Kazım Üstüner KıvılcımHaber mikrofonlarına konuştu

Şeker Fabrikası vatandır, vatan satılmaz

Her fabrika bir kaledir

Şeker fabrikalarını satmak milli ekonomiye darbedir

Şeker fabrikalarını satmak işçiye ve çiftçiye darbedir

Üreten Türkiye için özelleştirmeye hayır!

İşçi ve çiftçi gene bir sınavla karşı karşıya kaldı. Geçmişte defalarca stratejik kurumlardan olan şeker fabrikalarının özelleştirilme hamlelerini geri püskürtmüş olan Türkiye halkı, işçi, çiftçi, nakliyeci ve hayvan yetiştiricileri vatanlarına, kalelerine, ekmek teknelerine yeni bir saldırıyla karşı karşıyadır. Başta Kargil olmak üzere nişasta bazlı şeker (NBŞ), (canavar şeker) üreticisi uluslararası şirketlerin dayatmasıyla ve bütçe açıklarıyla zor durumda olan AKP Hükümeti’nin Şeker Sanayisine yeni bir özelleştirme saldırısı gündeme bomba gibi düşmüştür.

Milli ekonominin tasfiyesi anlamına gelen, Türkiye tarımına, hayvancılığına, sanayisine darbe vuracağı açık olan, borç batağında çırpınan erken seçim peşindeki AKP Hükümeti’nin bir intihar girişimi olan şeker fabrikalarını özelleştirme girişimi hakkında “biz bu filmi geçmişte de görmüştük” diye yorumlayan Burdur veteriner Hekimler Odası (BVHO) Başkanı ve 23’ncü dönem Burdur Milletvekili olan Kazım Üstüner, KıvılcımHaber’e konuştu.

Yeni Şeker Özelleştirmesi saldırısını, “nüfusu 81 milyonu geçen Türkiye’miz”in “mültecileri de dâhil ettiğimizde 85 milyonluk bir gıda pazarı” olduğunu, “emperyalist güçlerin 85 milyona varan bu pazarı değerlendirmek istemesi” şeklinde yorumlayan Üstüner, “özellikle 1980’den sonra esen ve estirilen neoliberal politikalarla bir özelleştirilme modasına girildi. Bu özelleştirme modasından dolayı en ağır faturaya ödeyen iller arasında ne yazık ki Burdur geliyor. Neden? Burdur’un sanayileşmesinde önemli olan 3 tesis vardır. Bunlardan birisi Şeker Fabrikası’dır. İkincisi Süt Endüstrisi Kurumu ve daha sonra da Et Balık Kurumu’dur. Bilindiği üzere bu iki tesis Süt Endüstrisi Kurumu ve Et Balık Kurumu geçtiğimiz dönemlerde özelleştirildi. Yıllardan beridir şeker fabrikalarının özelleştirilmesi gündemde tutuluyor” dedi.

Üstüner şu görüşleri savundu:

“Burada hepimizin uyanık olması gerekiyor. Bu özelleştirmenin arkasında, Türkiye’yi gıda açısından da bağımlı kılmak, nişasta bazlı şeker (NBŞ’nin) halkımızın gıdası yapma çalışmasının olduğunu görmemiz gerekiyor.”

Şeker üretimi hakkında bilgi veren Üstüner, “bugün dünyada şeker üretiminin yüzde 78’i kamıştan yüzde 21 oranında da şeker pancarından üretiliyor. Ancak son yıllarda çok uluslu şirketlerin (ÇUS’lerin) ürettiği mısır ve benzeri bitkisel ürünlerden kimyasallarla üretilen nişasta bazlı şeker (NBŞ) olgusu var. Bu koladan pastaya bisküviden çöreğe her şeyde gördüğümüz sağlımızı tehdit eden bir unsur” diye yorum yaptı.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin perde gerisinde “ülkemizde insanlarımıza NBŞ’yi hâkim kılma amacı yatmaktadır” şeklinde değerlendiren Üstüner, “bu açıdan 2001 yılında Kemal Dervişli ortamda 15 günde 15 yasa kapsamında Şeker kanunu çıkartıldı. Bu yasa gereği şeker pancarı ekim alanları daraltıldı. 1998 yılında 500 bin hektar civarında olan şeker pancarı tarımı 2015 yılında 270 bin hektara geriledi. 2015 yılında ürettiğimiz şeker Türkiye’ye yetmediği için 170 bin şekeri dışarıdan satın almak zorunda kaldık” diye konuştu.

Bu filmi daha önce de gördüklerini belirten Üstüner, “yani elimizdeki şeker fabrikaları da özelleştirilince –ki biz özelleştirmenin ne demek olduğunu Burdur SEK’de gördük. Hani daha çok istihdam, daha kaliteli üretim diye girilen özelleştirme politikasında bugün Süt Endüstrisi Kurumu’nda sadece peynir altı su işleniyor. İşlenen bir litre süt yok. Dün Kars’ta özelleştirilen Et Balık Kurumu’nun yerinde yeller esiyor. Ve oradaki hayvancılık çöktü. Bugün piyasa düzenleyici rolü olan SEK ve EBK’lar olmadı için et ve sütte fiyat ayarlaması yapamayan bir ülke konumuna geldik. Hayvancılığımız, ekonomimiz zarar gördü” diye ifade etti.

Üstüner konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Burdur’da Şeker Fabrikası dediğimizde öncelikle bir sosyal güvence akla gelirdi. Emeklilik, sigorta olgusunu Burdur halkı, Burdur çalışanı Şeker Fabrikası’yla tanımıştır. Şeker Fabrikası denilince Burdur’da nakliye gelir, pancar küspesi gelir, (hayvancılık yem maddeleri arasında en önemli unsurdur küspe), melas gelir, ispirto gelir. Sosyal anlamda da Burdur’da hayvancılığın altyapısının oluşturulması anlamında da eker Fabrikası’nın müthiş katkısı olmuştur. Bugün Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesi denince akla acaba Şeker Fabrikası’nın arsası rant olarak birilerine mi peşkeş çekilecek kaygısını duyuyoruz.”

“Neden?” diye soran Üstüner sözlerine, “çünkü bugün Tekel yabancıların, Amerikalı bir şirketin eline geçti. Bugün bankaların yüze 70-75’i yabancı şirketlerin kontrolü ve mülkiyeti altına düştü. Yani ayağımızın altındaki halılar bir bir kayıyor. Biz de cephe gerisinde bu tehlikeleri görüp ona göre önlem almamız gerekir diye düşünüyorum” şeklinde son verdi.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir