Yarıyıl biter, mücadele sürer

Yaklaşık 18,5 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmenin yaklaşık 5 aylık birinci yarı maratonunun sonlandığı bugün, Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı Nazım Mutlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, “iktidarın ülkedeki ideolojik varlığını pekiştirmeye dönük girişimleri”nin “bu öğretim yılında da aralıksız sürdüğü”, bu sürecin önemli parçalarından birisinin ‘yeni’ müfredat olduğu belirtildi.

Bugün okullarda karne heyecanı var. 18,5 milyon öğrenci karne alarak 900 bin öğretmeniyle birlikte ilk dönemin kapılarını kapatıyor ve 15 günlük tatile giriyor. Yaklaşık 5 aylık bir süreyi kaplayan bu ilk dönemdeki yaşanan olay ve gelişmeler hakkında Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı Nazım Mutlu sosyal medya hesabından bir değerlendirme yayınladı.

Başkan Mutlu, ilk dönemin değerlendirmesini toplumsal travma yarattığını belirttiği 4 ana başlıkta özetledi.

ADANA’DA 12 KIZIMIZ CAYIR CAYIR YANDI

Toplumun travma yaşadığı ilk olayın Adana/ Aladağ’da yaşandığını, bir tarikat kız yurdunda 12 kız öğrencinin cayır cayır yandığını belirtti. Siyasi iktidarın, trajik olayın sebeplerini ört bas etme yoluna gittiğini belirterek, bu tip olayların tarikat-cemaat yapılanmalarının üzerine gidilmeden önlenemeyeceğini vurguladı. Çarenin ise Cumhuriyet’in Tevhidi Tedrisat Kanunuyla hayata geçirdiği laik, bilimsel, karma ve halkçı eğitim ilkelerinin uygulanması olduğunun altını çizdi.

PİSA SONUCUNUN AÇIKLAMASI, EKME-BİÇME DİYALEKTİĞİNDEDİR

Birinci dönemde yaşanan ikinci önemli olayın, “eğitimdeki olumsuz gidişin bir fotoğrafı olarak her üç yılda bir önümüze konan PISA fotoğrafı” olduğunu belirten Mutlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Katılan 72 ülke arasındaki sıramız 50.lik iken, bunlardan OECD üyesi olan 34 ülke arasındaki yerimiz ise sonunculuk oldu. Enerjisini bütün okulları ‘gözbebeğimiz’ saydığı imamhatipleştirmeye harcamaktan başını alamayan iktidarın Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bu sonucun nedenini oldukça ‘bilimsel’ bir yorumla açıkladı ve bir anlamda bizim başarısız olmamıza neden olan ‘dış mihraklar’ı da deşifre etti: Sınava katılan öğrencilerimizin tümü fen liselerinden seçilseydi sonuç daha farklı olacaktı! Oysa olup bitenin gerçek açıklaması; ekme-biçme diyalektiğindedir. Eğitimden bilimi kovmak için harcanan çabanın ‘ödül’ü doğal olarak sonunculuktur, ligden düşmektir.”

Nazım Mutlu, açıklamasını şu görüşlerle sürdürdü:

  1. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “özel” ve “ideolojik” içerikli programını bile hiç değilse kendi içinde tutarlı biçimde sürdüremediğini, acemi ve şaşkın ördek örneğindeki gibi yol izlemesinin çarpıcı bir örneğini, bitirdiğimiz yarıyıl içinde izledik: “Proje Okul” buluşu. Asıl amacı, kökleşmiş eğitsel-kültürel gelenekleriyle Cumhuriyet aydınlanmasının simgesi olan okulların genetiğini bozmak olduğu artık iyice açığa çıkan bu “buluş”u da MEB, yarıyılın orta yerinde devreye sokunca, ülke genelindeki 155 okulun öğrencisi, öğretmeni ve velisinin dünyasını kâbusa çeviriverdi. Kökünden yanlış ve sözkonusu başarılı okulları ruhsuzlaştırmaktan başka sonuç vermeyeceği ortada olan bir işi yaparken bile koskoca yaz dinlencesi dururken, akademik sürecin iyice ısındığı ekim-kasım aylarının seçilmiş olması, MEB’in içine düşürüldüğü yozlaşmanın, çaresizliğin yansımalarından biridir. “Proje Okul” adıyla yapılan işin asıl anlamı da iktidarın davranışıyla uyumludur: Başarıya ceza kesmek!
  2. Başta da söylendiği gibi, geride bıraktığımız yarıyılda tartışma yaratan en önemli eğitim olaylarından biri de, MEB’in birkaç gün önce askıya çıkardığı, hem ikinci döneme hem gelecek yıllara damgasını vuracak “yeni müfredat” taslağıdır. 53 ders türüyle ilgili taslağın kamuoyunun görüş ve önerilerine açılması kuşkusuz olumlu bir adımdır. MEB, hem bireysel hem kurumsal katkılara açık olduğu belirtilen taslağın alacağı son biçimin şubat sonlarında gerçekleşeceği, peşinden de bu müfredata uygun kitap yazımına geçileceğini açıkladı. Bu bağlamda ilginç olan gelişmelerden biri, MEB’in taslağı sunuşundan hemen bir hafta önce, iktidarın eğitimdeki asıl ayağını oluşturan Eğitim Bir Sen’in, eğitimden bilimi, Cumhuriyeti, çağdaşlaşma değerlerini bütünüyle tasfiyesini isteyen müfredat raporuyla bir süredir TBMM’de yürütülen Başkanlık Sistemi tartışmaları ve oylamalarının aynı tarihlere denk getirilmesidir. Belirginlik kazanan gerçek, tasarlanan “Yeni Türkiye” tablosuna uygun bir “Yeni Müfredat”! İçinden Evrim’in, bilimin, Kurtuluş Savaşımızın, Cumhuriyetin ve önderlerinin varlığını bu önemli ölçüde budamayı, bir sonraki aşamada ise bütünüyle silmeyi amaçlayan bir eğitim yapılanması! Bunun gerçekleşme ya da gerçekleşmemesi ise, saldırıya karşı sergilenecek direnişle orantılı olacak.

Geride bıraktığımız yarıyılın bize göre özeti, toplamı böyledir. Var olan tabloda olumlu bir gelişme görme olanağı yok kuşkusuz. Ama bunu tersine döndürme çabalarını sürdüreceğimize, umutsuzluğa ve umarsızlığa yer vermeyeceğimize göre, her zamanki gibi, mücadeleye devam.

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir