“Rejimin Bayrağı”nı indirmek ve çiğnemek (!)

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı, 3 Mart günü PKK (YPG) terör örgütünden temizlenen Raco’da, ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) mensubu bazı kişilerin “Rejimin Bayrağı”nı indirip çiğnediklerini gösteren görüntülü bir haberi servis etti.

“Rejimin bayrağı” dedikleri Suriye devletinin bayrağı!.

Terör örgütü mensupları, TSK karşısında tutunamayacaklarını gördükten sonra kendilerine ait olan bayrakları indirip Suriye devletine ait bayrağı asmışlar. Hangi hesapla böyle hareket ettiler, üzerinde düşünmek gerekir.

Ama önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’nin denetiminde olan bir grubun mensuplarının, Suriye Devletine karşı sergiledikleri düşmanca tutumdur.

Ve bu düşmanca tutumun devletin resmi ajansı aracılığıyla servis edilmesidir.

Ciddiyetsizlik

Türkiye, yetkililerinin ağzından defalarca Fırat Kalkanı ve Zeytin dalı Operasyonlarının Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve devlet egemenliğini hedef almadığını açıkladı.

Bir yandan bu açıklamaları yaparken, öte yandan Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bayrağını yere atıp çiğnemek gibi bir densizliğe sahip çıkmak anlamına gelen tutumu nasıl açıklamak gerekiyor?

Suriye devletinin bayrağına düşmanca tutumlara sahip çıktıktan sonra, “toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz” türünden yapılan açıklamaların bir ciddiyeti kalır mı?

Suriye’de devlet ve milletin birliği

Sayın Beşar Esad liderliğindeki Suriye Arap Cumhuriyeti, ABD’nin organize ettiği bir uluslararası terör saldırısına karşı tam yedi yıldır savaşıyor. Yedi yılın sonunda artık belli olmuştur ki Suriye Devleti bu savaşı kazanmıştır.

Bugün Suriye nüfusunun yüzde 80’inden fazlası devletin kontrol ettiği bölgelerde yaşıyor.

Rakka ve İdlip hariç Suriye’nin bütün büyük şehirleri Şam Hükümetinin denetimindedir. Rakka, şimdilik ABD işgalinde. İdlip’te ise Astana süreci ile sağlanan ateşkes yürürlükte ve Türkiye buradaki ateşkesin garantörü.

Yani kısacası Suriye devletinin, topraklarının tümünde denetimi sağlamasına ramak kalmış.

Bu tablo içinde ABD ve İsrail’in hedef aldığı Suriye devletine düşmanlık politikasında ısrar etmenin neresinde akıl vardır?

Veya soruyu şu şekilde de sorabiliriz: Suriye devletine düşmanlık politikasında ısrar hangi planın parçasıdır?

Esad’a düşman olan ABD’nin ve İsrail’in hizmetinde olur!

Üzerinde hiçbir tartışma olmayan gerçek, ABD ve İsrail’in Beşar Esad Hükümeti’ne düşman olduklarıdır. Bu ikilinin değişmeyen hedefi, Baas iktidarının yıkılması ve Suriye’nin parçalanmasıdır.

Bu gerçek ortada iken Beşar Esad düşmanlığında ısrar edenler, ancak ve ancak ABD ve İsrail’e hizmet edebilirler.

Ve ABD, son olarak Rusya’nın yaptığı açıklamaya göre Fırat’ın doğusunda PKK’nın hakim olduğu alanlarda 20 adet askeri üs kurmuştur. Bu askeri yığınağın hedefi Türkiye’dir ve Suriye’dir.

Peki Türkiye’nin; toprak bütünlüğünü, devlet egemenliğini ve iç barışını hedef alan düşmanının yanında, Suriye devletine karşı düşmanlık yapması hangi akılla açıklanacaktır?

Türkiye’nin dostlarını kaybetmesi tehlikesi

AKP iktidarı yapılan bütün uyarılara kulağını tıkamış ve Beşar Esad düşmanlığında ısrar etmektedir.

Bugün Türkiye’nin ABD’den gelen saldırılara direnmesini mümkün kılan, Bölücü Terör Örgütü’ne karşı sınırlarının dışında operasyon yapmasını sağlayan; Rusya, İran ve Irak’la özellikle son bir buçuk yıl içinde geliştirdiği dostluk ilişkileridir.

Ve herkes biliyor ki Rusya, İran ve Irak; bugün Suriye’nin dostları ve müttefikleridir.

AKP Hükümeti, eğer Esat düşmanlığında ısrar ederse bunun sonu, sözünü ettiğimiz ülkelerin dostluğunu kaybetmek olacaktır.

Türkiye’nin milli çıkarlarına bundan daha büyük zarar düşünülebilir mi?

Türkiye’nin devlet aklı

Fırat Kalkanı Harekatı başlamadan hemen önce Vatan Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Dr. Doğu Perinçek, sayın Erdoğan’a ve AKP Hükümeti’ne açık bir çağrıda bulundu:

“Suriye Hükümeti ile derhal el sıkışın ya da istifa edin!”

Bu çağrının ne kadar doğru olduğu şimdi daha da yakıcı olarak görülmektedir. Şam ile el sıkışmamak Türkiye’nin ödemekte olduğu bedeli ağırlaştırmaktadır.

Hele hele Türkiye’nin desteği ile hakimiyetleri altında derebeylikler yaratmak hayali içinde olan bazı vatansızların, Suriye devletinin bayrağını indirip çiğnemeleri türünden eylemleri alkışlayanların Türkiye’ye ödetecekleri bedel ise daha da ağır olacaktır.

Buna da hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Türkiye, bütün bu densizlikleri durduracak ve sorumlularından hesap soracak birikime ve akıla fazlasıyla sahiptir.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir