Uyanın ey Biji Serok Obama’cı HDP’de solculuk arayan solcular!

Eskiden beri milli değerlerle, bayrakla, milli marşla , Atatürk’le sorunu olan, kafası 19. yüzyıl Marksizminde donup kalmış, gerçeği olgularda arayacağına gri teoride arama ısrarından vazgeçmeyen, nesnel şartları tırıs geçen, bu nedenle biji serok Obama’cı, emperyalizmin kucağında milliyetçilik ve solculuk yapan HDP/ PKK’den solculuk bekleyen o biççim Türk soluna zihinlerde şimşekler çaktırarak açan bir yazı……..

8 gün sonra sandığa gidiyoruz.

Hazindir: Umudumuz Selahattin Demirtaş!

Türkiye’nin bütün mücadele birikimini paketlediler.

Emirlerine verdiler. Hem de bedelsiz.

HDP’nin bizi AKP’den kurtaracağını söylüyorlar!

***

HDP nasıl bir “kurtarıcı” olacak? Ona bakalım.

2013 Gezi: AKP’nin kaderinin değiştiği günler.

1 Haziran: Olaylar zirvede. Eylemler diğer kentlere de sıçramış.

Demirtaş politikalarını açıkladı:

“Gezi Parkı’nda yaşananları barış müzakerelerinin karşıtlığına çevrilmesine izin vermeyeceğiz.”

“Kesinlikle ırkçı ve faşistlerle aynı etkinlikler içinde olmayız. Bizim tabanımız ne yapacağını bilir”

“Faşist” dediği kimlerdi: AKP’ye, Erdoğan’a karşı harekete geçen Atatürkçüler.

***

Dediklerini yaptılar. BDP (HDP) tabanını AKP karşıtı eylemlerden uzak tuttular.

Bir bölge dışında Türkiye ayaktaydı.

Farklı olan Güneydoğu’ydu.

Birkaç ufak gösteri. O kadar.

Onlar da üniversite öğrencileriydi. Türk sol gruplarından.

***

Hükümet PKK’dan fazlasıyla emindi.

Bölgedeki polis araçlarını batıya sevketti.

Görüntü: Birileri Tayyip Erdoğan’ın uslu çocuğu.

Selahattin Demirtaşlar hiç rahatsız değildi.

***

Demirtaş, şimdi başka konuşuyor. “Gezi’ye katıldık” diyor.

Doğrudur: Birkaç yüz kişiyle geldiler.

PKK ve Öcalan flamalarını Gezi parkına diktiler.

Görev belliydi: Geniş kitlelerin katılımını caydırmak.

Bir tür itfaiyeci rolü.

***

Gezi’den korkmaları sebepsiz değildi.

Çünkü: AKP ile Erdoğan’la anlaşmışlardı.

Özerklik/federasyon karışımı bir çözümde.

İmralı’daki de serbest bırakılacaktı…

Öcalan’ın Nevruz mesajını hatırlayın: AKP ile kolkola, İslam kardeşliği diyordu.

İşler rayındayken başlamıştı Gezi isyanı.

Erdoğan’ın devrilmesini göze almak: PKK için fazlasıyla lüks olurdu.

***

İki açıklama daha aktarmak istiyorum. O günlerin aynasıdır.

Biri Sırrı Süreyya Önder’den. HDP milletvekili.

Gezi konusunda arkadaşlarına eleştirisi ağır.

“Türkiye yanıyor, dünyanın en büyük isyanlarından biri… DTK tek cümleyle destek açıklaması yapmadı” (2 Haziran 2013).

Dipnot: DTK, PKK’nın parlamento olarak kurduğu yapı.

***

Önder’e cevap Ahmet Türk’ten geldi. DTK’nın o günkü Eşbaşkanı’ndan.

“Eylemlerde, demokrasi talebinde bulunanlarla birlikte hükümeti yıpratmak ya da çözüm sürecine karşı olan farklı grupların da yer aldığını söyleyebiliriz” (21 Haziran 2013).

Neymiş: Gezi’den dolayı AKP hükümetinin yıpranmasından endişe etmişler.

Muhabbetleri o kadar ileri. Değil düşmesine, yıpranmasına bile dayanamıyorlar.

***

Diğeri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan.

Örgüte beş yıldızlı bir “pekiyi” verdi.

Gezi’deki hal ve gidişlerinden dolayı.

Dediği: “BDP’nin olayın ilk anından itibaren takındığı tavrı takdir ediyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz” (4 Haziran 2013).

Unutanlar için dipnot: Barış ve Demokrasi Partisi. Demirtaşların o günkü partisi.

***

Şimdi 8 Haziran’a gidelim.

Diyelim. Harici ve dâhili hesaplar tuttu.

HDP barajı aştı. 60-70 milletvekiliyle meclise girdi.

AKP ise: 276’nın altında. Tek başına hükümet kuramıyor.

Kâğıt üzerinde birkaç koalisyon seçeneği sözkonusu.

Bir: Dışarıdan HDP destekli AKP azınlık hükümeti.

İki: AKP-CHP.

Üç: CHP-MHP-HDP.

Dört: AKP-MHP.

***

Açılım devam etmeli diyenler: AKP, CHP, HDP.

ABD ve AB’nin destek şartı da belli: Açılım.

Yani: MHP’li bir koalisyon gündemde yok.

***

Geriye “bir” ve “iki” no.lu seçenekler kalıyor.

Erdoğan’ın tercihi elbette ilkidir.

Hesabı: Hem iktidarını sürdürmek.

Hem de HDP’nin desteğiyle anayasayı değiştirmek.

Zira: AKP ve HDP’nin birlikte 330’u aşması sürpriz olmaz.

Yani anayasayı referandumlu değiştirecek kritik sayıya ulaşabilirler.

Erdoğan-HDP alışverişinin formülü basittir: Ver başkanlığı, al özerkliği.

Dikkat: Burada kritik mesele “başkanlık” değil.

AKP iktidarının ve bölünme projesinin sürmesidir.

***

HDP, AKP’yle anlaşır mı?

Cevap yerine soru: Tereddüdünüz mü var?

PKK/HDP, hayır kurumu değil. Siyaset yapıyorlar.

Hedefleri belli. Fırsatı kaçırırlar mı?

***

Tanığımız Cumhuriyet gazetesi yönetmeni Can Dündar.

Yabancı değil. HDP’nin barajı aşması için açık destek veriyor.

Selahattin Demirtaş’la görüştükten sonra yazdı: “AKP yeniden iktidar olursa, dışarıdan destek verme fikrine uzak değiller” (20 Mayıs 2015).

* * *

Bir son hatırlatma:

“Umudumuz Demirtaş” diyenlere iyi bakın.

Erdoğan’ı allayıp pullayanlar da onlardı.

“Türk ordusu faşist, AKP ilerici” diyorlardı.

“Mustafa Kemal gerici, Erdoğan reformcu”ydu.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir