Halkın haber alma hakkını savunma muhaliflikten geçer

Halkın haber alma hakkını savunma muhaliflikten geçer

Yenigün Gazetesi muhabiri Hacer Zeren ile Burdur İnternet Gazetecileri Derneği (BİGA) Başkanı Fatih Özcan genelde gazetecilik, özelde iner gazeteciliği ve sorunları üzerine yaptığı röportajı KıvılcımHaber Gazetesi okuyucularının bilgi ve ilgisine sunarız.

                                                                                                                                                                           

 

  • Ülkede ve ilimizde genel olarak gazetecilerin yaşadığı problemler nelerdir?
  • Gazetecilikten ne anlıyorsunuz? İyi bir gazeteci nasıl olunur?
  • Sosyal medya ve internet gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz? İnternet gazeteciliğinin problemleri nelerdir?

                                                                                                                                                                           

  • Yenigün Gazetesi/ Hacer Zeren: Ülkede ve ilimizde genel olarak gazetecilerin yaşadığı problemler nelerdir?

 

4’NCÜ KUVVET, BASINI ONORE ETMEYE YARAYAN BİR MEDYA EFSANESİDİR

Basının, parlamenter sistemin Kuvvetler Ayrılığı ilkesini oluşturan Yasama Kuvveti, İcra Kuvveti ve Yargı Kuvveti üçlemesine atfen söylenen 4’ncü kuvvet olduğu aslında bir medya efsanesidir. Bunu şunun için söylüyorum: 15’nci yüzyılda matbaanın icadı ve coğrafi keşiflerle tarih sahnesine çıkan basın o günden bu yana iktidarların hedefi olmuştur. Bu hedef oluş her ülkede farklı kulvarlarda olmak üzere tarihsel süreç içinde dalgalar halinde cereyan etmiştir. Dünyada nerede totaliter bir iktidar varsa orada basın ve yayın organları tu kaka ilan edilmiş, en ağır baskı ve şiddete uğratılmıştır. Örneğin Osmanlı’nın en çok toprak kaybettiği ve adeta dağılmaya yüz tuttuğu Abdülhamit döneminde basına sansür korkunç boyutlara ulaşmış, tahammül sınırlarını aşarak sonunda 24 Temmuz 1908 Devrimi’yle sonuçlanmıştır. Bu hareket, tarihimizde bir yönüyle sansürün kaldırılışı olarak anılır. Ve biz basın mensuplarına Basın Bayramı olarak armağan edilmiştir. 24 Temmuz’larda basına sansürün kaldırılışının bilmem kaçıncı yıldönümü olarak Gazeteciler ve Basın bayramı olarak kutlanıyor biliyorsunuz. Ama basın üzerindeki sansür ve baskı sonraki dönemde kesilmiş midir? Bir süre sonra bu kez 1908 Hürriyet Devrimi’ni gerçekleştiren İttihat ve Terakki Partisi uygular olmuştur. Hatta bu dönemde iktidarı sert bir şekilde eleştiren muhalif gazeteci Hasan Fehmi bir cinayete kurban giderek, tarihimizin ilk basın şehidi olarak tarihe geçmiştir.

BASIN DÜNYASINDAKİ AYRIŞMA, HAVUZ MEDYASIYLA

İŞSİZ GAZETECİ SAYISINDAKİ PATLAMADA ETE KEMİĞE BÜRÜNMEKTEDİR

Cumhuriyet tarihinin en ağır baskılarına ve sansür olaylarına ise basın son 14 yıldır maruz kalmaktadır. Ayrıca bu dönemin bir başka özelliği basında ayrışmanın yoğunlaşması ve zirve yapmasıdır. Basın yayın organlarının yozlaşarak ve rant peşinde koşarak yüzde 90 civarında bir yandaş basın, yani iktidardan beslenen bir çevre oluşmuştur. Gazetecinin aslında gazetecilikten başka bir işle meşgul olmaması etik gereğidir ama bakıyoruz son dönemde holding basını namıyla bir gelişme yaşandı. Ve bunun zirvesi “havuz medyası” oldu. Holding basını ya da havuz medyası halkın haber alma hakkını nasıl gerçekleştirecek, nasıl hakikat peşinde koşacak? Onun tek hakikati rant olmaz mı? Bir yanda 100 milyonların toplandığı havuz medya bütçesi var diğer yanda 10 binlerce işsiz basın mensubu var. Medyadaki ayrışma ve saflaşma bu kadar bariz ve keskin!

Basın üzerindeki sansür ve baskı son dönemde genelde dalgalar halinde geldi. Kimisini iktidar mali sopayla hizaya getirmeye çalıştı; kimisini hapse tıktı; 10 binlerle ifade edilen büyük çoğunluğunun payına ise işsizlik düştü. Örneğin Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in belirttiğine göre, 31 gazetecinin salt halkın haber alma hakkını savunduğu ve işini yaptığı için hapiste olduğu bildirildi. Geçen yıl 15 televizyon kanalı kapatıldı; 94 gazeteciye hakettiği halde sarı basın kartı verilmedi ve sosyal medya engellendi. (https://www.facebook.com/bigadtr/ )

Kısacası basın, ifade ve halkın haber alma ve hakikate ulaşma hakkı bir şekilde ihlal edildi. Ancak zaman zaman bu sürecin çığırından çıktığı da görülmektedir. Tarih, otoriter yönetimlerin sessiz kalındıkça baskıyı daha da artırdığının örnekleriyle doludur. Derneğimiz hiçbir şekilde yazılı ya da sosyal medya üzerinde sansür ve baskı uygulamasına tahammül göstermeyecektir. Ancak tabii ki, toplu mücadele çözümü yakınlaştıracaktır.

ÇEKİN ELİNİZİ İNTERNETİN ÜZERİNDEN!

Henüz daha bir yaşında olmasına rağmen derneğimizin bu konuda direniş gösterdiği, basın açıklamalarıyla tepki gösterdiği direniş örnekleri bulunmaktadır.

Örneğin, yılın başlarında İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’a terörist saldırının fotoğraflarını yayınlayan Youtube, Facebook ve Twitter gibi sitelerin tümüne yönelik erişim engelleme kararı verildi.

İstenen içerikler kaldırılıncaya kadar Facebook, YouTube ve Twitter hesaplarına ulaşılamadı.

Türkiye’nin adı uluslararası milletler ailesi arasında 2002 yılından beri irili ufaklı çok sayıda utanç verici sansürle anıldı. Dünya demokrasi güçleri Türkiye’yi tefe koydu, alay etti. Ancak şimdiye kadarki uygulamalar, anılan sansür kadar keyfi, sınır tanımaz genişlikte olmamıştı. Ülke ekonomisinde kriz alametleri yoğunlaştıkça, siyasi iktidarın altındaki kayan toprağın hızı arttıkça ya da Türkiye’yi yönetemez hale geldikçe otoriter uygulamalar da yoğunlaşmaktadır. Tarihte hiçbir otoriter kuvvet, baskı ve şiddet metotlarıyla kaçınılmaz akıbetinden kurtulamamıştır.

Sansürü kendine bir hak sayan, elindeki iktidar kuvvetini basın ve ifade özgürlüğü üzerinde bir engelleme, baskı ve şiddet unsuru olarak kullanan hiçbir anlayış kabul edilemez.

Halkın haber alma hakkını, basın, ifade ve hakikatin halka ulaşma hürriyetlerini kısıtlayanları dernek olarak uyarıyoruz: İnternet gazeteciliği keyfi ve hukuksuz bir şekilde fişi çekilecek bir araç değildir; çekin elinizi internet üzerinden!

YERELDE

Yerele gelince… Mahalli basın, ana akım medya dışında özellikle internet gazeteciliği çok büyük sorunlarla sarsılmaktadır. Bir kere amatörce ve hobi olarak icra edilenlerin yanında mali kayıt altına alınmış, kamu kurum ve kuruluşlar, kitle örgütleri ve meslek odaları ile sendikalarca akredite edilmiş profesyonelce çalışanların da önemlice bir sayıya ulaştığı internet gazeteciliği büyük sorunlarla boğuşuyor. İlk defa olarak ilimizde İnternet Gazetecileri Derneği (BİGAD) adı altında örgütleme çabasına giriştiğimiz bu kesim özellikle mali yönden çifte bir kıskaç altında bulunmaktadır. Bir yanda ilimizin henüz “reklam ticaretin motorudur” anlayışından uzak oluşu bu kesimin soluğunu kesmektedir. Diğer yandan kayıt dışı çalışan internet gazeteleri de mali denetim ve cezalandırılma tehlikesi altında korku içinde faaliyet sürdürmektedir.

Habercilik düzeyinde teknolojik, kültürel ve ideolojik gelişmeler kapsamında farkındalığı asgari düzeyde olan bir iliz.

Topu topu 3 yazılı yerel gazetemiz bulunmaktadır.

Buna karşılık dijital habercilik, yani internet gazeteciliği yapan 40’a yakın e-gazete bulunmaktadır.

Aslında şöyle de düşünmek mümkün. Sosyal medya alanında korkunç bir başıbozukluk cehennemi yaşanmaktadır. Şimdi herkes elindeki akıllı telefonlarla bir çeşit basın işlevi görebiliyor. Kırsaldaki bir trafik kazasını akıllı telefonuyla çekip Facebook’ta yayınlayan kişiyi nasıl değerlendireceğiz? Bu konuda başıbozukluk cehennemi yaşanıyor derken bu yayınların başka yerlerde kişi düzeyinde suç örgütlerince ve teröristlerce kötüye kullanıldığının altını çizmek istiyorum.

 

  • Yenigün Gazetesi/ Hacer Zeren: Gazetecilikten ne anlıyorsunuz? İyi bir gazeteci nasıl olunur?

 

Biliyorsunuz, benim gazeteciliğim alaylıdır. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra, Gazi İlköğretimin Öğretmen Odasında doğmuş olan fatihozcan.org adlı kişisel site merakıyla aranıza karıştım. Yani önce hobi olarak başladı. Öyle çekici ve saygın bir eylem ki, daha ilk yılında Ulusal Kanal Temsilciliği ve muhabirliği ile birlikte bir anda kendimi aranızda buluverdim. KıvılcımHaber bu süreçte doğdu. Yani meslekten yetişme olmayıp pratikten yetişmeyim. Ancak biz Ulusal Kanal’ın rahle-i tedrisinde yetiştik esas olarak. Yani ben gazeteciliği muhaliflik olarak algılıyorum. Gazeteci muhalif olmadan hakikat peşinde koşamaz; gerçeklik aşkını, gerçek sevdasını yaşayamaz. Yandaşa gazeteci denmez bizim dünyamızda. Onun totemi ranttır.

Mahalli şartlarda gazetecilik bence en zor gazeteciliktir. Anadolu basınının, Basın İlan Kurumu ilan desteğini kaldırsın, yüzde 95’i dökülür; sürdüremez yayınını. 3-5 yıl önce hükümetin bu yönde bir girişimi olmuştu da, tüm ülkede basın yayın dünyası ayağa kalkmış, hop oturup hop kalkmıştı; kıyametler kopmuştu. Bütün yerel yayın organları hükümeti protesto için kapkara çıkmıştı.

Şimdi internet medyasını düşünün bir de… Önce hobi olarak başlıyor, ama ilerleyen süreçte atmosfer sarıp sarmalayınca vazgeçilmez bir eylem halini alıyor.

Ancak internet gazeteciliğinde yazılı basın gibi devlet ilan desteği de bulunmuyor. Bir ara geçen yıl Nisan ayında Torba Yasaya konmuş, Komisyondan da geçmişti. Tam Meclis Genel Kurulunsa onay aşamasına gelmişti ki, bir parmak oynadı; tasarı kadük kaldı. Burada etkili olan unsurun, ana akım medyanın manipülasyonu olduğunu düşünmek insanı yanılgıya götürür mü?

Bu durumda mali sorununu çözmek için ne yapıyor internet gazetecisi; serbest piyasaya yöneliyor. İlanı kendi yaratıyor bir bakıma. Bu kapsamda ilimizde esnaf, işadamı da henüz “reklam ticaretin motorudur” anlayışına ulaşamamış. Bu süreç yeni yeni şekilleniyor. Çoğunun anlayışı il küçük il, reklama ihtiyaç yok anlayışı hâkim. Oysa reklama Vehbi Koç’un bile ihtiyacı bulunuyordu ki, bilançolarında trilyonlarca liralık reklam kalemleri bulunmaktadır. İşte internet gazetecileri ilimizde ve çoğu yerde bu konudaki çalışmalarıyla iş âleminde reklam bilincinin gelişmesine büyük katkıda bulunmaktadırlar.

İnternet gazetecisinin mali sorununu çözme sürecinde bir başka handikabı da maliyeyle ilişkiler sorunudur. Vergi kaydını yaptırdığı anda basit usulden değil, deftere tabi olmaktadır. Kayıt dışı çalışsa bu kez de maliye başının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıp duruyor. Aldığı reklamda çoğu kez fatura kesme gibi bir sorunla da karşılaşıyor. Kayıt dışıysa bu iş deveyi hendekten atlatmaya benziyor. Bu arkadaşların kayıt dışılığı en kısa zamanda bertaraf etme zorunluluğu ile karşı karşıya oldukları bilincine varmaları gerekir. Aksi takdirde 10 binlerce liralık cezalarla karşılaşabilirler.

OKUMAYANIN, YAZMAYA HAKKI YOKTUR

Gazeteci, aslında haber ve hakikat peşinde koşan, onu yakaladığı zaman haberleştiren, yani yazan kişidir. Ne demek yazmak? Yazmak için iyi bir Türkçe bilgisine sahip olmak lazım. Bunun için de iyi bir okuyucu olmak gerekir. Kısacası yazmak için okumak zorunludur. Bir önderin söylediği –okumayanın konuşmaya hakkı yoktur- söylemindeki denklemi, bence okumayanın yazmaya hakkı yoktur şeklinde düzenleyebiliriz ve doğru olur. Yerelde faaliyet gösteren –ister patron olsun ister çalışan- kaç gazeteci iyi bir okuyucu olmanın ötesinde kaçı okuyan gazetecidir? Bizim gazeteci arkadaşlar hayattaki mecburiyetleri atlıyorlar. Mecburiyetler, stratejik zorunluluklardır; insan iradesinden bağımsızdırlar; nesneldirler. Kaç arkadaşımız Basın Kanunu’nu okumuştur sizce? Kaç arkadaşımız Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni okumuştur? Gazeteci iyi bir okuyucu olmalıdır; bu gazeteci için mecburiyettir; okumadan iyi yazı ve haber yazılamaz. Bunun için eğitim çalışması yapmak lazım. Seminerler verilmesi lazım. Biz dernek olarak önümüzdeki dönemde yemekli eğitim çalışmalarını başlatma kararı aldık ilimizde. Gazetecilik duayenlerini davet ederek, üyelerimizle yemekli toplantılarda gazeteciliğin temel taşlarını öğreneceğiz.

AĞIR VE SARSICI HABER İLE HAKARET KARIŞTIRILIYOR

Peki, halkın haber alma ve hakikati öğrenme hakkı için haber peşinde koşan gazeteciler kendi haklarını biliyorlar mı? Örneğin son zamanlarda haberciler üzerinde büyük baskı oluşturan ve devletin her kurumu gibi yargı gücünün de yozlaşmasından kaynaklanan yanlış hâkim kararları yüzünden hakaret davaları iyice yoğunlaştı. Bu konuda gazetecilerimiz neyin hakaret, neyin hakaret olmadığı konusunda örneğin AİHB’ndeki ilgili hükümlerden haberdarlar mı? Eleştiriye tahammülsüzlük özellikle toplumun en önünde yer alanlarda, valilerde, parti il başkanlarında, halk önderlerinde, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve milletvekillerinde var. Biraz ağır eleştiri yapınca hemen hakaret davaları devreye giriyor. Ama yasa ne diyor?

İşte Burdur Adliyesinden bir hakaret davası sonucu!

Burdur Sulh Ceza Hâkimliği’nin 14 Ocak 2015 tarih, 2015/51 D. İş no’lu kararıyla “haberlerin sarsıcı, dikkat çekici olmasının haber vermenin doğası gereği olduğu”, “kişilik haklarına tecavüz, şeref veya haysiyeti ihlal edici nitelikte olmadığı, basın ve düşünce özgürlüğü kapsamında yazılar olduğu (…) haberlerin yorum boyutunda olduğu, kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı, haberin şok edici, sarsıcı ve ağır olmasının kişilik haklarına ihlal olarak değerlendirilemeyeceği, haber metninde geçen ifadelerin talepte bulunanın onur, şeref ve saygınlığının rencide edici nitelikte olmayıp, ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı”, “Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 09 Haziran 2014 tarih, 2013/4591 Esas, 2014/20650 Karar sayılı kararında bu hususun açıkça belirtildiği, yine ayrıca kamu görevlileri ve sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmesi için sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadının veya sövmek fiilinin oluşturması gerektiği, haberlerin sarsıcı, dikkat çekici olmasının haber vermenin doğası gereği olduğu değerlendirildiğinden (…) şeklindeki kararı…”

 

  • Yenigün Gazetesi/ Hacer Zeren: Sosyal medya ve internet gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz? İnternet gazeteciliğinin problemleri nelerdir?

TEKNOLOJİ, GAZETECİLİK KONSEPTİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Teknolojinin gelişimine ayak uyduran gazetecilik bugün gerçek âlemden sanal âleme evrilmektedir. Gazetecilikte konsept teknolojik değişikliğe uyarak değişiyor. Genel gidişat budur. Yani bizim epeydir dillendirdiğimiz ve kimilerince yanlış anlaşılan “kâğıdın öldüğü” hakikati, derinlerde cereyan eden ve gidişatın temel yönünü oluşturan süreçtir. Bu süreç başlangıçta çıplak gözle görülebilecek derecede somut değildi. Ama son zamanlarda sürecin iyice gelişmeye başlaması görmeyen gözlere batacak kadar somut hale gelmiş, örnekler çoğalmaya başlamıştır. Tezimizi kanıtlayan ve güçlendiren bir gelişme daha geçen ay vuku buldu. The Independent Gazetesi yazılı yayınından zarar ettiği gerekçesiyle bıraktı, bundan böyle sadece dijital ortamda, yani internet gazetesi olarak yayınını sürdüreceğini ilan etti. Daha önce Fransa’da benzer olaylar saptamıştık.

SOSYAL MEDYA, TEMEL AKIMIN ÖNÜNE GEÇİYOR; KÂĞIT ÖLÜYOR

Özü ve temeli internet gazeteciliği olan soysal medya artık yazılı gazeteler ve televizyonların oluşturduğu ana akım medyanın önüne geçmeye başladı. Tabii ki bu süreç bugünden yarına bıçakla keser gibi olmayacaktır. Bizim tezimizin süresi orta ve uzun vadedir.

Bugün insanlık gerçek bir Rönesans yaşamaktadır; bir “mobil Rönesans”, bir “sanal Rönesans”… Bugün teknolojik atılımın ulaştığı noktada her insanın birer akıllı telefonu vardır. Yollarda kaldırımlarda bu telefonlarda işlem yaparak yürüyen her yaştan insana rastlamak, artık günlük mutat görüntüler haline geldi. Cereyan eden bir olay, internet gazeteciliği ve sosyal medya tarafından anında yayına sokulmakta, bu olay yazılı basın tarafından ertesi gün yayına girebilmektedir. Aslında sosyal medya ve internet gazeteciliği akımı, sıradan insandan en tepedekine kadar tüm nüfusu sarmış durumdadır.

  1. YÜZYIL İLETİŞİM HARİKASI:

SOSYAL MEDYA VE İNTERNET GAZETECİLİĞİ

  1. Yüzyılın en önemli iletişimsel gerçekliğini oluşturan sosyal medya ve internet gazeteciliği, zaman zaman iktidarların şimşeklerini üzerine çekse de artık devlet kademelerinde, Twitter, Facebook, İnstagram, yurdum insanına ulaşabilmenin ve yurdum insanının haber alma hakkını kullanabilmesinin en etkili yöntemi olarak kabul ediliyor.

Milliyet, Hürriyet gibi bütün büyük gazetelerin aynı zamanda görsel-işitsel olmak üzere internet yayınlarına büyük önem verdiklerini gözlemliyoruz.

Bir başka çarpıcı örnek, Türkiye’de 7 yıldır sadece özel yayın yapan, aynı zamanda KıvılcımHaber gibi video haberle yayın çizgisini kuvvetlendiren OdaTV son 8 yılın marka gazetesi, internet fenomeni durumundadır.

İlimizde de özellikle internet medya mensubu arkadaşlarımız arasında çok başarılı olanlar vardır. Kent üst düzey yöneticileri, halk önderleri, kitle örgütü, sendika, siyasi parti ve oda temsilcisi şahsiyetlerin siyasi, toplumsal ve kültürel Twitt’leri ya da Facebook paylaşımlarını haberleştiren internet gazeteleri uzun tartışmalara sahne olabilmektedir.

ŞİMDİLİK KULLANIMDA BAŞTACI;

SAYGINLIK VE İTİBARDA GÖZARDI EDİLMEKTEDİR

Böyle olmakla ve kullanımı üst düzeyde itibar görmekle beraber internet gazeteciliği toplumsal ve kişisel ilişkiler kapsamında yeterli ilgi ve saygınlığı gördüğü söylenemez. Kamuoyunu oluşturmada ilk ve en etkin medya internet gazeteciliği olduğu halde,  başta ilin Valisi olmak üzere en üst düzey devlet kurumlarından aşağı kademelere kadar -bütün kurum ve kuruluşlar, kitle örgütü, sendika ve odalar- yazılı basını dikkate alıyor; internet gazeteciliği sözkonusu oldu mu bir duraklama hissediliyor. Ancak haber yayını konusunda internet gazeteciliğinin işlevselliği ve kullanımı üzerindeyse çok titiz oldukları gözlemleniyor. Örneğin konuklar ziyaret için yazılı basına götürülüyor; yazılı basının kuruluş yıldönümleri özellikle törensel olarak kutlanıyor. Kısacası internet gazeteciliği kullanımda ve faydalanmada baştacı edilmekte, saygınlıkda itibarda gözardı edilmektedir. İlin Valisi bu konuda ayrımcı davranmakta, yazılı basın organlarının yıldönümlerinde ziyaretler yapılmakta, internet gazeteleri sözkonusu oldu mu bu gerçekleşmemektedir.

DEVLET İÇİNDE SOSYAL MEDYA YAYGINLIĞI EN YÜKSEK SEVİYEDEDİR

Devlet içinde soysal medyayı gerçekten hakkıyla kullananların başında Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye’nin yurtdışındaki temsilcileri yani büyükelçiler geliyor. Özellikle dünyanın önde gelen başkentlerinde görev yapan büyükelçilerimiz, Twitter’dan etkili bir şekilde yararlandıkları bildiriliyor. Burada paylaşılan bir cümlenin, ertesi gün dünyanın önde gelen gazetelerine manşet olması da mümkün, televizyonlara birinci haber olması da… Ya da iki ülkeyi bir krizin eşiğine getirmesi de… Tabii ki bu durumda dikkat edilmesi ve paylaşılan her cümlenin Dışişleri Bakanlığı’nın yurtdışındaki saygınlığına zarar vermemesi büyükelçilerimiz için kritik önemdedir.

İlimizde de bu kapsamda başarılı olanların başında Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz gelmektedir. Onun akşamdan attığı iğneli iğnesiz Twettler anında haber konusu olmaktadır. Bir başka Twitter ustası CHP İl Barış Ayten’dir. Onun Tweetleri de izlenmekte ve haber değeri taşıyanlar basın mensupları tarafından anında haberleştirilmekte, halka ulaştırılmaktadır. Bu konuda becerikli kitle önderlerimizden biri de Burdur Sivil Toplum Platformu (BSTP) ve BURTÜKODER Başkanı Kemal Arslan’dır.

ÖZÜ İNTERNET GAZETECİLİĞİ

OLAN SOSYAL MEDYADAKİ BAŞDÖNDÜRÜCÜ BU

GELİŞME, TEHLİKELİ BİR ŞEKİLDE BAŞIBOŞLUK VE KAOS İÇİNDEDİR

Şimdi, iletişim alanındaki bu baş döndürücü gelişmede başıboşluk ve anarşi, at izinin it izine karıştığı, tozdan dumandan kimin ferman okuduğunun meçhul olduğu kaos ortamının büyük sakıncaları, öncelikle bir güvenlik sorunu oluşturmakta, gerçek gazetecileri de can evinden vurmaktadır. İnternet gazeteciliğindeki kaos ortamında, en büyün zorluklara gerçek gazeteciler maruz kalmaktadır. Bu ortamda gerçekten gazeteciliği, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirisi ilkelerini, basın ahlak kurallarını eylem ve davranış kılavuzu olarak benimseyerek ve içselleştirerek, her bir ilkesine sahip çıkıp uygulayarak hakkıyla yapanlar da var; elindeki kuvveti sopa gibi kullanarak tetikçilik yapan, çıkar ve nüfuz sağlayanlar da var. Bu konuda iş adamlarının bazı kanun dışı ilişkilerini yakalayan tetikçi sahte gazeteci, gerektiğinde “bak yayın yaparım, reklam ver” gibi şantaj yapabilmekte ya da sert, çarpıcı, psikolojik savaş malzemesi kabilinden yayınlar yaparak muhatabını isteğine mecbur edebilmektedir.

DÜNYA STANDARTLARINDA,

HÜRRİYETÇİ VE DEMOKRATİK BİR İNTERNET GAZETECİLİĞİ

YASASI, ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI İTİBARINI DA ARTIRACAKTIR

Yasalar, ihtiyaçların ve toplumsal pratiğin ürünüdür. Yasalar ihtiyaçları ve toplumsal pratiği izler. Ama bu alanda geçen dönemin Meclis’inde ha çıktı ha çıkacak umuduyla beklenirken ihdas edilmesinin arifesinde meçhule takılan sosyal medya ve internet gazeteciliği statü yasası bu gün geç kalmış bir yasa tasarısıdır. Dünya standartlarında, hürriyetçi ve demokratik bir internet gazeteciliği kanunumuz olsa, ülkemizin uluslararası inandırıcılığı ve güvenilirliği de artacaktır.

STATÜ YASAMIZ İÇİN ÇALIŞMA, İKTİDAR

MİLLETVEKİLLERİMİZE ÖZELLİKLE İSTİRHAMIMIZDI

10 Ocak 2016 Çalışan Gazeteciler Günü’nde Serenler Otelde gerçekleştirdiğimiz BİGAD Gülçin İlci Gazetecilik Yarışması ödül dağıtım töreninde yaptığım açış konuşmasında da belirtmiştim. Özellikle davetimize icabet etmeyen iktidar milletvekillerine seslenmiştim. Onlardan özellikle istirham etmiştik;

demokratik bir internet gazeteciliği yasası için çalışmaları bizleri ziyadesiyle memnun edeceğini belirtmiştik..

İNTERNET GAZETECİLİĞİ YASASI,

YASAKÇI DEĞİL, ÖNÜNÜ VE UFKUNU AÇICI NİTELİKTE OLMALIDIR

Statü yasamız hakkında birkaç söz söylemek isterim. Kanunun kuralları yasaklayıcı ve internet gazeteciliğinin önünü tıkayıcı nitelikte olmamalı, tam aksine internet gazeteciliğinin ufkunu açıcı olmalıdır. Kurallar, internet ve internet gazeteciliğini kısıtlayan, yasakçı değil, internetin ve internet gazeteciliğinin önünü açan bir rol üstlenmelidir. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor; deyim yerindeyse adeta uçuyor. Kurallar internet alanındaki hızlı teknolojik gelişime ayak bağı olmamalı, tam aksine bu baş döndürücü hıza ayak uydurabilmeli; bu nedenle “sade” ve “açık” olmalıdır. Kurallar internet gazeteciliği örgütlerinin görüşü alınarak konmalıdır. Kurallar, gazetecilere yasaklar getiren, elini kolunu bağlayan, işini ve görevini yapma metotlarını ve tekniklerini ortaya koyan dayatmalar çerçevesinde konmamalıdır.

 

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir