Türkiye, kendini doyurabilen 7 ülkeden biri olma özelliğini yitirmiştir

Burdur Veteriner Odası Başkanı Kazım Üstüner, Oda binasında düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, tüm dünyada 1 milyara yakın insanın açlık sınırında yaşadığı şartlarda, AKP Hükümeti’nin yanlış tarım ve hayvancılık politika ve uygulamaları sonucu, ülkemizin dünyada kendi kendini doyurabilen 7 ülkeden biri olma özelliği kaybettiğini belirterek alınması gerek tedbirleri açıkladı.

7 milyarlık nüfusa ulaşan dünya, her yıl 90 milyon kalabalıklaşıyor. Dünyada silah ve lüks tüketim için trilyonlarca dolar harcanırken 9 yüz milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Afrika’da bir deri kemik aç çocukların peşinde akbabalar dolaşıyor. Ve dünyada 40 milyon insan açlıktan ölüyor. Bu şartlarda bir zamanlar dünyanın kendi kendini besleyebilen 7 harika ülkesinden biri olan ülkemizin 13 yıldır uygulanan yanlış tarım ve hayvancılık politikaları yüzünden bu özelliğini kaybettiğini belirten bir açıklama yapan Burdur Veteriner Odası Başkanı Üstüner, bu şartların düzeltilmesi için alınması gereken tedbirleri belirtti.

İşte Üstüner’in açıklaması!

Her yıl dünya nüfusu yaklaşık olarak 90 milyon artıyor.

7 milyarı bulan dünya nüfusunun 900 milyonluk bölümü açlık sınırından yaşıyor.

Her yıl dünyada 40 milyon insan açlıktan ölüyor.

Sadece bu üç acı gerçek dikkate alındığında tarım ve hayvancılığın önemi en yalın haliyle ortaya çıkmaz mı? Düne kadar (1980) kendi kendine yetebilen, karnını doyurabilen 7 ülkeden biri olan Türkiye; ne yazık ki uygulanan yanlış tarım ve hayvancılık politikalarıyla bu özelliğini kaybetmiştir. Besleme açısından da bağımlı hale gelmektedir.

Ülke nüfusumuzun yaklaşık yarısının geçimini, tamamının ise beslenmesini direk ilgilendiren hayvancılık sektörü;

Tüm dünya ülkelerinde stratejik bir üretim alanı olarak değerlendirilmektedir.

Bugüne kadar hayvancılık alanında uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ülkemiz en büyük hayvan ve hayvansal ürün ithalatçısı konumuna getirilmiştir.

Meralarının yüz ölçümünü 60 milyon hektardan 12 milyon hektarlara düşüren, henüz yıllık 25 – 40 milyon ton kaba yem açığını kapatamamış olan Türkiye;

31 Ekim 2015 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Mera Yönetmeliğindeki değişiklik ile kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen alanlar içinde yer alan mera, yaylak ve kışlaklar olarak tahsis edilmiş alanların tahsis amacı değişikliği yapılarak yapılaşmaya açmıştır.

Yapılan düzenleme ile 20 yıllık ot geliri tahsil edilip hazineye gelir kaydedildikten sonra yapılaşmanın önü açılmıştır.

Yeni yıla Yem ve Gübrede KDV’nin %1’e indirilerek girilmesi Ülkemiz Tarım ve Hayvancılığı adına olumlu gelişmedir.

Üretim artışının önünde engel olan tüm vergilendirmeler ve yanlış destekleme politikaları yeniden gözden geçilmelidir.

Bu kapsamda;

Veteriner Hekimlik hizmetleri, Suni Tohumlama hizmetleri, veteriner ilaç, aşı ve biyolojik maddelerde uygulanan KDV’lerde bir an önce %1 e indirilmelidir.

Temel Besin maddesi olan Et, Süt, Yumurta gibi önemli hayvansal gıdalara uygulanan KDV’lerde %1 e indirilmelidir.

“Okul çocuklarına süt projesi” doğru bir uygulamadır. Devam edilmeli ve tüm öğretim yılını kapsayacak şekilde uygulanmalıdır.

Tarım Hayvancılıkta uygulanan destekleme politikalarındaki yanlışlığı yeni Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk ÇELİK katıldığı “SEKTERÖL ORTAK AKIL” toplantısında rakamlarla çok güzel ifade etmiştir.

“Çiftçinin %53’ü 1.000TL’nin altında destek alıyor. Destek olarak dağıtılan 10 milyar liranın yarısı %5’e gidiyor, diğer yarısı da %95’e dağıtılıyor. Bu birkaç cümlelik tespitler bile yıllardan beri uygulanan yanlış destekleme politikalarını ifade etmeye yetecek verilerdir.

Bir an önce yanlış destekleme politikalarından vazgeçilip ürüne destek verilmelidir. Verilen destekten yapılan vergi ve kesintilerden vazgeçilmelidir.

Ülkemiz hayvancılığın ıslahı için çok büyük öneme haiz Suni Tohumlama Hizmetleri yeniden teşvik kapsamına alınmalıdır.

Damızlık ithalatına ve Dondurulmuş Et ithalatına son verilmelidir.

İlimizde hayvan ıslak komisyonu kurulmalı, hayvancılığın geliştirilmesi ve hastalıklarla mücadeleye yönelik kararlar alınmalıdır.

Tarım-Hayvancılık sorununun temelinde Ulusal Hayvancılık politikasının olmaması yatmaktadır.

Görülmüştür ki; Hükümetten hükümete bakandan bakana değişen politikalarla bir yere varılamıyor

Türkiye de yıllardır ulusal bir Tarım Hayvancılık politikasının oluşturulmasına izin verilmemiştir.

Bu gün Türk çiftçisi yabancı tekellerle karşı karşıya bırakılmıştır. Kırsalda yaşayan %34’lük nüfusun %8 e inmesini isteyen AB, çiftimizi bir yandan kota, ucuz ürün, pahalı girdi, indirilen gümrük vergileri ile yıldırıp öte yandan cebine koydurttuğu doğrudan destek ve yardımlarla da şehirli olmaya zorluyor.

Ne yazık ki bugün Ülkemizde Tarım Bakanlığı; Tarım hayvancılık politikalarımla yeterli düzeyde etkili olamamaktadır.

Sektörel koordinasyon ve hedef yoktur.

Ülkemizde hayvancılıkta fiyat istikrarı ve Pazar güvencesi biraz önce sağlanmalıdır. Artık ithalat değil üretim demenin zamanı gelmiştir.

Biz Veteriner Hekimler ülkenin aydın insanları olarak dün olduğu gibi bugün de özveri ile çalışmaya hazır olduğumuzu ifade ediyor hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

 

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir