Hüseyin Vodinalı yazdı: Türkiye gösterdi İran ‘vururum’ dedi

Devletin resmi ajansı Anadolu Ajansı (AA) önceki gün önemli bir haber-grafik yayımladı.

İkisi hava üssü olmak üzere ABD’nin Suriye’deki PKK/PYD bölgelerine kurduğu 10 askeri üssün haritasıydı bu.

Burada ABD’nin teröre verdiği destek açıkça sergileniyordu.

Afrin’e operasyon öncesi MGK’da da önemli bir toplantı yapılmış ve ABD’nin teröre verdiği eylemli destek açıkça kınanmıştı.

AA’nın hazırladığı bu haber grafik, sahadaki muhabirler ve uzmanlardan alınmıştı.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, bu habere çok sinirlendi.

Hem Suriye’deki ABD operasyonları sözcüsü Albay Joe Scrocca, hem Pentagon Sözcüsü Binbaşı Adrian J.T. Rankine Galloway, açıklama yaparak, bu haber ile bölgedeki ABD unsurlarının hedef gösterildiği iddiasında bulundu.

CENTCOM (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) sözcülerinden John Thomas ise koalisyona ilişkin operasyonel verilerin ayrıntılarını ‘ilgili kişilerin hayatlarını tehlikeye atacağı’ gerekçesiyle yayınlamama çağrısında bulundu.

Washington’daki Atlantik Konseyi’nin üyesi Aaron Stein ise Türkiye’nin bu üs yer bilgileri haberini yayımlayarak, adeta “ABD’ye s..tir git dediğini” söyledi.

Bu arada, ABD yönetimi Mayıs başından beri PYD-PKK’ya ağır silahlar da dahil askeri yardım yapıyor.

Bu yardımlar resmen de açıklanıyor ABD tarafından.

Bilinen rakamlara göre, ABD, Mayıs’ta 122 tır, Haziran’da 250 tır, Temmuz ayında da 379 tır dolusu silahı PKK’ya gönderdi.

İRAN’DAN SERT TEPKİ

AA’nın haberi ve ABD’de yarattığı çalkantı sonrası İran da pası aldı ve ilk somut tepkiyi gösterdi.

İran Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Ali Caferi, ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları devreye sokmasının ardından yaptığı açıklamada, Washington’ın ‘yanlış hesaplamalardan’ kaçınması gerektiğini söyledi. Caferi, “ABD eğer Devrim Muhazıları ve İran’ın savunmasına yönelik yaptırım peşindeyse, bölgedeki üslerini 1000 km öteye taşımalı ve yanlış hesap yaparsa bedelini ağır şekilde ödeyeceğini bilmeli” dedi.

Caferi ayrıca “İran’ın karada, havada ve denizde füze kabiliyeti giderek büyüyor. Bu bizim için çok kesin bir ilke konusu” ifadesini kullandı.

Bu açıklamanın 2 gün öncesinde ABD yönetimi, İranlı 18 kişi ve kuruluşa Tahran’ın balistik füze programına destek verdiği gerekçesiyle yeni yaptırım uygulama kararı vermişti. Yaptırım listesinde nükleer programla ilişkili olduğu belirtilen 1 Türk ve 4 Çin şirketi de yer almıştı.

Farkındaysanız, ABD tehdidi altındaki İran ve Türkiye, Barzanistan ve PKK’ya karşı tavırda birbirine yaklaşıyor.

Yaklaştıkça da hedef oluyor.

Aslen Türkiye’de Gladyo’nun, NATO’cu derin devletin 40 yıldır aleti olan FETÖ, bunun için ABD’nin asli mekanizmasıydı.

2008 Ergenekon ve Balyoz kumpasları, 2012 Hakan Fidan operasyonu, 2013’teki 17-25 Aralık operasyonları, Rus uçağının düşürülmesi ve son olarak 15 Temmuz 2016’daki FETÖ’cü hain darbe girişimini arka arkaya koyun, temel hedefinin İran ve Rusya ile ilişkileri baltalamak, PKK’nın önünü açmak olduğunu anlarsınız.

Çözüm süreci denen ihanet sürecinde neler yaşandığını anımsarsak, sonrasındaki hendek savaşlarını anlarız.

FETÖ – PKK İLİŞKİSİ ORTAYA KONMALI

Bugün yürütülen FETÖ operasyonları ve davalarında, mutlaka FETÖ-PKK ilişkileri de açığa çıkarılmalı.

Bu, ABD’nin Suriye’deki terör üslerinin açığa çıkarılması ve belki ondan da önemli bir olay.

Çünkü hem FETÖ’nün, hem PKK terörünün hamisi aynı: ABD.

Bakınız 22 Şubat 2017 tarihli Sabah gazetesinin haberi:

“Manisa Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele şubeleri ekipleri, terör örgütü PKK/KCK ile bağlantısı olan bir kişi ile örgütün kırsal kadrosunda yer alan kızı E.K’nın kentte 3 ay önce kiraladığı çiftlik evinde FETÖ mensuplarını sakladığı ve bu kişileri yurt dışına kaçıracağı yönünde tespit üzerine operasyon düzenledi.

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzeni Koruma Terör ve Örgütlü Suçları Soruşturma Savcısı Kazım Özsoy’un talimatları doğrultusunda, düzenlenen operasyonda, çiftlik evinde 2’si terör örgütü PKK mensubu, diğerleri ise FETÖ üyesi 16 şüpheli gözaltına alındı. PKK mensuplarının FETÖ üyelerini yurt dışına kaçırmaya çalıştıkları öğrenildi.”

Biraz geriye gidelim: 26 Ağustos 2016’da AHaber’in duyurduğu bir haber:

“FETÖ darbe girişiminden tutuklanan Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Otal’ın, Hakkari’de PKK’ya 1 yıl boyunca operasyon yapmadığı ortaya çıktı. FETÖ’cü komutanın 7 köye gizlenmiş teröristlere hiç dokunmadığı ortaya çıkınca, bölgeye yeni atanan Tuğgeneral Emre Tayanç hemen temizlik operasyonu başlattı.”

Bu da hain darbe girişiminin hemen ardından, 2 Ağustos 2016 tarihli AA haberi:

“Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerinden bazılarının Türkiye’den kaçarak terör örgütü PYD’ye sığındığının tespit edilmesi, “PKK ile FETÖ arasında ileri boyutta iş birliği yapıldığı” kuşkularını artırdı.

Bölgedeki güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, darbe girişimine katılan FETÖ üyelerinden bazıları, Türkiye’den kaçarak terör örgütü PYD’ye katıldı. Kandil’deki terör örgütü yöneticileri, bu kişilere ilişkin kendilerine bağlı teröristlerden bilgi istedi.

Reklamdan sonra devam ediyor

Askerlerin PYD’ye sığınması ise PKK ile FETÖ arasında ileri boyutta iş birliği yapıldığı kuşkularını güçlendirdi. Güvenlik birimleri, son dönemdeki terör örgütü PKK eylemlerinde FETÖ üyelerinin de katkısının olabileceğini göz önünde bulunduruyor. Geçmiş istihbarat raporlarında da bu görüşü destekleyen bilgiler dikkati çekti.

Raporlarda şu bilgiler yer aldı:

“2007’de Fetullah Gülen’in emriyle Fatih Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve FETÖ’nün “YÖK imamı” olduğu ileri sürülen Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan ile Irak’ın kuzeyindeki Paralel Yapı okullarının sorumlusu Talip Büyük’ün organizasyonunda alternatif barış süreci planlamaları yapıldı.

”Mardin Belediye Başkanı 2014’te Pensilvanya’da Fetullah Gülen ile görüştü”

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi yetkilileri ile doğrudan Kandil ile FETÖ yanlısı kamu görevlileri, aşiret ağaları, kanaat önderleri, iş adamları üzerinden irtibat kurulmaya çalışıldı. Ahmet Türk, Mardin Belediye Başkanı olduğu 2014’te Pensilvanya’da Fetullah Gülen ile görüştü.

Kasım 2015’te FETÖ üyelerine ait evlerde yapılan aramalarda ele geçirilen savunma tipi el bombaları ile Siirt’in Eruh, Hakkari’nin Şemdinli ve Tunceli’nin Mazgirt ilçelerinde bölücü terör örgütünün asker ve polislere yönelik saldırılarında aynı seri numaraları taşıyan bombaları kullandığı tespit edildi.

Bingöl’de Eylül 2015’te canlı bomba olduğu şüphesiyle polis tarafından iki defa yakalanan bölücü terör örgütü üyesinin, FETÖ bağlantılı savcı tarafından her seferinde serbest bırakılması, söz konusu şüpheleri güçlendirdi.”

ERBİL’DEKİ HASTANE

Kandil’den yapılan bildirimlerde de “devlette oluşan sözde çatlağın, bu tür fırsatların ancak yüz yılda bir çıkacağı, bu açıdan hem sonbahar sürecinin hem de 2017 yılının önemli olduğu” belirtilerek, “askerin, polisin, AK Parti’nin, belediyelere atanan ve atanacak kayyumların topyekun hedef alınması” talimatı verildi.

FETÖ’nün darbe girişiminin ardından bölücü terör örgütü mensupları arasındaki telsiz görüşmelerinde Erbil’deki Sema Hastanesi’ne ilişkin konuşmalar da dikkati çekti.

Irak’ın kuzeyine yönelik hava harekatlarında yaralanan PKK’lı teröristlerin tedavileri FETÖ’ye ait, Erbil’de faaliyet gösteren bu hastanedeki doktorlarca yapıldı. Telsiz konuşmalarında Sema Hastanesi ile ilişkilerin gizliliğine dikkat edilmesi, bu hastanenin, son dönemde artan PKK’nın FETÖ ilişkisine dair haberlere konu olması halinde bölücü terör örgütünün zor durumda kalacağı belirtildi.”

Evet işte bunlar kısmen de olsa ortada bir işbirliği olduğunu doğrular yönde.

Dikkatimi çeken bir nokta şu, bu haberler darbenin hemen ertesinde yapılmış, fakat sonrasında giderek azalmış.

Bu yıl Şubat’tan sonra rastladığım tek haber, Mayıs ayında yayınlanmış.

O da Edirne’den yurt dışına kaçmaya çalışan 3 kişiden ikisinin FETÖ, birisin ise PKK’lı olduğuna yönelik bir yerel haber.

Bu dikkat çekici…

ABD’nin teröre desteği ortaya konurken, İran ile ortak tehdide karşı kader birliği yapılırken, FETÖ-PKK ilişkileri de unutulmamalı.

FETÖ-IŞİD ve PKK hamisi Batı Emperyalizmi’nin son dönemde öne çıkardığı “Darbe Tiyatrosu” yalan propagandasına karşı, etkili ve delilli mücadele etmek şart.

İLGİLİ HABERE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ   

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir