Perinçek noktayı koydu

Epeydir Aydınlık yazarı Mehmet Ali Güller ile Doğu Perinçek arasındaki ideolojik mücadelede final perdesini Perinçek indirdi: “AKP’den hâlâ ‘taktik piyon’ diye söz edenlerin kendileri ‘taktik piyon’ durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar” diyerek Gülleri “taktik piyon” olmaya eğilimli olmakla itham etti.

Doğu Perinçek, Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller’i “taktik piyon” ilan etti. Vatan Partisi lideri Dr. Doğu Perinçek ile Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller arasında bir süredir süren “taktik piyon” polemiğinde yeni bir gelişme yaşandı. Aydınlık yazarı Mehmet Ali Güller, Aydınlık gazetesinde yarın yayınlanması gereken “Stratejik hata” başlıklı yazısının yayınlanmayacağının kendisine iletildiğini belirterek yazısını sosyal medyada okuyucularının görüşüne sundu. Önce “taktik piyon” suçlamasına karşı “stratejik hata” başlıklı makalesinin, “Yüz çiçek açsın, yüz fikir birbiriyle yarışsın” diyerek “yarın Aydınlık’ta” şeklinde yazan Güller, daha sonra “yayınlanmayacağı belirtilen ‘Stratejik hata’ başlıklı yazımı görüşlerinize sunuyorum” diye yazdı ve yazısını facebook hesabından yayınladı. Bu gelişme, Atatürk’ün Toplu Eserleri Yazı Kurulu toplantısında Perinçek’i eleştiren, karşılığında da seçimde milletvekili adaylığı Perinçek tarafından “ben sağ olduğum süre içinde sen milletvekili adayı olamazsın” diye engellenen, ardından gelişen partiden uzaklaşma süreci sonucunda istifa ederek birden bire neoliberal, Kürt politikasında ayrılıkçı fikirleri hatırlayan, en sonunda CHP’den milletvekili seçilen eşi tarafından açılım sürecinin savunuculuğuna soyunarak sağa savrulan Ulusal Eğitim Derneği eski genel Başkanı Zeki Sarıhan’ı hatırlattı.

Vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek bugün (21 Haziran 2015 günlü) Rota’da yazdığı yazıda Aydınlık Gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller’i “taktik piyon” durumuna düşme tehlikesi içinde olmakla suçladı.

Perinçek, Güller’in 3 gün önce yazdığı “ABD’nin satranç taşlarının değeri” başlıklı yazısına verdiği cevapta, “AKP yönetimi, gazetelere de yansıdığı gibi, ABD-İsrail koridorunun açılmasına karşı konumlanmaktadır. AKP’nin denetimindeki basın organları da, Kürt Koridorunun açılmasına karşı vaziyet aldılar. AKP’den hâlâ ‘taktik piyon’ diye söz edenlerin kendileri ‘taktik piyon’ durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. AKP yönetiminin BOP Eşbaşkanlığı macerasından ve Açılım gafletinden sonra ABD ile karşı karşıya gelmesi, kuşkusuz kolay değil. Ama Türkiye’yi yönetenler, köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparamıyorlar. Sırtlarında yumurta küfesi taşıyanlar, tehdit ciddileşince, milletin geniş güçlerinin eğilimlerini dikkate almak zorundadırlar. Aksi halde ne iktidarları kalır, ne partileri, ne de mallan ve mülkleri. Türkiye’nin bölünmesi, Türkiye’nin hâkim sınıflan için de bir tehdittir. Toplum içinde geniş bir tabana dayanmak, ülke bütünlüğü için belli mecburiyetleri de getirir. Burada AKP içinde Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasında bir bölünme beklenebilir. Fethullah Gülen ve Kılıçdaroğlu, ne zamandan beri Abdullah Gül’ün yanında duruyorlar” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Güller 17 Haziran tarihinde yazdığı yazıda Suriye krizini değerlendirmişti. PKK’ya yakın PYD’nin son başarılarını değerlendiren Güller, ABD için Suriye krizinin başında AKP’nin “taktik piyon” olduğunu ancak PKK/PYD’nin “stratejik piyon” olduğunu söyledi.

İşte Güller’in yazısı!

“PKK STRATEJİK AKP TAKTİK PİYON

Dün de belirttik: ABD IŞİD üzerinden belirlediği Ortadoğu hedefleri için 3 yıllık değil, gerçekte 30 yıllık planlamalar yapıyor. Bu planlamalar dâhilinde de araçlarını stratejik ve taktik konumlarına göre sıralamakta ve bazen karşı karşıya getirmektedir. (Kuşkusuz planlama başka, gerçekleşebilmesi başkadır.)

Kobani’de de böyle oldu; piyonlar arası savaş değil, piyon fedası ile satranç tahtasının merkezi hedeflendi. O merkezdeki beyaz kare PKK-PYD’yi bölgesel aktör haline getirmek, siyah kare de Türkiye’yi koridor planına lehimlemekti!

ABD o siyah kareyi piyon fedası ve piyon takasları yaparak aldı. AKP’ye Türkiye üzerinden peşmergekoridoru açtırdı, TSK’yi Eğit-Donat programına mecbur etti. Kısacası Ankara’yı koridora karşı çıkarken koridora mahkûm etti.”

“STRATEJİK HATA

Günlerdir şu iki sorunu inceliyoruz: AKP Hükümeti Suriye’nin kuzeyindeki Amerikan koridoruna karşı mı? Koridor nasıl engellenir ya da yıkılır?

Vardığımız şu sonucu da tekrar tekrar vurguluyoruz: Esad‘la anlaşmadan TSK’nin Suriye’ye müdahale etmesi koridoru önlemez, tersine koridora bekçilikle neticelenir!

Kısacası analizlerimizde TSK’nin müdahalesine değil, Esad‘la anlaşmadan müdahalesine itiraz vardır. Bu nedenle yazdıklarımıza “TSK’nin Suriye’ye müdahalesine karşı çıkanlar vatan hainidir” diyerek karşı çıkılması, dayanaksızdır.

TAKTİK PİYON!

“ABD’nin satranç taşlarının değeri” başlıklı yazımızda, Kobani merkezli gelişmelere bakarak PKK’nin statejik piyon, AKP’nin de taktik piyon olduğunu belirtmiştik. Bu saptamaya “AKP’ye taktik piyon diyenler, taktik piyon olacaktır” düzeyinde karşı çıkanlar, siyasi duruşlarına açıklık getirmiş oluyorlar.

Öyle olduğu için de AKP Hükümeti en sonunda, “köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparmıyor” denilerek savunuluyor.

Bu bir savrulmadır ama daha AKP-Cemaat çarpışmasında alınan “F Tipi’ne karşı AKP’yle birlikte olma” çizgisiyle başlayan bir savrulmadır.

O gün “AKP’le birlikte olma” çizgisine girilmesi, hem önemli siyasi hatalara neden oldu, hem de seçim süreçlerinde iktidar yerine muhalefete muhalefet etmeye dönüştü. En sonunda iş Erdoğan‘a muhalefet bayrağını Selahattin Demirtaş‘lara bırakmaya kadar vardı!

Siyasi hatalar mı? Dikkatli okurlar o günlerde satır aralarında yaptığımız uyarıları anımsayacaklardır, sıralayalım:

TEZKERE HATASI

1) AKP’nin Suriye tezkeresine destek vermek büyük hataydı. Kamuoyunu ikna etmek için “Şam rejimi de tezkereye karşı çıkmıyor” türünden sorunlu verilere sarılmak ikinci bir hataydı.

O dönemde hem yazılı hem sözlü itiraz ettik ama ikna edemedik. Bizim itiraz ne ki, Suriye’nin kısa bir süre sonra tezkereye cepheden karşı çıkması bile ikna edici olmadı!

2) Eğit-Donat konusu 1 yıla yayılan hatalardandı. Önce “Eğit-Donat kabul edilmeyecek” dendi, kabul edilince “ama anlaşma olmayacak” dendi, mutabakat oluşunca “ama imza olmayacak” dendi, imzalanınca “ama eğitim başlamayacak” dendi, başlayınca “ama PYD eğitilmeyecek” dendi!

Sürecin böyle yumuşatılması halkın Eğit-Donat programına karşı seferber edilebilmesini engelledi!

3) “Açılım bitti”, “PKK bitti, PKK dibe vurdu, halk güneydoğuda PKK’den uzaklaşıyor” gibi tespitler de doğru değildi. “Açılım bitti” denildikten sonra Açılım Dolmabahçe Mutabakatı’yla taçlandı. PKK’nin bölgede Açılım nedeniyle ne kadar güçlendiği ise herkesin malumuydu. Kaldı ki 7 Haziran’da sandığa da yansıdı.

IŞİD ABD’NİN ALETİ!

4) IŞİD Kobani’de TSK’nin kartı sanıldı, TSK ile Pentagon’un Kobani’de IŞİD ve PYD kartları aracılığıla çarpıştığı varsayıldı. Çok yazdık: İkisi de ABD’nin kartıydı. ABD kartlarını Kobani’de böyle kullanarak Türkiye’yi peşmerge koridorlarına, Eğit-Donat programlarına, kısacası koridor planlarına mecbur etmeye çalışıyordu.

ABD’nin stratejisini hep şu şekilde anlattık: IŞİD Irak ve Suriye’de ABD yararına hamleler yapacak, daha sonra ABD havadan, piyonları karadan IŞİD’i geriletecek ve IŞİD’in çıkarıldığı bölge Kürt örgütlerinin denetimine bırakılacak. ABD koridorunu bu yöntemle inşa edecek.

Bu özeti defalarca ayrıntılı anlatmamıza rağmen “IŞİD ABD’nin değil, Türkiye’nin kartıdır” yanlışına saplanılıp duruldu.

Peki bugün durum ne? O gün “IŞİD Türkiye’nin kartıdır” denilmişti, bugün analizlere “ABD alet olarak önce IŞİD’i kullandı, sonra PYD’yi” diyerek başlanıyor… Umarız bir yıl sonra da “Esad’la anlaşmadan TSK’nin Suriye’ye müdahale etmesi yanlışmış” denmez!

Uzatmayalım ve şu tezimizi yeniden vurgulayalım: TSK koridoru engellemeli ancak TSK’nin Esad’la anlaşmadan Suriye’ye müdahale etmesi koridoru engellemez, daha büyük sorunlar yaratır ve en sonunda Amerikan koridoruna bekçiliğe dönüşür!

 

İşte Perinçek’in cevap tazısı!

“AMERİKAN-İSRAİL KORİDORUNDA CEPHELEŞME”

“ABD-İsrail Koridorundaki gelişmeler, Türkiye’deki siyasal güçleri saflaşmaya zorluyor.

  • Türk Silahlı Kuvvetleri, geçen yaz sonundaki Kobani savaşlarından beri ABD Koridorunu bozmak eğilimindedir. Türk Ordusu sıfatını ve sorumluluğunu taşıyanlar için başka bir seçenek bulunmuyor.
  • AKP yönetimi, gazetelere de yansıdığı gibi, ABD-İsrail koridorunun açılmasına karşı konumlanmaktadır. AKP’nin denetimindeki basın organları da, Kürt Koridorunun açılmasına karşı vaziyet aldılar. AKP’den hâlâ ‘taktik piyon’ diye söz edenlerin kendileri ‘taktik piyon’ durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. AKP yönetiminin BOP Eşbaşkanlığı macerasından ve Açılım gafletinden sonra ABD ile karşı karşıya gelmesi, kuşkusuz kolay değil. Ama Türkiye’yi yönetenler, köşe yazarları gibi vatandan ve milletten iplerini bütünüyle koparamıyorlar. Sırtlarında yumurta küfesi taşıyanlar, tehdit ciddileşince, milletin geniş güçlerinin eğilimlerini dikkate almak zorundadırlar. Aksi halde ne iktidarları kalır, ne partileri, ne de mallan ve mülkleri. Türkiye’nin bölünmesi, Türkiye’nin hâkim sınıflan için de bir tehdittir. Toplum içinde geniş bir tabana dayanmak, ülke bütünlüğü için belli mecburiyetleri de getirir. Burada AKP içinde Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasında bir bölünme beklenebilir. Fethullah Gülen ve Kılıçdaroğlu, ne zamandan beri Abdullah Gül’ün yanında duruyorlar.
  • CHP’nin Kılıçdaroğlu yönetiminin Türkiye’nin toprak bütünlüğü konusunda bir duyarlılığı kaldı mı, göreceğiz. CHP yönetiminde ve hatta ne yazık ki örgütleri içinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ABD Koridorunu bozma girişimine PKK ile birlikte karşı koyacak unsurlann bulunduğunu ibretle izliyoruz. Bu tavn, CHP’nin yurtsever kitlesi paylaşmayacaktır. ABD ve İsrail’in Kürt Koridoru girişimi, CHP’yi de bölüyor.
  • MHP, Suriye’nin kuzeyindeki tehdide karşı daha bütünlüklü gözüküyor.
  • HDP, her yerde olduğu gibi, Suriye’nin kuzeyinde de PKK’nin stratejik piyon konumunu paylaşıyor. HDP içinde şu anda, ABD ve İsrail tarafından ateşe sürülmeye tepki gösterecek bir eğilim gözükmüyor. Ama piyonlar ateşle temasa gelince çevrelerinde kimsenin kalmadığını da göreceklerdir.
  • Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere Türkiye’de hazır olan Parti, Vatan Partisi’dir. Yıllardan beri bu tehdide işaret etti ve doğru siyasetler geliştirdi. Daha önemlisi, yurtta ve komşular katında ciddî hazırlıklar yaptı.”

 

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir