Halk, Albayrağ’a ve Atatürk’e sarıldı

Bütün yurtta olduğu gibi ilimizde de Amerikancı FETÖ darbe kalkışmasının püskürtülmesinin birinci yıldönümü, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak kutlandı. Amerikancı darbe girişiminin bastırılmasının yıldönümü, yürüyüş ve mitinglerle coşku içinde kutlandı. Halk kitleleri, yürüyüş ve mitingleri Albayrak ve Atatürk posterleriyle gelincik tarlasına döndürdü.

Bütün yurtta olduğu gibi ilimizde de Amerikancı FETÖ darbe kalkışmasının püskürtülmesinin birinci yıldönümü, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak kutlandı. Amerikancı darbe girişiminin bastırılmasının yıldönümü, yürüyüş ve mitinglerle coşku içinde kutlandı. Halk kitleleri, yürüyüş ve mitingleri Albayrak ve Atatürk posterleriyle gelincik tarlasına döndürdü. Halk, Köprübaşından Albayraklar ve büyük Atatürk posteriyle köpürmüş kıpkırmızı coşkun akan bir sel gibi Cumhuriyet Meydanı’na aktı.

Yürüyüş ve mitinge, Vali Şerif Yılmaz, Garnizon Komutanı Tank Albay Aytaç Tokçalar, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Cumhuriyet Başsavcısı Sadi Doğan, Adalet Komisyonu Başkanı Mehmet Ali Yüce, Rektör Prof. Dr. Âdem Korkmaz, Baro Başkanı Ramazan Gedik, İl Emniyet Müdürü Saim Akpınar, İl Jandarma Komutanı J. Albay Tayfun Dündar, Genel Sekreter Servet Olpak, AK Parti il Başkanı Dr. Süleyman Faki, MHP İl Başkanı Hikmet Ökte, daire müdürleri, kitle örgütü, sendika ve meslek odası temsilcileri, şehit aileleri ve yakınlarıyla 7’den 70’e Burdurlu vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan Cumhuriyet Meydanında coşku ve heyecan, izlenen video gösterimleriyle zirveye çıktı.

Video gösterimlerinin ardından şehit annesi Vesile Alyanak 15 Temmuz isimli şiirini okudu. Müteakiben Aziziye köyünden Havvana Koçak, Çanakkale şiirini okudu.

Program, 15 Temmuz Amerikancı darbe gecesi Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na hainler tarafından yapılan saldırıda şehit olan Burdurlu hemşerimiz Özel Harekat Polisi Akif Altay’ın hayatından kesitlerin yer aldığı video ile devam etti.

Video gösteriminin ardından Vali Yılmaz, şehit Akif Altay’la Ömer Halisdemir’in ailelerine Türk Bayrağı ve fotoğraf takdiminde bulundu.

Vali Yılmaz programda yaptığı konuşmasının birinci bölümünde; “bir yıl önceydi; bu saatlerde kendi ordumuz zannettiğimiz, kendi askerimiz zannettiğimiz ancak bu milletin bütün değerlerini çalmaya alışmış, nasıl soruları çalıp birilerine vermişse, nasıl milletin parasını değişik dini literatürleri  kullanmak sureti ile kiliselere gönderip, o hırsızlığa alışan ve hırsızın yetiştirdiği o altın dediği, bize uymayan o nesil, 15 Temmuz günü bir yerden aldığı emirle bu millete baş kaldırdı; bu ülkeyi işgal ettirmeye çalıştı. Bu millete kurşun yağdırdı. Bu millete bela okudu. Bu millete birilerine peşkeş çekmek için aramıza nifak soktu” dedi.

15 Temmuz’un sıradan bir darbe girişimi olmadığını, 15 Temmuz’un bu ülkenin işgal girişiminin bir başlangıcı olduğunu vurgulayan Vali Yılmaz, “Nasıl ki 2011’de Şırnak Uludere’de Kuzey Irak sınırında 34 Kürt kardeşimizi bombaladılar. Nasıl ki 17-25 Aralık 2013’te yargı darbesi yapmaya kalkıştılar. Nasıl ki 19 Ocak 2014’te Adana’da MİT tırlarını durdurdular.  Nasıl ki Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan o gizli görüşmeyi, Suriye ile yapılan gizli görüşmeyi alıp birilerine servis edenler, yıllarca bu ülkenin ekmeğini yiyenler, yıllarca bu milletin kanını sömürenler, hainlerine kendileri güç verdikleri gün, o gücü birilerinden aldıkları talimatla uygulaya başladılar. Ama o gün bu meydanda Burdur’un Cumhuriyet Meydanı’nda ki bu saatlerde haber alır almaz Emniyet Müdürümüz, Jandarma Komutanımız, Garnizon ve 58. Piyade Alay Komutanımız, Başsavcımız, Belediye Başkanımız, Milletvekillerimiz ile beraber  Vali Konutunda toplantı yaptık. O toplantıda Burdur’un, Burdur’da görev yapanların bu hain darbe girişimine destek olmadığı bilakis bu hain darbe girişimine bulunanlara karşı gerektiğinde üniformamızı çıkarıp, bu hainlere karşı cevabı verebiliriz diyen, yiğit insanlar bu ilin yöneticileri vardı. Bu yöneticiler burada bu Cumhuriyet meydanına geldi. Ve o gün sabaha kadar, o çok uzun o karanlık gecenin sabahını yaşadık. Hamdolsun o aydınlığı sizlerle beraber yaşadık. O gece tüm Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de il merkezi dâhil olmak üzere ilçelerimiz de aynı şekilde bütün milletimiz meydanlara çıktı. Meydanlara gelemeyenler evlerinde dualarla bize, bu millete başına bela gelmesin diye eşlik ettiler” diye konuştu.

Vali Yılmaz şunları söyledi:

“Bugün öğleden sonra Karamanlı’ya gittim. Arkadaşlarımızla beraber. Karamanlı’da Karamanlı Belediyemizin yapmış olduğu 15 Temmuz Şehitler Parkı ve yine 2016 Aralık ayında Elbab’ta şehit olan Ali Yılmaz kardeşimizin adına yapılan parkın açılışını yaptık. Parkın açılışına gittiğimizde yine geçen yıl tüm Türkiye duydu. 90 Yaşındaki Yürüyemeyen ancak bu ülkenin işgal girişimine kalbi izin vermeyen eşeğine binip Karamanlı’da meydana inen Emine anamızın elini öpmeye gittik. 91 yaşında ama halen dedi ki bu akşamda gitmemiz gerekir mi oğlum dedi. Gerek yok sizin yaptığını dua sizler yetiştirdiği evlatlar var. Evlatlarınız sizin görevinizi yapacak dedik. Ama şunu gördüm ki; 90 yaşında emine anam gibi çok analarımız var. Dualarını ağzından eksik etmeyen dedelerimiz var. Gençlerimiz var. Sabi çocuklarımız var. Onların duası ile sadece Bu topraklarda yetişen değil, özellikle gönül coğrafyası bildiğimiz, bir zamanlar yüz yıl öncesi, birlikte yaşadığımız, ama bizi yüz yıl önce ayıranlar sebebi ile bugün farklı kimliklerde, farklı devletlerde farklı topraklarda yaşayan kardeşlerimizin duası ile, sabahlara kadar yapılan dualarla, Mekke’de, Kebeyi Muazzama ’da namaz içerisinde Türkiye’ye dua eden kardeşlerimizle beraber bunları biz def ettik.

“Bunların hesap edemedikleri bir şey vardı. Çünkü bunlar yetişme tarzları itibari ile hırsızlıkla, yalanla, riyakârlıkla, sahtekârlıkla yetiştirildiler. İnsanlarımızın çocuklarını kandırarak yetiştirildiler. Takiye ile yetiştirdiler, onun için bu gün gittiğim Emine teyzenin sözü şudur; 1,5 yıl evli kalmış. Çocuğu 8 günlükken kocası rahmetli olmuş, 2 odalı bir yerde kalıyor. Dedim ki yardım etmemiz lazım size; ‘oğlum ben yetimin hakkını yiyemem’ dedi. Ben kendi elim, tırnaklarımla kazandığımla o eşeği ile beraber tarlasındaki birkaç ceviz ağacından elde ettiği gelirle namusu ve şerefi ile yaşıyor. Ve kimseye muhtaç olmadan Allah’ına şükrederek yaşıyor. Ama bu darbe girişimini yapanlar. Hırsızlıkla yetiştikleri için okula girerken soru çaldılar. Memuriyet girerken soru çaldılar. Senin benim çocuklarımın hakkını gasp ettiler. O hırsızlıkla yetişenler askerin, polisin içine girdiler. Hak etmedikleri halde o üniformaları çaldılar. Hak etmedikleri halde rütbeleri çaldılar. Hak etmedikleri halde o silahları çaldılar. Hak etmedikleri halde o uçakları çaldılar. Helikopterlerimizi çaldılar. Ve bize karşı kullandılar. Ama ne yazık ki kendilerini millete Müslüman olarak tanıtan bu hainler yıllarca dini istismar ettiler, dinimizi kullandılar. Dini değerlerimizi çaldılar. Bunlar bu yetmiyormuş gibi elinde bayrak göğsünde imanı olan ve yürüyen Alevi’si, Çerkez’i, Sünni’si, Laz’ı, Kürd’ü, yaşlısı erkeği genci çoluk çocuğu demeden insafsızca Yunanlıların yapmadığını yaptılar. İnsanlarımıza kurşun sıktılar. Kurtuluş Savaşı’nda karargâh olarak kullandığımız ve Milli İradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombaladılar. Ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başının temsil makamının bulunduğu Cumhurbaşkanı Külliyesi’ni bombaladılar. Ve yine özellikle son kırk yıldır uğraştığımız ülkemizi bölmeye parçalamaya çalışan yine birilerinin maşası olan PKK terör örgütü ile canı pahasına güzünü kırpmadan gece gündüz mesai mefhumu gözetmeksizin çarpışan yiğitlerimizin bulunduğu Gölbaşı Özel Harekâtımızı bombaladılar, 51 şehidimiz oldu. Bu şehitlerimizden bir tanesi de biraz önce ailesini gördünüz tanıtım filminde de seyrettiniz. Akif Altay kardeşimizdi. Bu yetmedi Ankara Emniyetini bombaladılar. Bu yetmedi rasgele her tarafa ateş ettiler. Aynısını İstanbul’da yaptılar. Hemen yanı başımızdaki Isparta’daki komandoyu Ankara’ya götürmeye çalıştılar. Ama bu millet dur dedi. Bu hırsızlara, bu sahtekârlara dur dedi. Çünkü bu ülkenin mayası sağlam mayası bozuk olanların sonu ve akıbeti budur. Karanlık gecenin sabahında o üzerine çaldıkları üniformayı söküp aldığında çırıl çıplak adalete teslim ettik. Millete, milletin vicdanına teslim ettik. Hak etmedikleri bütün değerleri elinden aldık. Onun için biz özellikle 15 Temmuz’u unutmamız lazım. Unutturmamız lazım. Unutmamız lazım. İnşallah ta unutturmayacağız.”

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir