Kamuya malolmuş kişi ve siyasetçiler eleştiriye tahammüllü olacak

Türkiye düşünce ve ifade hürriyeti konusunda uluslararası milletler camiasında şaibeli ve tescilli bir ülke durumunda. Özellikle AİHM nezdinde sabıkalı bir ülke. Kararlarının genellikle Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine sonuçlanması Avrupa kamuoyunda böyle bir kanaat oluşturmuş durumda. Bu kapsamda Türkiye’de toplumun önünde bulunan kişiler, şahsiyetler, toplum ve halk önderleri ve siyasetçiler genellikle eleştiriye tahammülsüzdürler. Kendilerine yönelen her eleştiriyi hakaret olarak kabul etme eğiliminde olmaları mahkemeleri de meşgul etmektedir. Cum. Erdoğan hakkında yüzlerce hakaret tutuklaması meydanda dururken başka türlü düşünmenin imkânı da yoktur. Bu konuda Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ifade hürriyetinin önemini vurgulayarak, toplumun önünde yer alan kamuya malolmuş kişi, şahsiyet, halk önderleri ve siyasetçilerin eleştiriye daha tahammüllü olmaları gerektiğini belirtti.

Cirit, İnsan Hakları Komisyonu tarafından düzenlenen “İfade Özgürlüğü” konulu seminerin açılış konuşmasını yaptı. İnsanı diğer varlıklardan farklı, etkin ve üstün kılan en önemli özelliğin düşünme yeteneği olduğunu belirten Cirit, düşünme faaliyeti ve üretiminin ancak düşünce ve ifade hürriyetinin tam manada sağlanmasıyla mümkün olduğunu vurgulayarak, ifade hürriyetinin önemini vurgulayarak, toplumun önünde yer alan kamuya malolmuş kişi, şahsiyet, halk önderleri ve siyasetçilerin eleştiriye daha tahammüllü olmaları gerektiğini belirtti.

BİREYSEL VE TOPLUMSAL GELİŞİMİN TEMEL DİNAMİĞİNİ FİKİR HÜRRİYETİ OLUŞTURUR

İnsanın maddi ve manevi alanında en değerli unsurun hürriyet olduğunu kaydeden Cirit, “düşünme, bunun ifade edilmesi olan fikir hürriyeti, tüm temel hak ve hürriyetlerin olmazsa olmaz unsuru ve ön şartı olarak kabul edilmiştir. Çünkü insanlığın, bireysel ve toplumsak gelişiminin temel dinamiğini fikir hürriyeti oluşturmaktadır. İnsanlığın katettiği her türlü bireysel ve teknolojik gelişimi ve olgunlaşması fikir hürriyetinin mevcudiyetine bağlı olarak kabul edilmişlerdir” dedi.

AİHM KARARLARINA GÖRE, KAMUYA MALOLMUŞLAR ELEŞTİRİYE DAHA TAHAMÜLLÜ OLMALI

Cirit, AİHM kararlarına göre kamuya malolmuş kişiler ve siyasetçilerin eleştiriye daha fazla katlanması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yargı yetkisini tanıdığı AİHM’in ihlal kararı verdiği ülkelere ciddi yaptırımlar uyguladığını kaydeden Cirit, “Yargıtay Başkanlığı olarak AİHM tarafından ortaya konulan uluslararası kabul görmüş insan hakları standartlarına uyum konusuna büyük önem vermekteyiz. İnsan Hakları Komisyonumuzun yapacağı çalışmalar sonucunda Yargıtay tarafından verilecek kararların temel hak ve özgürlüklere daha fazla vurgu yapan ve sözleşmeye daha uyum gösteren bir hale geleceğini ümit etmekteyiz” ifadelerini kullandı.

HÂKİMLER VE YARGITAY, BAZEN YANDAŞ KARAR VEREBİLİYOR

Bunun yanında ülkede iç hukuk sisteminde bazı yandaş ve hukukun üstünlüğü ilkesine inanmayan hâkimlerin ve Yargıtay’ın bazı dairelerinin verdiği kararlar ülkeyi ve vatandaşları sıkıntıya sokmaktadır. Türk hukuk sisteminin bir parçası haline gelen ve Anayasa’nın 90’ncı maddesiyle yasa hükmünde, hatta bazı yorumculara göre iç hukukun üstünde sayılan AİHM kararlarında, “bir politikacı siyaset sahnesine girerek, kendisinin eleştirilmesini baştan kabul etmiştir” ifadelerine rağmen Yargıtay, gazeteci yazar Erbil Tuşalp’i bir yazısında, “ülkede istikrar yok, Başbakan ve adamları istikrarlı bir biçimde saçmalıyor” dediği için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a tazminat ödemeye mahkûm etti.

MUHALEFET ŞERHİ, AİHM KARARLARINA DAHA UYGUN!

Milliyet Gazetesinin haberine göre, Tuşalp’in 24 Aralık 2005’te Birgün gazetesindeki yazısında kişilik haklarına saldırı yapıldığını öne süren Erdoğan, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açmıştı. Mahkeme, Tuşalp’in eleştiri sınırlarını aştığı gerekçesiyle 10 bin YTL manevi tazminata hükmetmişti. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de, kararı oyçokluğuyla onadı. Karara üyelerden Mehmet Uyumaz muhalif kaldı. Uyumaz karşı oy yazısında, “siyasetçiye yöneltilen eleştirinin sınırları, özel bir kişiye kıyasla daha geniştir. Topluma mal olmuş siyasi kişinin siyasi yaşamla ilgili davranışlarının kamuoyunca bilinmesinde yarar vardır. Bu nedenle eleştirinin ağır olması kaçınılmazdır. Siyaset yapanlar alkışlardan ne kadar mutlu oluyorlarsa, bazen çok sert eleştirilere de katlanmak zorundadırlar. Açıklanan nedenler karşısında, davacı sert şekilde eleştirilmiştir. Eleştiriyi cezalandıran kararların toplumun da siyasilerin de yararına olmadığını hukukçular bilmeli” diye AİHM kararlarına uygun görüş bildirdi.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir