Eğitim sisteminde çöküş sürüyor

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim İş) 2016-2017 eğitim-öğretim yılının sona ermesi sebebiyle eğitim ve geçen öğretim yılı üzerine uzun bir değerlendirme raporu yayınladı. Raporda Eğitim sistemindeki çöküşün sürdüğünü ileri süren Eğitim İş, eğitimin içinde bulunduğu durum ve MEB’nın yanlış uygulamalarını eleştirdi ve eğitimcilerin yıllardır birikerek artan meselelerinin daha ağırlaştığını ve 15 Temmuz ABD/ FETÖ’cü darbe sonrasındaki OHAL uygulamaları nedeniyle farklı bir durumun sözkonusu olduğunu vurguladı.

Raporda Eğitim İş, Bakanlığın ülkenin içinde bulunduğu durum ve bundan direkt etkilenen eğitim sisteminin karşılaştığı birçok meseleye rağmen, gerici uygulamalarda ısrarını sürdürdüğünü, “eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam ettiği”ni belirtti.

OKULÖNCESİ EĞİTİM GÖZDEN ÇIKRILDI

Okulöncesi eğitimin gözden çıkarıldığını belirten, 4+4+4 uygulamasıyla zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması ve okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılmasının çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkardığını ileri süren rapor, “2011-2012 eğitim öğretim yılında, 5 yaş grubunda okulöncesi eğitimde okullaşma oranının % 65,69 iken, bir yıl sonra bu oranın % 39,72’ye düştüğü”nü, “2013-2014 eğitim öğretim yılında ise ilkokula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çekilmesi nedeniyle bir önceki yıla göre çok az bir artışla 42,54’e çıktığı”nı ifade etti. “2014-2015 eğitim öğretim yılında 5 yaş grubu çocukların yüzde 53.78’i, 2015-2016 eğitim öğretim yılında yüzde 55.48’i okul öncesi eğitim almış bu yıl ise yüzde 58.79’da kalmıştır. Okulöncesi eğitimde okullaşma oranı, 4+4+4 düzenlemesiyle birlikte gerilemiştir” şeklinde değerlendirmede bulundu.

OKULLAŞMA ORANI DÜŞTÜ

Okullaşma oranının düştüğü belirten rapor, “2013-2014 eğitim öğretim yılında okullaşma oranı ilkokullarda yüzde 99.57 iken, bu yıl bu oran yüzde 98.13’e düşmüştür. 2013-2014 eğitim öğretim yılında yüzde 99.61 olarak gerçekleşen kız çocuklarının okullaşma oranı ise geçtiğimiz yıl yüzde 98.90’a bu yıl ise yüzde 98.19’a gerilemiştir” dedi.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN ÖNÜ AÇILDI

Çocuk işçiliğinin önünün açıldığını belirten rapor şu görüşleri savundu:

“MEB istatistikleri, son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücü ihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında da artış olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye genelindeki toplam 10 bin 596 lisenin yaklaşık yarısı yani 4 bin 36’sı mesleki ve teknik lisedir.

“Eğitimde 4+4+4 öncesinde, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Türkiye’de sadece 45 özel meslek lisesi varken, son dört yıl içinde kamu kaynaklarıyla yapılan doğrudan destek ve teşvikler sonucunda özel meslek lisesi sayısı ise 368’e çıkmıştır. 

“Bu okullarda okuyan öğrenciler daha öğrencilik yıllarından itibaren düşük ücretle işçi olarak çalıştırılmaktadır. ‘Meslek Lisesi Memleket Meselesi’ sloganıyla sermayenin resmi kurumlarla düzenlediği kampanyalar, özel meslek lisesi açacak iş adamlarına öğrenci başına 5 bin lira teşvik verilmesi bütün bunlar ucuz, nitelikli çocuk işçiler yaratmak içindir. Bu yıl yapılan düzenleme ile Mesleki Eğitim Merkezleri de örgün eğitim kapsamına alınarak çocuk yaşta işçiliğin teşvikinin bir başka yolu daha bulunmuştur.”

EĞİTİM SİSTEMİNİN SERMAYENİN ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA ŞEKİLLENDİRİLDİ

Eğitim sisteminin sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillendirildiği belirten rapora göre, “AKP iktidarı döneminde, eğitimde piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışılmış, birçoğu cemaat ve tarikatlara ait özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. AKP, kendi döneminde sayıları iki kat artan dershaneleri “paralelle mücadele” bahanesiyle özel okullara dönüşmeye zorlarken, devlet okullarına vermediği kaynağı, yandaş özel okullara peşkeş çekmiştir. Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür.”

BÜTÇEDE EĞİTİME YETERLİ PAY AYRILMAMAKTADIR

MEB bütçesinin, okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı problemlerine rağmen 2017 yılı için 85 milyar lira olarak belirlendiği belirtilen raporda, “yıllardır eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden AKP Hükümeti, 2017 yılı için de sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlayarak eğitim harcamalarının yükünü yine velilerin sırtına yükleyecektir” denildi.

EĞİTİMİN TARİKAT VE CEMAATLERE TESLİM EDİLMESİNİN AĞIR SONUÇLARI

“Karaman’da yaşanan taciz olayı ve Adana’nın Aladağ ilçesindeki yurt yangını, Bakanlığa bağlı okullarda eğitim gören çocuklarımızın çeşitli dernek, vakıf ve özel kuruluşlara ait yurt, ev ve etüt merkezleri olarak faaliyet gösteren yerlerdeki güvenliğine dikkatlerin çekilmesi gerektiği gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır” denilen raporda, “devletin öğrencilerini gözetmek konusundaki asli görevini özel kuruluşlara devretmesiyle birlikte bu alanlarda hiçbir denetimin olmaması affedilemez ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuran bir ihmalin varlığını ortaya çıkarmıştır” şeklinde değerlendirmede bulunuldu.

Müfredat değişiklikleriyle bilimsel, milli ve laik eğitimin tasfiye edildiği belirtilen raporda, öğretmen açığının arttığı, sözleşmeli öğretmenlik ve kadrolaşmanın önünün açıldığı ileri sürtüldü. P;İSA sonuçlarının eğitimin hali perişanının tezahürü olduğu belirtildi.

Raporun sonuç bölümü ise şöyle değerlendirmelerle şekillendirildi.

“Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüz bırakılmıştır. Bir yandan temel bir insan hakkı ve bir kamu hizmeti olan eğitim piyasaya açılırken, öte yandan da ulusal belleği silinmiş, sorgulamayan, itaatkar, kendi adına karar verenlerin kararlarına biat eden bir nesil yetiştirilmeye çalışılmaktadır.

“Çocuklarımızın öğrenmeye değil, sınavlara koşullandırıldığı, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek ve güvencesiz çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın sınır tanımadığı, okullardan bilim ve sanatın kapı dışarı edildiği, dini referans alan uygulamaların arttığı bir eğitim sistemiyle sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi mümkün değildir.

“Eğitim-İş olarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin siyasi iktidarın yarattığı enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyor, parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrım gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz.”

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir