“Katil (?)” sloganının perde arkası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün dikkatlerini çevirdiği İran Zirvesinde ortak bildirinin hazır olduğu söylendiği saatlerde üstelik 5 sefer söz alarak –zirve aktörleri arasında muhatap bulunmadığı halde “ateşkes” talebinde bulundu. Sözkonusu ateşkes, İdlip’teki teröristlerle Suriye devleti arasında olacak. Akla ziyan, devlet adamlığına yakışmayan, aklının kıyı köşelerinden hiç çıkmayan bir yerlere göz kırpan, pişmiş aşa su katan bir tutum!

CELLADINA ÂŞIK OLMA DURUMU

Buna karşılık bizin vatan güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren Fırat’ın doğusundaki statükoyla ilgili görüş bildirme de İran Cumhurbaşkanı Ruhani’den geliyor. “Fırat’ın doğusundan ABD’yi çıkaralım!”

Siyasi iktidarın Suriye politikası yalpalamalarla ilerliyor. Yalpalamalar, zaman zaman vatan bütünlüğümüz ve milli güvenliğimiz bakımından tehlike ve tehditler içeriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Menbiç’te yaşadığı hayal kırıklığından sonra ABD ile aynı çuvala girilmeyeceğini, bunun ayıyla aynı çuvala girmekle eşdeğerli bir durum olduğunu, ABD’ye asla güvenilemeyeceğini, sözünün eri olmayan bir devlet olduğunu yaşayarak öğreniyor ama aklının bir köşeciğinden de ABD ile işbirliğini çıkaramıyor. Bu durum, celladına âşık olma durumunu hatırlatıyor insana.

YANLIŞ SURİYE POLİTİKALARI VATAN BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ TEHDİT ETTİ

“Türkiye’nin Suriye politikası”nın “başından itibaren jeopolitik bir derinlik ve stratejik bir vizyondan yoksun olduğu”nu, “başlangıçta Suriye’de atılan adımlar”ın “ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet eder bir mahiyet taşıdığı”nı, “Ahmet Davutoğlu ile bu yanlış politikalar”ın “zirve yaptığı”nı ifade eden Amiral Soner Polat’ın belirttiği gibi, “sonucu sınırlarımıza yapıştırılan PKK devletçiği oldu. Bu politikalar bumerang etkisi yaratarak Türkiye’yi de vurdu. Toprak bütünlüğümüz tehlikeye girdi. En kritik aşamada jeopolitik yasalar devreye girdi. Devletler jeopolitik varlıklardır. Yöneticilerden tamamen bağımsız olarak kendilerine hayat alanı bulmak için adım atarlar. Türk devleti varlığını sürdürmek için ABD tehdidi karşısında mevzilendi.”             

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN MENBİÇ

KONUSUNDAKİ HAYAL KIRIKLIĞI: ABD’YLE AYNI ÇUVALA GİRİLMEZ!

Ancak devletin attığı PKK’yi hendeklere gömen operasyonlar, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekâtları gibi

“bütün cesur ve kararlı adımları strateji yoksunu yöneticiler gölgeledi. Stratejisiz taktiklerle çıkmaz sokağa doğru hızla koştular. Türkiye’ye yönelik gerçek tehdidi bir türlü tespit edemediler. Siyasi gündemlerini, mezhepsel yaklaşımlarını, ideolojik bakış açılarını devletin yüksek çıkarları ile karıştırdılar. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan Menbiç konusundaki hayal kırıklığını açıkça dillendiriyor. Oysaki ABD’nin işine gelmeyen hiçbir anlaşmaya uymayacağını, bu tür girişimlerinin zaman kazanma ve rakibini tuzağa düşürme amacına yönelik olduğunu bütün dünya öğrendi. Kaldı ki ABD’de gerçek gücün kimde olduğu belli değil! Siz hangi ABD ile anlaşma yaptınız?”

STRATEJİSİZ TAKTİKLERİN SONUCU:

İDLİP’TE ABD’YLE YANYANA, FIRAT’IN DOĞUSUNDA BOĞAZ BOĞAZA!

Ve gelinen noktayı, dayandığımız kayayı Soner Polat şöyle ifade ediyor: “Stratejisi olmayan taktikler ile geldiğimiz nokta: ‘İdlib’de ABD ile yan yana, Fırat’ın doğusunda ABD ile boğaz boğazayız!’” Bu tutarsızlık ve öngörüsüzlük devletin itibarını gölgeliyor ve devletimize zarar veriyor.

Türkiye’yi ABD ve İsrail çıkarlarının kuyruğuna takmış olan Davutoğlu’nun “stratejik derinliği”nden bir türlü çıkılamıyor. Bölgede Sünni önderlik yapma hayalinden bir tülü kurtulunamıyor. O dönemde ilişkiler kurulmuş terör örgütleriyle bağlar koparılıp atılmıyor. Devletin ali çıkarları ile kibir aynı potada eritiliyor. Dönüp dolaşılıp “Katil Esad” noktasına geliniyor.

KATİL SADDAMI’N SONUCU KUZEY IRAK’A BARZANİSTAN

Bu slogan aslında yabancı gelmiyor. ABD ve İsrail, 1990 ve 2001’lerde “Katil Saddam” diye dünya kamuoyunu iğfal etti. Bizde de “Ne Saddam Ne Sam!” sloganıyla liberallerle kelli felli solcularımız Amerika’nın kuyruğuna takıldılar. Sonuçta Barzanistan’ı kuzey Irak’a yerleştirdiler.

KATİL KADDAFİ VE KATİL ESAD’IN

SONUCU KUZEY SURİYE’DE KÜRT-İSRAİL KANTONLARI

“Katil Kaddafi” sloganlarıyla Kıbrıs Barış Harekâtı gibi her zor durumunda Türkiye’nin yanında yer almış olan Kaddafi’yi katlettiler. “Katil Esad” operasyonlarının bir başlangıcıydı. “Katil Esad” sloganlarıyla da bizim basiretsiz yöneticilerimizi ve at gözlüğü takmış liberal ve sahte solcularımızı ABD ve İsrail planlarının peşine taktılar. Sonuç, kuzey Suriye’de PKK/YPG kantonlarının kuruluşu oldu. Barzanistan bir anda kuzey Suriye boyunca Doğu Akdeniz’e Kürt-İsrail koridoruyla bağlanıverdi. Fırat kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları olmasaydı bugün koridor hayatiyet kazanacaktı; vatanımızın bütünlüğü de tehdit altında kalacaktı.

Ama buna rağmen bir yanda cesur adımlar atılıyor öte yandan şimdi de İdlip’te Amerikan tezgâhı olduğunu dünya âlemin bildiği kimyasal silah saldırıları gibi oyunlardan medet umar hale geliniyor. Esad ülkesinde toprak bütünlüğünü sağlamanın bir adım önüne gelmiş durumda; ama Esad’ın bir kara savaşıyla devrilebileceği hayalleri peşinde koşturuluyor.

İDLİP SURİYE TOPRAĞIDIR; ESAD’IN DA ORADA HÂKİMİYET HAKKI VARDIR

Tıpkı bizim Güneydoğu Anadolu kendi toprağımız olduğu, hâkimiyet hakkımız olduğu, bu sebeple PKK bölücülüğünü hendeklere gömdüğümüz gibi, İdlip, Suriye toprağıdır. Suriye’nin de kendi toprağında hâkimiyet hakkı vardır.

Astana’da, İran Zirvesinde tutarlı olalım!

İdlip’te Esad’a destek olalım!

Esad’la doğrudan ilişki kuralım!

Batı Asya Birliği’ni hayata geçirelim!

Kriz dâhil her şeyin çözümü bu adımlarda yatmaktadır. 15 Temmuz gecesi AKP Genel Merkezine asılan Atatürk posterinin bugünkü uygulanırlığı budur.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir