Trump’ın çıkış arayışı ve Atatürk

ABD, Ortadoğu’da “çıkış arayan güç” konumundadır. Arayış, “çare bolluğu”ndan değil, “çare yokluğu”ndan kaynaklanmaktadır. Amerika’nın kendi içinde yaşanan derin siyasal ayrışmanın kökeninde yatan etken de, budur.

ABD’NİN ORTADOĞU SİYASETİNİN DEĞİŞMEZİ

PKK’ya dayanarak kurulması tasarlanan “İkinci İsrail”, ABD’nin Ortadoğu siyasetinin değişmezidir. Obama’nın PKK’yı “Amerika’nın Ortadoğu’daki kara gücü” olarak ilan etmiş olması, bu siyaseti betimleyen en özlü ifadelerden biridir. Sahaya sürülecek yeni güçler bulunamadığı sürece, PKK, Amerika’nın sahada yer alan yegâne savaş gücü olmaya devam edecektir. Bu siyaset, Obama döneminde, bölge ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı ve Avrasya’yla olan dayanışmayı güçlendirmekten başka bir sonuç vermemiş ve çıkmaza girmiştir.

TRUMP’IN İRAN DÜŞMANLIĞI

Trump’ın “İran düşmanlığı”nı merkeze yerleştirerek bölge güçlerini yeniden konuşlandırma çabası, bu çıkmazdan kurtulma girişimidir. Hedef, İsrail’i daha etkin bir konuma taşımak, mümkünse sahaya ABD safında savaşacak yeni güçler sürmek, en azından ABD’nin sahada PKK’yı daha etkin biçimde kullanmasının önünü açmaktır. Ancak bu girişimin başarı şansı da, olsa olsa Amerika’nın bölge ülkelerine getirdiği yıkımın bir süre daha devam ettirilmesinin ötesine geçemeyecektir. Çünkü Amerika’nın bölgedeki çıkmazının temelinde yatan en önemli etkenlerden biri, “Türkiye Sorunu”dur. Trump yönetiminin bu sorunun “etrafından dolanarak” Amerika’nın çıkmazına çare bulmasına olanak yoktur.

ÖN ASYA’NIN KİLİT ÜLKESİ

Türkiye, Ön Asya’nın kilit ülkesidir. ABD açısından Irak ve Suriye’nin bölünmesini kalıcı hale getirmek ancak Türkiye’nin bertaraf edilmesiyle mümkün olabilir. Ama bugün Türkiye’nin bertaraf edilmesine hizmet eden adımları atanların ülkemizde iktidarlarını sürdürmelerine olanak kalmamıştır. Aslında Amerika da bu durumun farkındadır. 15 Temmuz darbe girişimi, geçici bir süre için de olsa, ülkemizde Amerika’nın derdine çare olabilecek yegâne iktidar formülünü gerçekleştirmek amacıyla tezgâhlanmıştır. Girişim, Türk Ordusu ve milletinin karşı duruşuyla boşa çıkarılmıştır.

YÜZDE ELLİCİLİĞİN ÇIKMAZI

Milletin yarısını diğer yarısına karşı konuşlandırarak başarı kazanmayı hedefleyen siyasetlerin ülkemizi zaafa uğratarak kime hizmet ettiği açıktır. Ama bugün belki daha da önemlisi, emperyalizme karşı dik duruşu esas almayan, bölücü ve yobaz teröre karşı etkin mücadele yürütmeyen, milletin huzur ve geçimini sağlamaya yönelmeyen hiçbir siyasetin ülkemizde milletin yüzde ellisinin desteğini de sağlayamayacak hale gelmiş olmasıdır. Bu durum, kuşkusuz Türkiye’nin nesnel zorunluluklarının milletin bilincine giderek daha etkili biçimde yansımasının bir göstergesidir.

TÜRKİYE’NİN FARKI

Dünyada tek bir kurşun atılmadan bölünen ya da dağılan kimi ülkeler mevcuttur. Türkiye’nin farkı, Atatürk Devrimi’dir. Atatürk, kendisinin karşısına Abdülhamid’i dikmeye çalışanlar da dahil, ülkemizdeki bütün siyasal güçlerin tutumunu etkilemeye devam etmektedir. Eğer bugün ülkemizde emperyalizme karşı dik durarak, vatanın bütünlüğünü ve milletin birliğini eylemli biçimde savunmayan hiçbir güç iktidarını sürdüremez hale gelmişse, bunu Abdülhamid’e değil, Atatürk Devrimi’nin millet içinde yaşayan ruhuna borçluyuz.

Türkiye’nin bertaraf edilmesine hizmet edenlerin kendilerinin bertaraf olacağı bir dönemden geçmekteyiz. Bu gerçekliği dayatan da, Atatürk Devrimi’dir. Bilim, gerçeklik dışında hiçbir şeyin önünde boyun eğmez. Ama en az bunun kadar önemli diğer bir ilke de, bilimin gerçeklik önünde boyun eğme zorunluluğudur. Dünyanın ve Türkiye’nin hakikatleri, herkesi Atatürk Devrimi’ne boyun eğmeye çağırıyor.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir