlaştılar, herşey yalan” demek, dünyaya oyun penceresinden bakmak demektir.

Elbette, ABD en sonunda anlaşmak zorundadır, o başka…

Üstelik hem Rusya’yla da, hem de Suriye’yle anlaşmak zorundadır, yoksa ağır bir yenilgi alacaktır!

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir