Gladyo ile mücadelede en önde!

1960’lı yıllarda ‘Milli Demokratik

Devrim’ şiarıyla yola çıkan Aydınlıkçılar’ın kısa öyküsü…

 

 

1960’lı yıllarda ‘Milli Demokratik Devrim’ şiarıyla yola çıkan Aydınlıkçılar, bugüne kadar bağımsız Türkiye’nin yaratılması için işçi ve köylülerle birleşerek Amerikan emperyalizmi ve onun işbirlikçileriyle mücadele etti. İşte o yılların kısa öyküsü…

60’lı yıllarda ülkemizin bağımsızlık ve özgürlük ihtiyacı yine ön plandaydı. ABD emperyalizmi ve işbirlikçileri ülkemiz üzerinde kurdukları diktatörlükle egemenliğimizi yok ettiler. Önümüzde yeniden Kemalist Devrim görevi duruyordu. Ve buradan eşit, adil, paylaşmacı, aydınlık bir topluma ilerleyecektik. Kemalist Devrimi tamamlama görevimizi şimdi işçi sınıfımızın ve emekçilerimizin önderliğinde gerçekleştirecektik. Yaklaşık yarım yüzyıl yaşadıklarımız bu stratejiyi doğruladı. Bütün ilerici atılımları emekçilerimizin inisiyatifi ile gerçekleştirdik.

Yaklaşık on yılımız Doğu Berlin’de Sovyetler Birliği’nin hizmetinde bulunan sahte TKP ile ideolojik mücadeleyle geçti. Onlar Milli Demokratik Devrim diye özetlediğimiz yukarıdaki stratejiyi reddediyor ve TİP içinde revizyonizmi, pasifizmi savunuyorlardı. “Sahte TKP” diyoruz, çünkü gerçek TKP’lilerin ayağı Türkiye toprağına basıyor, örneğin Mihri Belli Milli Demokratik Devrim mücadelemizin başında bulunuyordu.

GLADYO İLE MÜCADELE

Bu ideolojik-stratejik tartışmayı Proleter Devrimci Aydınlık dergisi ile yürüttük. İşçi-Köylü gazetesi ile de emekçilere seslendik. 70’lerin ortalarına kadar olan dönem, Türkiye Devriminin ideolojik-stratejik temellerinin atılması ve programının netleştirilmesi dönemiydi.

ABD, 1965’ten sonra Türkiye’deki kuvvetlerini harekete geçirdi ve bir karşı devrim atağı başlattı. 12 Mart 1971 darbesi ile noktalanan bu sürecin merkezinde Gladyo bulunuyordu. Bu dönemi kısaca anımsatalım:

  • 1965’te Özel Harp Dairesi yeniden yapılandırıldı.
  • Yine bu yıl Milli Asayiş Hizmetleri’nden (MAH) MİT’in kuruluşuna geçildi.
  • İstihbarat ve özel harp alanlarında CIA ile ilişkiler canlandırıldı.
  • ABD ile bir dizi ikili anlaşma yapıldı.
  • Gladyo’nun sivil örgütlenmesi için, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKPM) harekete geçirildi. CKPM 1969’da MHP hareketini aldı.
  • Yükselen halk hareketini bastırmak için, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin, Milli Türk Talebe Birliği’nin faaliyetine hız verildi.
  • 68 hareketini bastırmak için sivil çeteler gençliğe saldırtıldı.

12 MART DÖNEMİ

Aydınlık ve İşçi-Köylü gazetesi bu süreci teşhir etti. Öncü partimiz gençlik ve halk hareketinin başında bulunuyordu. 12 Mart’a doğru sol içinde gelişen maceracılığa karşı gençleri uyardık. Özellikle Mihri Belli’nin darbe girişimi içinde yer almasını eleştirdik. Aydınlık’ın tüm yazı kurulu üyelerinin imzaladığı 1 Ekim 1969 tarihli “Proleter Devrimci Safları Çelikleştirelim” bildirisi, “Mihri Belli’nin, reformcu burjuvazinin yapacağı bir darbenin kuyruğuna takılarak, bir çok devrimci genci maceracı bir çizgiye itmesini” mahkûm ediyordu. (Aydınlık, sayı:12.)

12 Mart darbesinin olduğu günlerde hevesle sokağa dökülen ve buradan bir “Devrim” çıkacağını umut eden gençlerimizi şöyle uyardık : “Son seçimlerden sonra ‘AP iktidarı diken üzerine oturmuştur’ diye yazmıştık. Nihayet AP iktidarı yıkıldı… Sırtını Amerika’ya dayayan hakim sınıflar Ordu içindeki yurtsever subayların baskısıyla verilen muhtırayı kendilerine yontma gayreti içindeler. Cumhurbaşkanı hakim sınıfların bocalayan diktatörlüğünü yeni bir iktidar ile sağlamlaştırmaya çabalıyor.’’ (İşçi-Köylü, 19 Mart 1971, Yıl: 2, Sayı: 30.)

12 Mart darbesi oldu. Beklediğimiz gibi halka ve öncülerimize saldırılar yoğunlaştı. Bu dönemde devrimcilerin tutuklu bulunduğu Mamak Cezaevi’nde ve dışarıda en kararlı mücadeleyi Partimiz verdi.

12 Mart darbesinin gerilediği dönemde 1 Mayıs 1977’de, Gladyo merkezinin büyük bir tertip içinde olduğunu saptadık. Bütün sendikaları ve örgütleri uyardık. Kapı kapı dolaşarak tertibi nasıl bozguna uğratacağımızı anlattık. 1 Mayıs günü, yapılacak saldırılara karşı Taksim Meydanı’nda gerekli önlemleri aldık. Gladyo’nun tertibini tam olarak durdurmamız olanaklı değildi. Ancak 1 Mayıs’la beraber Sirkeci, Yeşilköy sabotajlarıyla Çiğli suikast girişimini de teşhir ederek, Gladyo’nun TÜSDEK adıyla gerçekleştireceği darbe girişimini başarısızlığa uğrattık.

Artık bu örgütün üzerine yürümenin zamanı gelmişti. 1978-79 yıllarında Aydınlık günlük gazetesinde, Galdyo’ya karşı aylarca süren bir kampanya yürüttük. Bu örgütü 1950’den beri tüm faaliyeti ve örgütlenmesiyle, isim isim sergiledik. MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas ileride, “Aydınlıkçılar bize iki kez darbe vurdu” derken kastettiği ilk darbe işte bu kampanyamızdı. (Ferit İlsever, Aydınlık Hareketi Kitabı, s.54-58.)

12 EYLÜL DARBESİ

Türkiye 12 Eylül 1980’e kadar Gladyo’nun tertiplediği saldırılar sonucunda Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Abdi İpekçi gibi çok değerli aydınlarını yitirdi. Kahramanmaraş ve Çorum katliamlarında çok sayıda yurttaşımız can verirken, Sünni-Alevi çatışması da körükleniyordu. İşte tam bu dönemde Aydınlık, 13 Nisan 1978’de Konya Orduevi’nde gerçekleştirilen bir cunta toplantısını açığa çıkarttı. Bu yayınımızla 15 Nisan’a planlanan kalkışma girişimi, toplantıya başkanlık eden 2. Ordu Komutanı Org. Vecihi Akın’ın görev yeri değiştirilerek önlendi. Bu girişim önlendi ama 12 Eylül’ün gelişini haber veriyordu.

12 Eylül 1980’e doğru bıçak kemiğe dayandı. “Sağ-Sol çatışmasının durdurulması” toplumsal talep haline getirildi. 1980’de yükselen terör dalgasına ekonomik kriz de eklendi. Başbakan Turgut Özal önderliğinde 24 Ocak 1980’de hazırlanan önlemler paketi halkı yoksullaştırıyor, dolayısıyla “eli sopalı” bir iktidarı gerektiriyordu. Aydınlık gazetesi, CIA İstasyon Şefi Paul Henze’nin 12 Eylül 1980 günü gerçekleştirilen askeri müdahaleyi merkezine, “Bizim oğlanlar başardı” diye bildirdiğini yazıyordu. Gerçekten 12 Eylül darbesi halk üzerinde baskı uygulayan bir Amerikancı iktidar oluşturdu.

12 Eylül karanlığından çıkarken yaşadığımız 2. MİT Raporu skandalını da yayın organlarımız açığa çıkardı. 21 Ocak 1987’de Kırıkkale’de yapılan gizli toplantıdan bir süre sonra, Turgut Özal’ın talimatıyla Mehmet Eymür’e hazırlatılan MİT Raporunda, TSK içinde bir süre önce emekliye ayrılmış İki Necdet (Genel Kurmay Başkanı Org Necdet Üruğ ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Necdet Öztorun) hedef alınıyordu. Özal-Eymür merkezli Gladyo operasyonun hedefi, ABD’nin Musul-Kerkük işgal planına karşı çıkan iki orgeneralin önünü kesmek ve bunların önderliğinde oluşturulan “2000’lere Kadar Ordu Planı”nı bozmaktı.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir