Perinçek Burdur’da konuştu: “15 Temmuz, 3 cephede bir zaferdir”

Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek, Batı Akdeniz turunu tamamladı. Bunun aşamaları

Alanya, Antalya, Burdur, Isparta ve son ayağı olarak Antalya’da  konuştu. Perinçek, 15 Temmuz

Amerikancı FETÖ darbe girişiminin, Türk Ordusu tarafından ezilmesinin, Türkiye’nin emperyalizmle

mücadele tarihinin bir parçası olduğunu, bu zaferin iç  barış, Cumhuriyet Devrimi ve vatan bütünlüğü/

bağımsızlık gibi 3 cephesinin olduğunu söyledi. Perinçek, bozguna uğratılan darbe girişiminin,

yurtta barış, vatan bütünlüğü ve irticaya karşı çok önemli bir zafer olduğunu vurguladı.

Doğu Perinçek, 15 Temmuz Amerikancı FETÖ’cü darbe kalkışmasının püskürtülmesinin birinci yıldönümünde Burdur’da Türkiye’nin Çıkış Yolu/ 15 Temmuz Bir darbe mi Kontrollü darbe mi konulu bir konferans verdi. Amerikancı FETÖ’cü darbeye karşı zaferin, iç barış, vatan bütünlüğü ve Cumhuriyet Devrimi olmak üzere 3 cephede zafer olduğunu vurguladı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, 15 Temmuz Amerikancı Fethullahçı Terör Örgütü’nün darbe kalkışmasının püskürtülmesinin birinci yıldönümünde Burdur’da Belediye Sergi ve Düğün Salonu/ Amfiteatr Bölümünde, Türkiye’nin Çıkış Yolu/ 15 Temmuz Bir darbe mi Kontrollü Darbe mi konulu bir konferans verdi. Başkan Perinçek, Amerikancı FETÖ’cü darbeye karşı zaferin, iç barış, vatan

 bütünlüğü ve Cumhuriyet Devrimi olmak üzere 3 cephede zafer olduğunu vurguladı.

Konferansa Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, eşi Şule Perinçek, 22’nci Dönem Milletvekili ve Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanı Kazım Üstüner, Vatan Partisi İl Başkanı İbrahim Kılınç, Vatan Partisi eski İl Başkanı Hayat Harputlu, BayŞaDer Başkanı Ali Bilgen, Vatan Partisi Isparta İl Başkanı Bilal Şimşir ve vatandaşlarla partililer katıldı.

Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunmasını müteakiben açış konuşmasını yapan İl Başkanı İbrahim Kılınç, yerel meselelerden bahsetti.

Kılınç, ilimizde temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu, ancak siyasi iktidar emperyalistlerin emirleriyle 15 yıldır tarımı ve hayvancılığı çökertecek her türlü tedbiri aldığını, tarımdan desteklerin kaldırıldığını, şimdi de yetmezmiş gibi, özellikle gıdada olmak üzere tüketici fiyatlarındaki durdurulamayan artışlar, enflasyonun çift haneli rakamlardaki yükseliş seyri sebebiyle gümrük duvarlarının yüzde 100’e yakın oranlarda indirme yoluna girdiğini belirtti.

Kılınç şunları söyledi:

“Birkaç yıldır 1 liranın çok altında seyreden süt fiyatları ve et fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle hayvan yetiştiricisi süt ineklerini kesime gönderdi. 5 yıl önceki ülkemize 5 milyara malolan hatalar yeniden depreşmiş durumda. AKP Hükümeti çiftçimizin 65 milyar liralık yasal alacağını ödememekte direniyor.  Destek akçalarını hep düşük tutuyor.”

Şeker Fabrikası’nın Burdur’un şah damarı olduğuna değinen Kılınç, çalışan işçisinden pancar üreticisine, nakliyecisinden hayvan üreticisi köylüsüne kadar on binlerce vatandaşımızın geçim ve umut kaynağı olan böyle bir değerimizi, geçmişte özelleştirme kapsamına almak için çok çaba sarfettiklerini, ama halkın imza kampanyaları ve benzeri eylemleri yoluyla hep geri çekildiklerini belirtti.

Konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Fabrika üzerinde gözü olanların gözlerini nereye diktikleri son dönemde iyice belli oldu. Şeker fabrikasının üretiminden çok, şehrin göbeğindeki arsa değeri yüksek arazisi ağızlarının suyunu akıtmaktadır. Arazinin bir ucundan da başladılar kemirmeye. Kamu daireleri yapıyoruz diye fabrikanın arazisi parçalanmaktadır. Bir adım ötesi arazisi kemirile kemirile küçültülen fabrikanın özelleştirmesi olacaktır. Pancar üretiminde de oyunlar oynandığı belirtiliyor. Şekeri düşük pancar tohumu ile şeker üretimi darbelenmek istenmektedir. Şimdi de zamanında kota açıklanmama yoluna gidilerek sektörde bir isteksizlik, durağanlık, belirsizlik yaşanmasına neden olmaktadırlar.”

Kılınç konuşmasına şöyle devam etti:

“İlimizin en önemli problemlerinden biri de Göl’ün kurumasıdır. Burdur Gölü’nün durmadan çekilmesi ve kuruma belirtileri göstermesi, Burdur halkının ortak kaygısıdır. Herkes kaygılanıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes bir sebep ve çözüm önerisi belirtiyor. Başta Belediye Başkanlığı olmak üzere birçok kurum, kuruluş ve örgüt eylem üzerine eylem koyuyor. Ancak gerçek sebebe parmak basan çok yok. Çözüm önerileri ise evlere şenlik. Hatta Göl’ün gerçek katili olan Orman Bakanlığı ve DSİ bile timsahın gözyaşlarını akıtırcasına Burdur’a gelip “Burdur Gölü Kurtarma Eylem Planı” diye iddialı faaliyetler yürütüyor. Burdur Gölü havzasındaki bütün su kaynaklarının önüne plansız programsız gölet ve baraj kurulmuş durumda. Yılardır dikkat çekildiği halde Göl’ün beslenmesine büyük katkısı olan derin sular, 3 bine yakın ruhsatlı ruhsatsız sondajlarla çekilip durmaktadır. Göl konusunda gerçek bir çifte standart uygulanmaktadır.”

Daha sonra kürsüye gelen Perinçek 15 Temmuz’un gerçek anlamı üzerinde konuştu.

İşte Doğu Perinçek’in konuşmasından satırbaşları!

“1 yıl evvel Amerikancı Fethullahçı Terör Örgütünün darbesiyle Türkiye göğüs göğse geldi. Nerdeyse 24 saat Türkiye ile Amerika savaşı oldu, Ankara ve İstanbul’un göbeğinde uçaklar, helikopterler, taklarla. Türkiye, orada NATO’nun Gladyosunu, Amerika’nın, Amerikan işbirlikçilerinin Türkiye devletinin içine yerleştirdiği Fethullahçı Gladyo’yu o gece ezdi ve büyük bir zafer kazandı.

Fethullahçı darbeye karşı başarı, 3 cephede bir başarı…

“Birincisi iç barış, teröre karşı mücadele cephesinde, “yurtta barış” dediği büyük devrimci önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün, “yurtta barış” için kazanılan başarı; çünkü karşımızda bir terör örgütü var. Gerçi Yurtta Sulh Konseyi diye televizyonlarda kendisini tanıttı fakat bir kolunda PKK var, kendisi bir terör örgütü, içimizdeki huzura, barışa karşı Amerika tarafından kurulmuş. Onun için bu Fethullahçı Terör örgütünün ezilmesi yönündeki mücadele hala devam ediyor.

“İkinci cephe, vatan bütünlüğü cephesi. İşte bugün de görüyoruz, Fethullahçı Terör Örgütü Amerikan planları içerisinde, başından beri CİA’nın kurduğu bir örgüt. Özel olarak da bizim güneydoğumuzda, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyini de kapsayacak şekilde, hatta İran’dan da topraklar ekleyerek Kürdistan adı altında ikinci bir İsrail devleti kurma planına hizmet eden bir örgüt. Öyle olduğu için de PKK ile elele. Bu nedenle FETÖ’ye karşı bu 15 Temmuz zaferi vatan bütünlüğü için bir zafer.

“Üçüncüsü ise Cumhuriyet Devrimi için, irticaya karşı, gericiliğe karşı mücadele, Türkiye’nin Ortaçağ ilişkilerinden kurtulması için bir başarı, bir zafer. Atatürk’ümüzün o sözünü hepimiz biliyoruz; “Türkiye şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz.” Olmayacak. Yani tarikat ve cemaat mensupları ülkesi olmayacak.

“Bu başarı ise bütün tarih boyunca olduğu gibi millet-ordu beraberliği ile oldu. Ordu burada ezici, bastırıcı, silahlı güç olarak tayin edici önemdedir. Çünkü karşımızda Amerika tarafından, NATOP tarafından içimize, devlete, ordu ve polis içinde yerleştirilmiş, yıllarca Kontrgerilla, Gladyo diye söylediğimiz ve mücadele ettiğimiz silahlı güç var; buna karşı gene silahlı bir güç belirleyici. Türk ordusunun silahlı gücü silahlı Amerikancı FETÖ’cü Gladyo’yu yenmiştir. Bu çok çok önemlidir. Çünkü şimdi görüyoruz; bir kısım AKP taraftarları, sanki Türk ordusunun bu bastırmada etkisi yokmuş gibi, tankların önüne bazı insanlar yattı, bu başarı öyle geldi şeklinde bir anlayış yayılıyor. Tabii ki milletimizin o kahramanlığı her zamanki kahramanlık ve fedakârlık. Onu alkışlıyoruz. Ama şunu iyi bilmemiz lazım. Tank tankla, uçak uçakla, helikopter helikopterle, mitralyöz mitralyözle altedilir. Sırf etle tankı yenemezsiniz. Burada Türk ordusunun rolünü inkâr etmek çok yanlış. Hele hele önümüze baktığımız zaman çok daha yanlış. Çünkü Türk ordusu şimdi vatan bütünlüğü için savaşa devam ediyor. Dış cephede devam ediyor, iç cephede devam ediyor.”

Konferansın ardından soru ve cevaplara geçildi.

Daha sonra Perinçek kitaplarını imzaladı.

ANTALYA FİNAL KONUŞMASI

BURDUR KONUŞMASI

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir