Yeni Dönem, Yeni Türkiye, Yeni İktidar

 

Artık yeni bir dünyadayız, yeni bir Bölgedeyiz ve yeni bir Türkiye’deyiz.

Bu basit saptama, bundan önce olanların bundan sonra olmayacağı anlamına gelir. Arkamızda kalan dönemde olanlara bakarak önümüzde olacakları görmek mümkün değildir.

Bu demektir ki artık eski dönemin sistemi, eski dönemin partileri ve eski dönemin iktidarı, önümüzdeki dönemde olmayacaktır.

Kanıtlar

Yeni bir Dünya’dayız. Bütün kanıtları sıralamaya gerek yok. Dünya ekonomisinin merkezi Atlantik’ten Asya’ya kaydı.

Son kertede belirleyici olan ekonomidir. Artık dünya ekonomisinin belirleyen gücü Asya’dır. Avrupa bu süreçte Amerika’dan kopuyor ve Asya ile birleşiyor. Yani, Avrasya gerçeği, ekonomik, siyasal ve askeri boyutlarıyla ortaya çıkıyor.

Yeni bir Batı Asya gerçeği ile karşı karşıyayız. Aynı şekilde bütün kanıtları sayıp dökmeye gerek yok. 25 Eylül 2017’de Barzani’nin sözde bağımsızlık referandumunun ardından bölge ülkeleri tarihte ilk defa bir araya geldi, silah arkadaşı oldu ve ABD tek kurşun atmadan geri çekilmek durumunda kaldı.

Astana süreci ile Bölge ülkeleri, Batı’nın emperyalist güçlerini dışlayarak sorunlarını kendi inisiyatifleriyle çözme yoluna girdiler. Böylece teröre büyük darbeler indirildi.

Rex Tillerson’u Beyrut’ta, Lübnanlı muhatabını yalnız başına oturmuş beklerken gösteren fotoğraf, adeta eskinin sahneden çekilişini resmeden ve artık yeni Batı Asya gerçeğinin ortaya çıktığını gösteren bir tablo gibiydi.

Ve yeni bir Türkiye’deyiz. Atlantik Sistemi’nin başı ABD ile karşı karşıya gelmişiz. Bugün Afrin’de savaştığımız güç gerçekte ABD emperyalizmidir.

Bütün emareler savaşın şiddetlenerek devam edeceğini gösteriyor. Afrin’den sonra sıra Münbiç’e, ardından Fırat’ın doğusuna gelecek.

Bütün bu olgular eski sistemle ve eski sistemin aktörleri ile yola devam edemeyeceğimizi gösteriyor.

Yeni dönemin yeni sistemi, yeni siyasi aktörleri ve yeni bir iktidarı olacaktır.

Son yüzyılımızdan örnekler

Benzer durumu son yüzyıl içinde birkaç kez yaşadık. Elbette her değişiklik aynı boyutta, aynı kapsamda değildi. Ama sonuçta köklü değişiklikler içeren yeni dönemler söz konusuydu. Ve her dönem kendi iktidarını yarattı.

1919 – 1922 dönemi: Feodal Osmanlı Sultanlığı emperyalist saldırı sonucu yıkıldı. Emperyalizme karşı savaşın sonucunda Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Feodal sistemin yerini Demokratik Cumhuriyet, Padişahın Partisi Hürriyet ve İtilafın yerini Cumhuriyet’in Müdaafai Hukuk Cemiyeti (CHF) aldı.

1945 – 1950 dönemi: Türkiye Cumhuriyeti Bölge Merkezli Dış Politikayı bırakarak Atlantik Sistemi’ne yöneldi. Yeni bir dönem söz konusu oldu.

Yeni dönem, eski dönemin Partisi CHP ile devam edemezdi. Demokrat Parti yeni dönemin Partisi olarak ortaya çıktı ve çok kısa sürede iktidar oldu.

12 Eylül Dönemi: 1980’de ABD’nin “bizim oğlanları” iktidara el koydu. Cumhuriyet’in ithal ikameci ekonomi politikası terk edildi. Emekçi sınıflar üzerinde baskı rejimi kuruldu.

Neo liberal ekonomi politikaları benimsendi. Özelleştirmelerle Cumhuriyetin kamu ekonomisi tasfiye edildi. Türkiye ekonomisi, her bakımdan kapitalist ekonominin merkezlerine eklemlendi.

Üretim ekonomisi baltalandı ve giderek daha fazla borçlanarak ekonominin çarkını döndürme politikası izlendi.

Bu, yeni bir sistem demekti: Neo liberal sistem…Yeni sistemi eski partilerle sürdürmek mümkün değildi.

Yeni dönemin iktidarları, Özal, Çiller ve BOP eşbaşkanlığı iktidarları oldu.

Yeni dönem

İşte Türkiye şimdi böylesine yeni bir döneme giriyor.

Yeni dönemde Türkiye, Atlantik sitemi içinde kalmayacak, Avrasya’daki yerini alacaktır.

Borçlanma ekonomisini sürdüremeyecek, üretim ekonomisine yönelecektir.

Komşularla düşmanlık politikasını değil, birlik politikasını izleyecektir.

Türkiye ancak laik demokratik Cumhuriyetle iç birliğini ve barışını koruyabilir ve komşularıyla ancak, aydınlanma ve laiklik temelinde birleşebilir.

İşte bu politikalar eski sistemin aktörleri ile uygulanamaz.

Yeni dönem, kendisine uygun yeni iktidarı kuracak aktörleri ön plana çıkarıyor.

Şimdi seçim yılındayız. Arkamızda kalan seçimlerin sonuçlarına bakarak önümüzdeki seçimin sonuçları hakkında fikir yürütülemez. Arkamızda olan önümüzde olmayacaktır.

Eski yenilecek, yeni kazanacaktır

16 Şubat günü ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Türkiye’deydi. Tillerson Türkiye’de bugüne kadar hakim olan sistemin efendilerinin temsilcisi olarak gelmişti.

O gün “Rex” (!), Mevlut Çavuşoğlu ile Ankara Palas’ta görüşüyorken dışarıda Vatan Partisi Öncü Gençlik’in protesto eylemi vardı.

Bütün Türkiye eski ile yeniyi bir arada o tabloda gördü. Bu tabloda görülen mücadele, şimdi her yerdedir ve her zamandadır.

“Eski”nin yenilmesi ve “Yeni”nin kazanması, bir kanuniyettir ve önüne geçilemez…

Bu Haberi Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir