Mehmet Bedri Gültekin yazdı: “Yeni Dünya’nın doğum sancıları”

Olmak ya da olmamak

Türkiye bir süredir girdiği yolda, Afrin Harekâtı’yla çok önemli bir adım daha attı. Artık dünyamız başka bir dünyadır, Bölgemiz başka bir bölgedir.

Henüz Harekât’ın başlarındayız. Ama çok önemli sonuçların bugünden görülmeye başlandığını söyleyebiliriz.

Tarihe havale edilen plan

  1. Türkiye ABD’nin “Koridor” planına son noktayı koydu. Aynı zamanda ABD’nin 40 yıllık “Üç İsrail Planı” da tarihe havale edilmiş oldu.

2000’e Doğru Dergisi ABD’nin söz konusu Planı’nı 1988 yılında haber yapmıştı. Birinci ve İkinci Körfez Savaşları, Ergenekon ve Balyoz tertipleri, IŞİD kullanılarak yapılan operasyon, Barzani’nin 25 Eylül Bağımsızlık Referandumu hamlesi ve PKK-PYD’nin Suriye’de kantonlar oluşturup birleştirme girişimleri ile 15 Temmuz FETÖ’cü darbe teşebbüsü; bütün bunların hepsi o “Üç İsrail Planı” kapsamında gerçekleşti.

Buna karşılık bölge ülkeleri en sonunda birleşti. IŞİD temizlendi, FETÖ’cü darbe ezildi, Fırat Kalkanı Operasyonu ile koridor kesildi, 25 Eylül sözde bağımsızlık hamlesi boşa çıkarıldı, Barzani evdeki bulgurdan da oldu ve nihayet Afrin Harekâtı ile “Koridor” hayaliyle birlikte “Üç İsrail Planı” da tamamen bitirildi.

Yeni güç merkezi

  1. ABD’nin hiçbir durumda baş edemeyeceği bir cephe iyice netleşti. Türkiye, Rusya ve İran’ın merkezinde bulunduğu; Irak ve Suriye’nin de dahil olduğu Batı Asya Cephesi, askeri olarak ABD’nin kapışmayı göze alamayacağı yeni bir güç merkezidir.

Bu Cephe’nin arkasında Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan ile birlikte bütün bir Asya durmaktadır. Afrika ve Latin Amerika da, bu yeni güç merkezinin doğal müttefikleridir.

Hücumdaki Türkiye, Savunmadaki ABD

  1. ABD, şimdi daha geri bir mevziye çekilerek bölgedeki mevcudiyetini koruma derdine düşmüştür. Son olarak yapılan, “TSK’nın Afrin Harekâtına karşı olmadıkları ve Fırat’ın doğusundaki PYD-YPG güçlerine, ‘eğer Afrin’e doğru hareket ederlerse desteklerini çekecekleri” yolundaki açıklamalar, gelinen aşamada ABD’nin bütün kaygısının, Fırat’ın doğusunda elde ettiği mevzileri korumak olduğunu gösteriyor.

ABD, zeminin ayakları altından hızla kaydığını tespit etmektedir ve telaşa kapılmıştır.

İç cephede birlik

  1. 24 Temmuz 2015’te TSK’nın, PKK’nın üzerine yürümesi ile başlayan “Saray Savaşı mı, Vatan Savaşı mı?” tartışması bitti. Milletin hemen hemen tamamı, Türkiye’nin ABD ve işbirlikçisi örgütlere karşı Vatan Savaşı vermekte olduğunda birleşti.

Suriye’nin “Bataklık” olduğu, “Girersiniz ama çıkamazsınız”, “AKP’lilerin çocukları önden gitsin” türünden itirazlar ve baltalama gayretleri esas olarak bitti. Terör örgütü yandaşları ve Neoliberal Batıcılar tecrit oldu.

Sıra Menbiç’te ve Fırat’ın doğusunda

  1. Türkiye, en yetkili ağızlardan Afrin’den sonra sıranın Menbiç ve Fırat’ın doğusuna geleceğini ilan etti.

Erdoğan-Powell görüşmesinin olduğu saatlerde Türk uçaklarının Menbiç’teki PKK mevzilerini vurması, Türkiye’nin ABD’ye açık mesajıdır.

Yani, ABD’nin Afrin’i feda edip Fırat’ın doğusunda tutunma çizgisi de tutmayacak.

Etnik milliyetçiliğin iflası

  1. Kürt milliyetçiliğinin yabancı bir güce dayanarak hedefine ilerleme, kendine ait bir devlet kurma hayali de bitmiştir.

Kürt milliyetçiliğinin iflası yalnız başına bir gelişme olarak değerlendirilemez. 1970’lerin ortalarından sonraki karşı devrim döneminde, gelişmekte olan ülkelerde etnik milliyetçi ve dinci gericilikler emperyalizm tarafından desteklendi. Amaç milli devletleri zaafa uğratmak, parçalamak ve yeniden sömürgeleştirmekti.

Kürt milliyetçiliği bu dönemin ürünü olarak palazlandı ve bölge devletlerinin üzerine sürüldü. Şimdi Karşı Devrim dönemi bitiyor. Etnik milliyetçilik ve dinci gericiliklerin emperyalizme sırtını dayayarak kendilerine ait iktidar alanları yaratmak rüyası da sona eriyor.

Önümüzdeki dönem, bölünme ve parçalanma dönemi değil bir yandan milli devletlerin sağlamlaştığı, öte yandan milli devletleri de aşan ama milli devletler üzerinde yükselen bölgesel birliklerin ortaya çıktığı bir dönem olacaktır.

Avrupa, ABD’den kopuyor

  1. Avrupa ülkelerinin ABD ile yollarını ayırma yönündeki eğilimleri belirgin olarak bir kez daha ortaya çıktı. İngiltere, Almanya, Hollanda başta olmak üzere Avrupa ülkeleri Afrin Harekâtı’nı, Türkiye’nin teröre karşı Vatanını savunması olarak değerlendirdiler.

Birleşmiş Milletlerdeki Kudüs oylamasının ardından Avrupa’nın, ABD’den farklı tavır aldığı ikinci önemli gelişmedir Afrin Harekâtı.

Dayatan zorunluluk: Şam ile işbirliği

  1. Suriye devleti ile diyalog ve işbirliği kaçınılmaz bir zorunluluk olarak kendini dayattı. Başbakan Binali Yıldırım, Suriye devleti ile alt düzeyde görüşmelerin olduğunu açıkladı.

Türkiye’nin önünde ikinci bir seçenek yoktur. Bir yanda ABD’nin 5 bin TIR ve ikibin uçak dolusu ağır silah ile desteklediği “sahadaki kara gücü” PKK, diğer yanda PKK’yı “Vatan Haini” olarak ilan eden ve ülkesini terör örgütünden temizlemek isteyen Suriye Hükümeti.

Türkiye’nin Şam ile el sıkışması bir zorunluluktur. Ve Türkiye şimdi bu yönde adım atmaya başlamıştır.

Yeni bir dünya kuruluyor

  1. Şairin dediği gibi “Yeni bir dünya doğuyor/ Şorul şorul giden kan pahası”. Enver Gökçe bu dizeleri, II. Dünya Savaşı’nın sonuna doğru giden günlerde yazmış…

Dünya bugün de, emperyalizm belasının ve onun çocukları olan etnik milliyetçiliğin ve dinci yobazlığın neden olduğu büyük acılardan kurtulma yolunda büyük adımlar atıyor.

Bugün Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Türkiye’de ve bütün bir İslam Dünyası’nda yaşananlar, bu yeni Dünya’nın doğum sancılarıdır.

26 Ocak 2017

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir