Saadet, “Hayır” da ısrarlı

Önceki günlerde Anayasa halk oylamasında “hayır” vereceklerini açıklayan Saadet Partisi Burdur İl Örgütü, bir açıklama yaparak, sözlerinin çarpıtılmamasını isteyerek yanlış anlaşılmalara yol açmamak için “biz netiz, hayır vereceğiz” dedi.                 

Saadet Partisi Burdur Merkez İlçe Başkanı Abdullah Acar haftalık yönetim toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Son Anayasa değişikliğine ilişkin partisinin görüşlerini aktaran Acar, toplumsal kutuplaşma tehlikesine dikkat çekerek, referandum sürecinin buna zemin hazırladığı endişesini taşıdıklarını kaydetti. ACAR, Anayasa değişikliğine ilişkin daha önce uyarılarını yaptıklarını ve sürecin daha tamamlanmadığı için zaman olduğunu, kendilerinin dile getirdikleri uyarılarının dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

Konuşmasının başında toplumsal kutuplaşmaya dikkatleri çeken Saadet Partisi Merkez İlçe Başkanı Abdullah Acar, “aslında dertlerimiz çok fazla ama en büyük sıkıntı toplumdaki kutuplaşma. İnsanlar birbirleri ile olan bağlarını güçlendireceklerine farklı kamplara ayrılıp, düşmanca tavırlar sergilemeye çalışıyorlar. Bu, milletimizin de memleketin de hayrına değil. Biz birliği bütünlüğü en önemli mesele olarak görmeliyiz. İktidar, ülkenin tamamını kucaklayan adımlar atmalı. Muhalefet ise iktidara destek vermeli. Farklı fikirlere sahip olabiliriz. Ülkenin problemlerini farklı açılardan değerlendirebiliriz” dedi.

AÇIKLAMALARIMIZ KASITLI OLARAK ÇARPITILIYOR

Saadet Partisi olarak Anayasa Referandumuyla alakalı yaptıkları açıklamaların kasıtlı olarak çarpıtıldığına dikkat çeken Saadet Partisi Burdur Merkez İlçe Başkanı Abdullah Acar, “Biz köklü geleneğe sahip bir siyasi hareketiz. Günlük meselelere bakarak kararlar vermeyiz. Belli prensiplerimiz var. Biz hukuku üstün tutarız. Toplumumuzda barış ve huzur olmasını arzu ederiz. Ülkemizin dünya ülkeleri arasında en üst seviyeye çıkmasını arzu ederiz. Bize bakanların bizim ülkemizi örnek almaların arzu ederiz. Öyle görünmeyi değil. Söylediğimiz her söz bizim şahsi ihtiraslarımızdan, beklentilerimizden ortaya çıkmamaktadır. Uyarılarımızın dikkate alınmasının doğru olacağı kanaatindeyiz. Daha vakit varken yanlış gördüğümüz hususlardan geri dönülmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

YANLIŞTAN DÖNMEK İÇİN VAKİT GEÇ DEĞİL

“Hem milletin, hem diğer siyasi partilerimizin, hem de iktidar partisinin bizim şu söylemlerimizi dikkate almalarını bekliyoruz” diyen Saadet Partisi Burdur Merkez İlçe Başkanı Abdullah Acar, “henüz süreç tamamlanmadı. Sayın Cumhurbaşkanı yurtdışı gezisine çıkmadan önce isteseydi bunu imzalardı, ama imzalamadı. Bizim için önemli gördüğümüz konular yeniden meclise tekrar görüşülmek üzere gönderilebilir. Acelemiz yok. Niye çünkü bu değişiklik hemen yürürlüğe girmiyor. Seçimlere kadar deniyor. İki ay sonra çıksa hiçbir şey değişmeyecek. Biz her halükarda yaptığımız uyarıların dikkate alınmasının ülkemiz ve milletimizin menfaatine olduğu inancındayız” diye ifade etti.

YETKİ ARTIRIMI İLE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ

Yaşanan tüm sorunların tek çözümü olarak ‘yetki artıralım’ şeklindeki yaklaşımın yanlış olduğunu kaydeden Saadet Partisi Burdur Merkez İlçe Başkanı Abdullah ACAR “ahlaki buhran, eğitimdeki çıkmaz, artan terör, ekonomik bunalım, bunları peş peşe sıralayabiliriz. Bir de dış politikada çıkmaz var. Suriye Meselesi 6 yıldır katliam ve zoraki göçlerden sonra bu gün masa başında çözülmeye çalışılıyor. O zamanda aynı hükümet vardı. Bizim bu konuları gündeme getirdiğimiz zaman masa başına oturulsaydı bu kadar insan ölmeyecek, milyonlarca insan yerinden yurdundan olmayacak, Halep harabeye dönmeyecekti. Öyle bir hava meydana getirdiler ki, ‘hükümet adımlar atıyor, problemleri çözecek.  Tek çaremiz var, biraz yetkiyi artıralım’ diyorlar. Hangi konuda yetkisiz bu günkü hükümet. Sayın Cumhurbaşkanı’nın talep ettiği hangi kanun geri dönüyor. Bunlardan hiçbiri geçerli bir sebep değil” şeklinde konuştu.

KÖTÜ NİYETLE YAPTIKLARINI

SÖYLEYEMEYİZ AMA BECEREMEDİKLERİNİ SÖYLEMEK DURUMUNDAYIZ

“Madem bir ihtiyaç var neden toplumun her kesimini kapsayacak köklü bir anayasa değişikliğini gündeme getirmiyoruz” diyen Abdullah Acar, “memleketimizde sorumluluk ve yetki verilenler bu sorumluluk ve yetkilerini ülkenin problemlerini çözme yönünde başarılı bir şekilde kullanamıyorlar. Ülkemiz tek başına iktidar olan bir parti neticesinde 15 yıl sonra bu günkü hale gelmişse terör zirve yapıyorsa, ekonomi dibe vurmuşsa, dış politikada başarısız olunmuşsa… Bunların hepsi aynı iktidar döneminde meydana geldi. Bunu kötü niyetle yaptıklarını söyleyemeyiz ama bunu beceremediklerini söylemek mecburiyetindeyiz.  Ciddi bir tartışma ortamı olsa, toplumu kutuplaştırarak değil de ‘hangi kanunla anayasanın hangi maddeleri değiştirilmelidir’ diye bir mantıkla dostça müzakereler yapılsa. Karşı fikirlerde olmak düşman olmak manasına gelmez ki. Dostça bunları müzakere edebilsek, problemlerin büyük kısmı düzelir. Bunun örneği Burdur olarak biz olabiliriz. Kavga için değil çözüm için Burdur’da siyasi parti il başkanlarının bir araya gelerek meseleyi enine boyuna tartışabilecekleri bir açık oturuma destek vereceğimizi daha önce belirtmiştik bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

SÖYLEDİĞİMİZ KONULAR ÇARPITILIYOR

Acar, “bu müzakere ortamı büyük çoğunlukla ortadan kalkıyor. Biz bu endişeyi taşıyoruz” diyerek, müzakere edilmeden yanlışların bilinemeyeceğinin altını çizdi. Acar, “müzakere edilmeden yanlışlar bilinmez. Doğrular çıkarılamaz, ortaya konamaz. Müzakere edilmeden gerçekçi politikalar oluşturulamaz. Biz bu güne kadar bu konuyu dikkate alarak konuştuk. Baştan beri hep aynı şeyleri söyledik. Düşüncemizde en ufak bir değişiklik olmadı. ‘Olmadı’ diye bunu sevinerek söylemiyorum. ‘Olmadı’ çünkü bu gün yapılan yanlışlıkların bize doğru olduğunu gösterecek hiçbir fikir ortaya konmadı. Ama ne yazık ki, dile getirdiğimiz konular bazı kesimler tarafından çarpıtılarak verildi. Sözün bir cümlesi hatta bir cümlenin yarısı alındı başka bir cümlenin yarısına eklendi böyle diyorlar dendi. Bu ayıptır. Utanması icap eder bunu yapanların. Bir insanın utanç duygusu olmazsa bunu yapar, ayıptır. Medya toplumu doğru bilgilendirmeli. Ama birisi çıkar da bizim söylemediğimizi söylemiş gibi aktarmaya kalkarsa buna da rızamız yoktur” diye konuştu.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE 3 KONUYA DİKKAT ÇEKİYORUZ

Saadet Partisi Burdur Merkez İlçe Başkanı Abdullah Acar, Anayasa değişikliği teklifi üzerine üç konuyu kamuoyunun dikkatine sunduklarını da kaydederek, “Anayasa değişikliği yapılıyor, başkanlık sistemine geçiliyor, başbakanlık makamı kaldırılıyor ise üç konuya dikkat edilmeli. Kuvvetler ayrımı mutlaka gerçekleştirilmelidir. Yeni oluşan üç erkten hiçbirisi birbirinin üzerinde etki yapmamalı. Cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır. Ama parlamentoya müdahale etmemelidir. Kanunları parlamento yapar. Bütçeyi onaylar veya değiştirerek onaylar. Yetkisi yok ise bütçeyi görüşmesinin bir kıymeti olmaz ki. Millet adına da yürütmeyi denetler. Cumhurbaşkanı ise toplumun bir kısmı tarafından seçilir, rakipleri vardır. Kim yüzde 50 üzerinde oy alırsa seçilir. Oy vermeyenlerin de cumhurbaşkanıdır, cumhurbaşkanı. Partili bir cumhurbaşkanı olması toplumda sıkıntı meydana getirir. Toplumun kendisine oy vermeyen kesimi, kendi cumhurbaşkanı diye görmeyebilir, buna fırsat verilmemeli. Niye bir partili olarak Türkiye’nin tamamını temsil eden bir makama gelsin. Kendisinin hangi zihniyete sahip olduğunu, hangi partinin bünyesinden geldiğini herkes zaten biliyor.  Ama bu güne kadar olduğu gibi bir kişi cumhurbaşkanı seçildikten sonra parti kimliğini üzerinde çıkarıyorsa bundan sonra ki yeni sistemde de birlik ve beraberliğin tesisi için önemlidir. Birlik ve beraberlik normal şartlarda çok önem arz etmeyebilir. İnsanlar bir kısmı Cumhurbaşkanı’na duydukları sevgiden dolayı ‘benim cumhurbaşkanım için her şeyi yaparım’ diyebilir. Bir kesim de belli icraatları tenkid edebilir. Birlik ve beraberliğe en çok kaos ortamında, ülkenin tehlikeye düştüğü zamanlarda duyulur.  Bu bir ikazdır bizim için. Aynı zamanda cumhurbaşkanı yasama yetkisi üzerinde vesayet oluşturacak, gerektiğinde meclisi fesh etme yetkisi verilmemeli. Ayrı ayrı seçilmişler. İkisi arasında bir rekabet olmamalı. Ya meclis, cumhurbaşkanının istediği kanunları çıkarmazsa. Elbette çıkarmayacak. Vesayetin olmaması bu demek zaten. Cumhurbaşkanı’nın geldiği siyasi ortamdan zaten mecliste var, o fikri savunacaklar ama istenen kanunlar çıkmadığı takdirde o meclisin seçime götürülmesi meclisin üzerinde bir vesayet ortaya çıkarır” uyarılarını yaptı.

YARGI TARAFSIZ, MECLİS HÜR OLMALI

Acar, yargı konusunda da uyarılarını yineleyerek, “Yargı ne meclisin ne de Cumhurbaşkanı’nın vesayeti altında bulunmalıdır. Bir takım seçimler konulmuş, cumhurbaşkanına, meclise bir kontenjan verilmiş. Baktığınızda ne cumhurbaşkanı ne de meclis burada kendi gücünü ortaya koyamıyor. Ama manipülasyona açık olan bir seçim sistemi her zaman tehlikelidir. Mükemmel olan kanun, manipülasyona fırsat vermez.  Cumhurbaşkanı’nı ve Mecliste bulunan vekilleri ilzam edecek herhangi bir kararın çıkacağına edeceğine ihtimal vermiyoruz. Ama o yargı organına seçilen insanlar kendileri bir minnet içinde bulunursa o zaman problem var demektir. Bu gün değil, yarın. Yarın olmasa öbür gün. Dünyaya baktığımızda otoriter rejimler nasıl doğuyor bunu görürüz. Genelde demokratik başlanmışlardır, ama adım adım güçlenerek, bütün yetkiyi tek bir makamda toplamışlardır. Bu gün Sayın Cumhurbaşkanı’na duyulan sevgiden dolayı ondan belki topluma bir zarar gelmez. Ama yarın ne olacak, başka biri geldiğinde ne olacak. Biz şahsa göre değil. Geleceğe göre bir anayasa yapmak mecburiyetindeyiz” dedi.

BU SİSTEMLE BİRİSİ ÇIKIP MİLLETİN EMDİĞİ SÜTÜ BURNUNDAN GETİREBİLİR

Yeni yapılan düzenlemenin tehlikelerine dikkat çeken Acar, “biz bugün Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan Bey’e güvendik. Ama yarın bir başkası geldi ona güvenmiyoruz. Bu getirilen sistemle meclisin de milletin de anasından emdiği sütü burnundan getirebilir. Kişiye özel, şahıs odaklı anayasa yapılamaz” şeklinde konuştu.

TARAFINA BAK KARAR VER MANTIĞI YANLIŞ VE UCUZ POLİTİKA

Referandum sürecinde taraflara bak ona göre kararını ver mantığının yanlış ve ucuz bir politika olduğunu ifade eden Saadet Partisi Burdur Merkez ilçe Başkanı Abdullah Acar, “şu yanlış tarafına bak ona göre karar ver. ‘Sen CHP ile HDP ile aynı kefeye mi giriyorsun.’ Bir taraftaki insanlar doğruyu söylüyorsa onlar söylüyor diye ben yanlış bildiğim tarafta durabilir miyim. Beğenmediğimiz her fikriyatın tasvip ettiğimiz tarafları vardır, tasvip etmediğimiz tarafları vardır. Bunun en açık örneği Sayın Cumhurbaşkanımızın üzerindeki anayasal vesayetin kaldırılmasıdır. 2002 yılında Ak Parti’nin sayısal güçleri vardı ama psikolojik gücü yoktu. CHP geldi, aynı şeyi söyledi ve kaldırdılar. Ama bu gün farklı bir şey söylüyor. Birilerinin söylediği ile bizim ki çakıştı diye biz her konuda birilerinin saftaymışız gibi gösterileceğiz.  Bu ucuz bir politika” şeklinde konuştu.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir