MHP Tüzük Kongresinin tezahürleri

(MHP’deki başarılı muhalif hareketi nasıl yorumlamalı)

Son dönem Türkiye’nin somut şartlarına damga vuran olgu, hiç kuşkusuz Bahçeli tasallutundan ve zaptı raptından kurtulan zaptedilmez Ülkücü iradenin isyanının ayağa kalkmasıdır.

Bahçeli ve şürekâsıyla isyancı Ülkücüler ve muhalif adaylar arasında cereyan eden taktik ve hukuk savaşlarını müteakiben Bahçeli’nin yasa dışı ilan ettiği ve canhıraş bir şekilde engellemeye çalıştığı başarılı olağanüstü Tüzük Kurultayı 19 Haziran’da toplandı. Tanju Cılızoğlu gibi tarafsız gözlemcilerin Kurultay’da ilk dikkat çektikleri özellik, delegelerin kararlılığı oldu. Ankara’ya sarsılmaz bir inançla 750’nin üzerinde delegenin ve on binlerce partilinin geldiği belirtiliyor. Ülkücülerin bu kararlılığı ve inanmışlığının kırılamayacağı, Tanju Cılızoğlu’nun ifadesiyle “delegelerin en saygı duyduğu isim Alparslan Türkeş mezarından başını kaldırıp ‘Bahçeli’yi bırakmayın’ dese kimsenin tınmayaca”ğı yeni durumun bir başka yönünü oluşturuyor. Bu özellik kongrenin gidişatına da damgasını vuruyor. Kurultay başlangıcında iki farklı Divan önerisine delege derhal el koydu ve olayı çözdü. “Ayrılık, gayrılık istemeyiz” iradesi, anında dört aday için hayati önemde olan listeyi, iki liste harmanlanarak teke düşürdü. Akşener taraftarlarının adayı Divan Başkanı oldu. Bu durum, Akşener’in süreci açık ara önde götürdüğünün bir işaretiydi.

Tüzüğün ilgili maddeleri değiştirildi. Görevden alınmış 30 başkanın ve tedbirli olarak disiplin marifetiyle üyelikten atılmış üyelerin görevlerine ve üyeliklerine iadesi sağlandı. Bahçeli’nin 10 Temmuz seçimli Kongreye kadarki süreçte tedbirli disiplin sopasını kullanmasını engelleyen karar alındı. Böylece Bahçeli’nin eli kolu bağlandı.

Bu aşamada genel kanı muhaliflerin ilk raundu kazandıkları yönünde oldu. Bahçeli’nin bundan sonraki süreçte dişleri sökülmüş ihtiyar kurda döneceğine kesin gözüyle bakılıyor. Kaldı ki, basına yansıdığına göre, Bahçeli de hukuk müşaviri aracılığı ile Yargıya gitmeyeceklerini açıkladı ve ittifak arayışına girdiği belirtildi. Bahçeli’nin “sokaklar karanlıktır, kanlıdır, tehlikelerle doludur” diyerek Ülkücüleri eylemlerden uzak tutması, yıllardır şehit cenazeleri geldikçe, iktidar Cumhuriyete saldırdıkça ve kurumlardaki TC damgasını kaldırdıkça sessizliğe gömülmesi Ülkücü tabanın inatlaşmış nefretini kazanmasına neden olduğu gözlemleniyor. Burdur eski İl Sekreteri Halil İbrahim Güler’in deyişiyle, “Ülkücü iradeyle inatlaşılmaz.” Bu söylemin, bütün muhalif delegelerin ortak özelliği olduğu, olağanüstü Tüzük Kurultayı yorumcularında ortak gözlem durumunda.

MHP olağanüstü Tüzük Kurultayı, Türk siyasetinde taşları yerinden oynatacak bir manivela işlevi görürse hiç şaşırılmasın. Olağanüstü bir durum olmazsa, 10 Temmuz’da da muhaliflerin başarısının önünde herhangi bir engel görülmüyor. 10 Temmuz’da Akşener’in Genel Başkan seçilmesi durumunda, Türk siyasetinde dengeler alabora olacak; CHP’den AKP’ye kadar bütün kuvvetler sarsılacak. Nitekim basına yansıdığına göre, Saray’da bununla ilgili çalışmalar yapacak komisyonlar kuruldu. Güzün erken seçim ya da başkanlık referandumu kararları beklemeye alındı. Buna göre karar alınacak.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir